Dengeler filminin başrolünü üstlenen Cihangir Ceyhan, Sabah Günaydın TV'de Yasemin Döngel'in sunduğu 'Yasemİnce İtiraflar' programına konuk oldu. Ceyhan, "Dengeler: Biri Olmaz" dizisinin ikinci sezonu beklenirken neden film olarak vizyona girdiğiyle en çok merak edilen soruya yanıt verdi. Boks çekimlerinde zorlandığını belirten oyuncu, "Döner tekme atarken kalçamdan 'pat' diye bir ses geldi. Duyduğumuz sese bütün koreografi ekibi 'Herhalde yapamayacağız bu işi' dedik. Sonrasında ayak başparmağım döndü. Bir de gözümün altını boks çanına vurdum." ifadelerini kullandı. Hayatında dengeye ne denli önem verdiğini anlattı, "Affetmek mi, intikam almak mı?" sorusuna verdiği yanıtla da dikkatleri üzerine çekti. İşte röportajın tüm detayları…
-"Dengeler" vizyona giriyor. Heyecan durumunuz nedir?
Heyecanlıyız tabii filmimiz çıkacak. İzleyicisiyle buluşacak, heyecanlıyım.
-Bir sene önce yine bu salonda "Güven Bana" filmi için bir araya gelmiştik. Geçtiğimiz günlerde de "Yankı: Görünmez El" projesinde denk geldik. Bugün "Dengeler"… Belki bu süreçte kaçırdığım işler de olmuştur. Epey aktiftiniz…
Evet. Bir sene içinde zannedersem bir tane sinema filmi, üç tane de dijital proje yaptım. Başka başka şeyler oynadım benim için de çok yoğun geçti.
-Ekran düşünceniz var mı bu arada merak ettim…
Yani aslında okuduğum şeyler var. Son noktaya gelemediğimiz birkaç iş var. Ne yapacağımı ben de bilmiyorum birkaç heyecan verici hikaye var. Hangisini seçeceğim benim için de heyecan verici ama birçok işle muhatap olmak da gerçekten gurur ve mutluluk verici bir şey.
HEMEN BUNA BİR AÇIKLIK GETİRMEK İSTİYORUM…
-"Dengeler" dizisinin ardından filmi için geri sayım başladı. Herkes dizinin ikinci sezonunu beklerken filminin çıkmasına isyan etmiş sosyal medyada. Anladığım kadarıyla film daha önce çekilmiş ama net detayları sizden dinlemek isterim…
Hemen buna bir açıklık getirmek istiyorum… "Dengeler" sinema filmi, "Dengeler: Biri Olmak" dizi projesinden daha önce çekilmiş bir filmdi. Bir festival süreci oldu, şu anda da vizyon sürecinde. "Dengeler: Biri Olmak" dizi projesinin devam filmi niteliğinde bir konumuz yok. "Dengeler: Biri Olmak" dizi projesinin belirli bir yerine kadar farklı bir kurguyla aslında olmayan sahnelerini izlemek gibi, aynı rüyayı görüp başka bir şekilde uyanmak gibi; çok fazla denenmemiş, benzer motivasyonlarla aynı karakterlerin ama "Öyle değil de aslında böyle olsaydı nasıl olurdu?" gibi bir kurgusuyla izleyeceğimiz bir kompozisyonu var şu an sinema filminin. Seyircimiz "Ya ağabey ne güzel izliyorduk diziyi neden böyle oldu bir anda film oldu?" dedi ama öyle bir şey değil. Film olarak çekmiştik bunu, sonrasında dizi. Dizinin devamı olur mu, ikinci sezonu olur mu bilmiyorum.
-İkisi konu ve tema olarak aynı ama değil mi?
Karakterler aynı, motivasyonlar aynı, "Dengeler" dünyası aynı. Dizi olunca başka bir kurgu, bir yerden sonrasının devamı gibi. Aslında birazcık dizinin ilk 4 bölümünün daha güzel pişirilmiş bir yemek hali gibi. Dengeler'i izleyip seven ve Dengeler dünyasıyla alakalı kendi fanatizmini yakalamış kişiler için bir devam filmi veya devam senaryosu kadar heyecanlandıracakları bir sinema filmi.
-Dengeler'in ikinci sezonu gelecek mi?
Hiçbir fikrim yok. Bana da çok fazla soruyorlar ama yazarıyla da yönetmeniyle de konuştum ne zaman olacağını bilmiyorlar.
-Gelsin ister misiniz?
