New York'taki bu uzun yolculuğundan; 3 kısa film, 12 tiyatro oyunu, 3 müzik video, 6 reklam filmi yönetmenliği, bir Amerikan kanalında Türk yemeklerini anlatan programın sunuculuğu yaptınız. Hedeflerinize ulaştıktan sonra mı Türkiye'ye geri döndünüz? Dönüş nedeniniz tam olarak neydi?
-Demin dediğim gibi bir büyük hedefim daha vardı, onu yapamadım. Bir Türkiye tatili esnasında tekrar oyunculuk yapabilmeye dair bir fırsat çıktı karşıma. Ev zaten Amerika'daydı, kardeşim, tüm düzenim orada. Bir deneyeyim dedim. Deyiş o deyiş. 😊 10 yıl uzun bir zaman. 20'lerinde gidip 30'ların sonunda, hem de 50kg fazla dönüyorsun.
HİÇBİR ZAMAN MAGAZİNEL BİR İNSAN OLMADIM
-Gittiğim dönemlerde öyle internet sosyal medya falan yok. Zaten hiçbir zaman magazinel bir insan da olmadım. Bilenler sadece oyunculuğumla tanıyor beni. Bu kadar uzun bir ara verip de bambaşka bir insan olarak piyasaya geri dönmek gerçekten zor iş. Üstelik sıfırdan değil, eksiden başlıyorsun, çünkü seni hatırladıkları gibi de değilsin. Ama hep söylerim, ben şanslı bir insanım. Vazgeçtiğimi düşünüyordum.
MESLEĞİMİ NEREDE YAPABİLİYORSAM ORADA MUTLU OLUYORUM
-Yönetmen olarak Amerika'da yaşamak, mesleki tatmin manasında yetecek diye görüyordum ama öyle değilmiş. Tekrar oynar mısın dediklerinde o kadar heyecanlandım ki! Bir şeklide gene o gemiye binmiş bulundum. Amerika hep orada. Kardeşim, düzenim, dilediğim zaman gidip gelebilecek yasal haklarım. Hatta orada da bir menajerim var, gidip çalışmam konusunda epey ısrarlı. Gelecek günler yıllar ne gösterir bilemiyorum. Orada da çalışıp yaşayabilirim, burada da. Mesleğimi nerede yapabiliyorsam orada mutlu oluyorum. Ama o 10 sene Türkiye'nin nasıl burnumda tüttüğünü de hiç unutmuyorum. 😊
Kendinizi nasıl tanımlarsınız, hayat mottonuz nedir? İçinizde nasıl bir ruh taşıyorsunuz?
-Gene zor soru. 😊 İyimser, meraklı, empat, güler yüzlü, disiplinli, hızlı kararlar alan diyebilirim. Hayat mottom, herkese de tavsiye ettiğim üzere kendimiz dahil, hiçbir şeyi hiç kimseyi olduğundan büyük algılamamaya çalışmak. Olduğu gibi kabul edip, onunla barış içinde yaşamak.
RUHUM KARIŞIK
-Büyük kafa rahatlığı getirdiğini düşünüyorum çünkü aksi; yani çok da elimizde olmayan durumları, kişileri değiştirmeye çalışmak bence çok yorucu. Zaten olanın da hayrına inananlardanım. Ruhum ise karışık; bazen bin yaşında hissediyorum, bazen de sırt çantamı alıp sokak göstericisi olarak dünyayı gezebileceğime inanıyorum. Kış değilse de sonbahar-ilkbahar arasında geziniyorum. Umutlu bir insanım... Sanki... 😊
Hiç hayatta 'Keşke'leriniz oldu mu?
-Elbette olmuştur ama yaptıklarımdan çok yapmadıklarıma. Cesaret edemediklerime. Maalesef bunun telafisi de mümkün değil. Yaptığınız kadarsınız ya bu hayatta, işte herkese tavsiyem; ellerini korkak alıştırmamalarıdır. En azından denemeden gerçek potansiyelinize hiçbir zaman ulaşamazsınız. Ve hayatınızda bunu sadece kendiniz için siz yapabilirsiniz.
Hayatta 'Asla yapmam' dediğiniz şeyler nelerdir?
-Bile bile birinin ekmek parasına engel olmam. O kişiden ne kadar kötülük görmüş olursam olayım. Kusur kapatan bir yapım var zaten. Sosyal normları hariç tutarak cevaplıyorum bu sorunuzu. Beddua etmekten çok korkarım. Sayılıdır hayatımda. Sonrasında da çok sorgulamışımdır. Haksızlığa, özellikle de bana değil başkalarına karşı yapıldığında susmak da galiba asla yapamayacaklarımın arasında.
Aşk size ne ifade ediyor? Hayatınızda biri var mı?
-Aşk, masmavi. Işıl ışıl bir ruh hali. Çok geçici olduğunu da belirtmem gerekiyor. Sonrasında ya sevgiye dönüyor ve uzun yıllar devam ediyor, ya da başladığı gibi hızla silinip gidiyor. İnsanın üzerindeki hormonal etkilerini seviyor olmakla beraber, o bir çeşit delilik halinden hoşlanmıyorum. Gençken daha kolay aşık olmak. Yaş aldıkça insan kendine, kurduğu düzene daha bir düşkün oluyor galiba. Hayatımda biri yok. Uzun zamandır da yok. Dürüst olmam gerekirse senede bir iki falan mutlu çiftlere bakıp iç geçirdiğim olmuyor değil ama günlük rutinimde aklıma bile gelmiyor.
Sosyal medyaya bakışınız nedir?
-Kendi adıma bir nev'i CV gibi kullanıyorum sanırım. Çünkü çok çok özel anlarımı ya da düşüncelerimi sergilemekten pek hoşlanmıyorum. Zaten kendi isimlerini kullanmayarak yazıp çizenler pek de tekin gelmiyor bana, onların da kendilerine göre nedenleri vardır diye düşünüyorum. Kimsenin hayatı oralarda paylaştıkları fotoğraflar kadar mükemmel değil, biliyorum.
BEĞENİ SAYISINA GÖRE HAREKET ETMEK ÜZÜCÜ GELİYOR
-Bir çeşit kendini var etme çabası gibi geliyor kimi hesaplara baktığımda. Beğeni sayısına göre hareket etmek üzücü geliyor. Ama, gerek vakitsizlik olsun, gerek mesafe, uzun zamandır yüz yüze göremediğim arkadaşlarımın paylaşımlarıyla mutlu da oluyorum. Sanki onlardan haber almışım, beraber bir çay içiyormuşuz gibi.
Bir de fanlar var tabii. Onlara bayılıyorum. Bazen anlamakta güçlük çekiyorum ama her gün fotoğraflar hikayeler paylaşmalarını da takdirle seyrediyorum. Bir de eskiden çok öyle düşünmezdim ama özellikle bir kısım gencin sizi örnek alıyor olmaları da enteresan bir duygu. Haber ve gündem takip etmeye çalışıyorum, bu anlamda da sosyal medya faydalı oluyor.