Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ni bile tetikleyebiliyor!

  • 1
  • 31
ni bile tetikleyebiliyor!
Mide kanserini bile tetikleyebiliyor!

içerdiği minerallerle vücudumuzun yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirebilmesinde son derece önemli bir role sahip. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre; günde ortalama 5 gram tuz (bir silme çay kaşığı) almamız vücudumuz için yeterli geliyor. Son yıllarda yapılan kısıtlamalarla bu miktarın 14,8 grama düşürüldüğü belirtiliyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin düşük miktarda alındığında hayatımızda önemli fonksiyonu olan tuzun, bunun tam aksine ideal miktarın üzerinde tüketildiğinde ise zehirden farksız olduğu uyarısında bulunarak, "Tuzun başta lerde hasar oluşturmaktan kan basıncını yükseltmeye kadar pek zor zararı oluyor. Bu nedenle günlük tuz tüketimini kısıtlamak yaşamsal öneme sahip" diyor.

  • 2
  • 31
ni bile tetikleyebiliyor!
Mide kanserini bile tetikleyebiliyor!

Yaygın inanışın aksine tüketilen un büyük bir kısmı mutfak masasında yemeklere eklenen tuzdan değil, işlem görmüş besinlerden geliyor. Öyle ki işlenmiş besinler sodyum alımının genelde yüzde 75 gibi yüksek bir oranını oluşturuyor. Bu nedenle tuz alımını azaltmak için sofradan tuzu kaldırmanın yanı sıra işlenmiş besinlerden kaçınmak da çok önemli. Peki, pek çoğumuzun yemeklere hiç düşünmeden bolca serptiği tuz sağlığımızı nasıl etkiliyor? Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin ideal miktarın üzerinde alınan tuzun hangi hastalıklara yol açabildiğini anlattı, önemli bilgiler verdi.

  • 3
  • 31
ni bile tetikleyebiliyor!
Mide kanserini bile tetikleyebiliyor!

KAN BASINCI YÜKSELİYOR

Diyetteki artışı kan basıncını yükseltiyor. Tuz tüketimi arttığında aynı zamanda kan basıncını düşürmek için alınması gereken tansiyon düşürücü ilacın dozu ve sıklığı da artıyor. Bunun nedeni ise tuzun tansiyon ilaçlarının etkisini azaltması. Özellikle de ACE inhibitörü ve ARB grubu tansiyon ilaçlarının etkisine direnç gelişmesine yol açıyor. Tuzla hipertansiyon arasında doza bağlı ve doğrudan bir ilişki mevcut. Tuz alımının azaltılması uzun dönemde kalp hastalıkları ve inme riskini azaltıyor. Örneğin, diyetle alınan tuzun 10 gramdan 5 grama düşürülmesiyle inme riski yüzde 23 ve kalp damar hastalıklarının riski de yüzde 17 oranında azalabiliyor.

  • 4
  • 31
ni bile tetikleyebiliyor!
Mide kanserini bile tetikleyebiliyor!

BÖBREKLERDE KALICI HASAR OLUŞTURABİLİYOR

lu beslenme, sadece sistemik kan basıncını yükseltmekle kalmıyor, hücreleri içindeki basıncı da arttırıyor. Glomeruller adı verilen hücrelerin içindeki basınç artışı, böbreğin süzme membranını proteinlere daha geçirgen hale getiriyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin idrarla protein atılımının artmasının da uzun dönemde böbrekte kalıcı hasar oluşturabildiğine dikkat çekiyor.

  • 5
  • 31
ni bile tetikleyebiliyor!
Mide kanserini bile tetikleyebiliyor!

İNSÜLİN DİRENCİNİ ARTTIRABİLİYOR

Yüksek sodyum içeren diyet, kanda leptin düzeyini yükseltiyor. Bu hormonun artışı karın bölgesindeki yağ hücrelerini çoğaltıyor. Karın bölgesinde yağlanma da bel çevresinin genişlemesiyle sonuçlanıyor. Bunun sonucunda direnci artıyor. Düşük sodyumlu beslenme tarzı ise glukozu dokulara taşıyan transporterlerin miktarını ve yağ hücrelerinin içindeki insülin reseptörlerini düzenliyor ve insülin direnci azalıyor. Özellikle a duyarlı kişilerde diyette tuz kısıtlandığında, insülin direnci düşüyor.

  • 6
  • 31
ni bile tetikleyebiliyor!
Mide kanserini bile tetikleyebiliyor!

MİDE KANSERİ RİSKİNİ YÜKSELTİYOR

Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin yüksek sodyum içeren beslenme tarzının mide mukozasında hasar oluşturduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: " Hasarlanan mukoza kanserojen maddelere daha hassas hale geliyor, helicobacter pylori adlı bakterinin midede daha uzun süreli olarak yerleşmesine ve hasar yapmasına yatkınlık yaratıyor. Hasarlanan mide mukozasında da kanser gelişebiliyor. Bu nedenle lu gıdalar, tütsülenmiş ve salamura gıdalardan uzak durmak gerekiyor"

  • 7
  • 31
ni bile tetikleyebiliyor!
Mide kanserini bile tetikleyebiliyor!

KEMİK ERİMESİNİ TETİKLEYEBİLİYOR

50 yaş üstündeki her 2 kadından ve her 5 erkekten 1'i osteoporoz olarak adlandırılan kemik yoğunluğu azalması nedeniyle kemik kırıkları problemleri yaşıyor. Yüksek içeren beslenme tarzı, kemiklerden kalsiyumun serbestleşmesine ve idrarla vücuttan atılmasına yol açıyor. Sonuçta kemikler zayıflıyor ve kolay kırılabilir hale geliyor. Menopoz dönemindeki kadın hastalar ve yaşlılar özellikle yüksek risk altında oluyor.

BİZE ULAŞIN