Evet, isterim. Ama dediğim gibi dönemler, durumlar, okuduğumuz şeyler, nasıl bir Dengeler çekeceğiz bunlar da önemli tabii. Ama olma ihtimali var çünkü seyirci çok istiyor bir taraftan yarım kalsın istemiyor. Aslında yarım gibi de bitmedi ama duygusal orası biraz (gülüyor).
-Bilmeyenler, izlemeyenler için en baştan başlayalım. Ne anlatıyor, derdi gayesi ne Dengeler'in?
Dengeler: Hayatında içinde biri olmak, fark edilmek istenen insanların kendince karar verdikleri bir kurgu yaptıkları hikayenin içinde aslında mukadderat dediğimiz durumun onların kendi kurdukları plana biraz gol atması. İnsanların kendi seçeneklerini verip bunun karşılığındaki sonuçları ödemesiyle alakalı kıssadan hisse olmayıp yüzde yüz gerçekliğiyle bize hayatın kanunlarını öğreten, bir yerinden bir şeyler söyleyen bir sinema filmi.
-Karakteriniz Ferit'i biraz sizden dinleyebilir miyiz?
Aslında boksör olmak isteyen, boksör olamamış ama bir şekilde onu bırakmayan, bunu hayallerinde kendi için bir saplantı haline getirmiş, hatta "Anama sözüm var" gibi kendine bunu dert etmiş bir çocuk. Onun yanında 3 karakterin yanında kesişen hikayesini de anlatıyor.
-Sizi filmde boksör olarak izliyoruz. Bunun için bir eğitim almış mıydınız? Daha önce deneyiminiz olmuş muydu?
Yani spor olsun diye daha öncelerde yapmıştım ama Ferit'e hazırlanırken dizi sürecinde ve sinema filminde bir aydan fazla sürede iki tane koreografi var; bir tanesi sokakta çektiğimiz, çok yorulduğumuz, bayıldığımız artık bir şey. Sonrasında yine aynı zorluklarla boks ringinde çektiğimiz bir koreografisi var. Güzel, keyifli bir heves. Yalandan bir eğitim gibi değil de şöyle bir ay, bir buçuk ay; birçok kere de sakatlandım ama biraz Ferit'in kendi temel motivasyonuyla da bağdaşan psikolojik süreç oldu benim için.
-Filmden sonra boksa devam eder misiniz?
Bazen antrenmanlar yapıyorum tabii. Bilmiyorum yani devamını çekersek, bir daha boks yapar mı Ferit veya başka bir boksörü oynar mıyım ileride, umarım oynarım keyifli yani.
"HERHALDE YAPAMAYACAĞIZ İŞİ" DEDİK!
-Aksiyonu bol bir iş. Zorlandığınız sahneler oldu mu? En aklınızda kalan sahneyi sorsam…
Kalçamdan bir kere bir ses geldi döner tekme atarken "pat" diye ne olduğunu anlamadım. 3-4 günde düşünce gücüyle onu böyle iyileştirdim çünkü duyduğumuz sese bütün koreografi ekibi "Herhalde yapamayacağız işi" dedik. Sonrasında ayak başparmağım döndü. Sonra gözümün altını boks çanına vurdum. Yani zor geçti tabii ki de ama o zaman da dişinle tırnağınla her anında olmanın, onu yapmanın ve bitirmiş olmanın keyfini yaşıyorsun. Bazı setlerde olur; az oynayıp veya süresi az olan insanların bir tadı damağında kalır ama Ferit benim için artık böyle bayılana kadar oynadığım bir şey oldu.
-Aksiyonda iyi miyiz sizce ülke olarak?
Tabii ki de iyiyiz. Çok başarılı stand ekipleri var. Aksiyon yönetmenlerimizin içinde de çok böyle "Ben aksiyon yönetmeniyim" tabiriyle kendini ifade eden insanlar yok ama çok iyi aksiyon çekebilecek insanlar var. Aksiyonda iyiyiz, iyi olduğumuzu düşünüyorum.
-Sosyal medyada "Dengeler" işinin "Sıfır Bir" ile benzerlik gösterdiğini söylemişler. Katılıyor musunuz?
Ya sokak ve suç hikayesi olduğu için benziyor. Ben oynuyorum diye benziyor olabilir (gülüyor). Savaş Satış oynadı Sıfır Bir'de de, Dengeler projesi dizisinde de. Birkaç bilinen isim de var, aslında janrıyla alakalı ama birbirinden çok uzak edebiyatı olan birbirinden farklı işler. Sıfır Bir çok başka bir şeydi, Dengeler nevi şahsına münhasır başka bir şey.
-Aslında bir projeyi kabul ederken kriter olarak neyi baz alıyorsunuz onu merak ediyorum…
Cihangir olarak ne oynayacağıma bakıyorum. Ben neyin parçası olarak oradayım. Gerçekten bir yönetmenin, bir yazarın "Cihangir diye bir oyuncu var, bu çocuk bunu oynayabilir veya bu çocuk bunu oynayabilir mi, bir görüşelim" falan bu noktalar beni çok heyecanlandırıyor. Seyircinin veya insanların aklına ilk gelen tavırda karakterler oynamaktan çok uzak bir sene geçirdim. Bir tek Dengeler; onun da suçu seven, suç popülizmi yapan bir hikayesi yok Dengeler'in. Dengeler gerçekten acılı bir Türk filmi gibiydi aslında bakarsanız. Çok esas oğlan, doğruyu söyleyen, çelik gibi duran profillerde de işler okuyorum. Onlardan da beni çok heyecanlandıranlar oluyor ama aslında bambaşka kötüyü oynayıp bütün sene boyunca Twitter'da iyili kötülü birçok yorum geldiğini hayal ederek okuduğum roller de var. Çeşitli yönetmenlerin çeşitli hikayeleri tarafından muhatap olmak gerçekten çok onur verici bir şey. Bunları seçerken hangisi artık yüreğimi tam güp güp ettiriyorsa onu yapıyorum.
-Anladım ama şunu da sormak istiyorum: Benzer türlerde yer almak, tekrara düşerim korkusu oluyor mu hiç?
Ben aslında bir öncesinde korkak ve kötü adamı da oynamıştım. Tabii ki birbirinden benzersiz şeyler oynamak çok muazzam bir şey. Ama milyonlarca çeşit insan var gibi ama insani davranışların hepsi benzer şeyler. Prodüksiyonunun heyecanlandırması lazım, hikayenin sosyal gerçekçi olması lazım. Çok basmakalıp aynı şeyler okuyoruz, bunların dışında bir tane benzersiz bir şey gördüğünüz zaman o zaman fark edilebiliyor.
-Sahne arkası nasıldı?
Çok acayipti. Birini yazın tişörtlerle çektik, birini kışın çektik. Gerçekten "Dengeler" dizisini izleyip de "Ya çok güzel bir iş olmuş" diyenlerin soluksuz izleyip bayıla bayıla keyifleneceği bir film.
DENGE BİZİ YÜZDE YÜZ MUTLU EDEN BİR DURUM DEĞİLDİR
-Peki, konumuz "Dengeler"… Hayatınızda 'denge' sizin için ne denli önemli?
Her zaman "Dengeli ol, dengede dur" denir. Denge yüzde 100 bizi mutlu eden durum değildir. Sen de alacaksın, sen de vereceksin. Dengede durmak demek sevinç çığlıkları attığın bir hayat formu değildir. Bilmiyorum yani dengede durmaya çalışıyor muyum, bununla ilgili hiçbir düşüncem yok. Öyle kriterler çizgiler koymamaya çalışıyorum.
-"Dengeli biriyim" diyebilir misiniz; yoksa aşırılıklarınız, ayarını yakalayamadığınız konular var mıdır?
Kendi içimizde olan hobilerimiz oluyor veya bazı üzerine gidemediğimiz alışkanlıklarımız. Gerçekten kişi istediği zaman kendince denge noktasında eksik bulduğu şeylerin üstüne bir tek kendisi gidebilir. Dışardan senin için ben özelinde dengeli görünen bir şey benim için hiçbir şey ifade etmiyor olabilir. Onun için dengeli olup olamadığını kişi kendisine sorup kendisi mutlu olup olmadığı konusunda kendine cevap verebilir. Aslında birilerinin hayatını etkilemediği sürece dengede durmaya çalışmak kişinin kendi tasarrufuyla alakalı ama siz özelinde veya başkası özelinde bir şey etkileniyorsa tabii ki de kendi dengeme göre, kurmasını istediğim denge özelinde çeşitli şeyler yapıyordur insan.
İNTİKAM DUYGUSU İNSANA YAKIŞMIYOR!
-Dizide bir intikam durumu var. Siz bu duyguya nasıl bakıyorsunuz? Şöyle kapsamlı bir şekilde düşündüğünüzde: Affetmek mi, intikam almak mı?
Ya tabii ki de affetmek. İnsana yakışan affetmektir, affedebiliyor olmaktır. Bu affedip affetmemeyle alakalı duruma kendisini getirmiyor olmaktır. Hayatını buna dair çizgide ve düzlemde dengede tutmaya çalışması lazımdır bence yani. Bilmiyorum intikam duygusu insana yakışan bir duygu değil bence.
-Bir de çok yoran bir duygu…
Ya tabii ki de diğer yorucu bazı bünyeye kötü gelen hisler gibi. Kinci biri değilim, intikamcı biri değilim, lastiği bir taraftan çekiyorlarsa senin çekmemen lazım. Kendimi her zaman bu enerjilerden uzak tutarım. Kendimi bu durumlarla alakalı muhatap etmemeye çalışırım.
-Karakteriniz hayalleri uğruna da bir adım atıyor baktığımız zaman, beraberinde de gelişen olayları izliyoruz. Sizin hayalleriniz uğruna yaptığınız en büyük çılgınlık neydi?
İşte şu andaki yaptığım mesleğe dair kendime inanıp bununla alakalı yıllarca uğraşmam, bir hayalin peşinden koşmam. Evet bir hayalin peşinden koştum, bir çılgınlık yaptım mı? Evet bir çılgınlık yaptım insanların düşündüğünün aksine bana çizdikleri rotada değil de kendi vizyonuma göre yaşamak istediğim şeyle alakalı bir şeyler yaptım. Hayallerinin peşinden koşmayla alakalı bir dünyadaysan çok çılgınlık yapmayla alakalı bir tasarrufun yok zaten bu senin diğerlerinin göremediği, onlara çılgınlık gibi gelen ama aslında senin istediğin yolda giderken kendine kurduğun yol planı.
-1 senede farklı işlere imza attığınızdan bahsetmiştik röportaj başında. Peki, bundan sonrası için hedefleriniz neler?
Şükürler olsun işlerim çok güzel. Maşallahı var. Bunları da böyle açık yüreklilikle söylemeyi de severim çünkü bu dijital bir platformda ben özelinde çıkan şöyle de bir algı vardı: Sıfır Bir dizisinden sonra çıkan arkadaşlarım içinde "Ya bir yerlere gelsin bu çocuklar, kendi kendilerine bir şeyler yaptılar noktasında" ama bu işi 8 senedir yapıyorum. Çok güzel şeyler yaşadım; beni izleyen, beni iyi yerlerde görmek isteyen herkese hem teşekkür ediyorum. İnşallah yine 1 sene içinde sizlere de bu soruları sorduracak, insanları da mutlu edecek işler yaparım.
KISA SORULAR
-Hayata karşı sizi güçlü kıldığına inandığınız bir sloganınız var mı?
"Ben bu kişiyim" demezsen kimse sana "Sen bu kişisin" demez. Bu küstah olmadan ama varlığınla kendi içinde bir problem yaşamadan ne istediğini bilir bir şekilde hareket etmek.
-"Kendimi en çok bu konuda eleştiririm" dediğiniz şey nedir?
Ya bu anlam arayışım, kendimi arayışım. Bununla ilgili artık diyorum ki bir durulsam mı? (gülüyor).
-Çok keşkeleriniz var mıdır hayatta?
Yok.
-Gamsız biri misiniz?
Yok. Ona da yok. Saçlarımdan anlayacağınız üzere (gülüyor).
-En büyük zaafınız nedir?
Tabii ki de sevgi, maneviyat. Onun dışında böyle hayattan çok vazgeçilmeyecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. En vazgeçilmez şeyin algı olarak kendimiz olmalıyız ilk başta ama onun dışında tabii ki de ailemiz, eşimiz, dostumuz, sevdiklerimiz, itibarımız, ismimiz, izzetinefsimiz… Bunlar vazgeçemediğimiz şeyler.
-Şanslı biri olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Çok.
-Neyi asla affetmezsiniz?
Riyakarlık. Namussuzluk. İzzetinefissizlik. İnsanın kendi fıtratına yakışmayacak davranışları tabii ki de insan affetmez.
-Hayatınızda "ilham kaynağım" dediğiniz biri var mı?
Birçok kişinin hayata tutunması özelinde beni duygusal etkileyen melodiler olmuştur. Bu adam belki başarılı birisidir, belki ritmik olarak 30 senedir aynı hayatı yaşayan kişidir. Bu tarz insanların o belli başlı duyguları, hayata bakışları, o yüzlerindeki tebessüm veya tevazu noktasında bunlara imrendiğim olmuştur tabii.