Türkiye'nin en iyi haber sitesi

100 yıl geçse de Gulyabani ürkütmeye devam ediyor

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 100 yıl önce kaleme aldığı daha sonar filmine de ilham olan Gulyabani romanı bugün yeni baskısıyla tekrar okurlarla buluşuyor. Filmin ikonik müziğini anında kulaklara getiren roman, Gürpınar’ın ustaca üslubunu bize tekrar hatırlatıyor

Giriş Tarihi: 6.3.2020 ABONE OL
100 yıl geçse de Gulyabani ürkütmeye devam ediyor
" - Çok garip, Gulyabani son olarak nerede görüldü, bu bahçede...
- Evet, bu bahçede.
- Biz bu kapanları niye kurduk? Gulyabani'yi yakalamak için! Peki, kim yakalandı, ben! O halde...
- Kumandanım?
- Efendim yavrum?
- Gulyabani sensin!
- Evet benim...
- Gördün mü, nihayet itiraf etti."
1976 yapımı Süt Kardeşler filmini bu topraklarda doğup da izlemeyen insan sayısı çok azdır... Öyle ya, Kemal Sunal ile Şener Şen arasında yaşanan yukarıdaki diyaloga şahit olup da yüzünde bir tebessüm oluşmayacak olanımız var mı? Peki, kaç kişi Türk sinemasının bu kült filminin aslında Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanından uyarlandığını biliyor dersiniz?
Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1912 yılında kaleme alıyor Gulyabani romanını. Her ne kadar film Hüseyin Rahmi'nin romanından esinlenerek sinemaya uyarlandı dediysek de romanda Sadık Şendil'in senaryosundaki süt oğlan Şaban, kumandan Hüsamettin, emir eri Ramazan ya da damat Bayram gibi karakterler yok. İki eserin ortaklaştığı temel noktalar bir köşk, köşkün varlıklı sahibesi ve oraya musallat olan dev gulyabani! Burada Gulyabani'nin foyasını ortaya çıkartmak Şaban'a, Ramazan'a, değil konağın hizmetlisi Muhsine ile sevdalısı Hasan'a düşer...
Remzi Kitabevi etiketli yeni baskısıyla raflarda yerini alan Gulyabani yazılalı 100 yılı geçti. Peki, bugün hâlâ bu romandan ve filmden bahsediyorsak Gürpınar'ın büyüsü ne olmalı? Cevabın bir parçası galiba romanın girişinde Hüseyin Rahmi'nin yaşlı bir kadınla mektuplaşmalarının yer aldığı kısımda... Yazardan içinde türlü hurafelerin yer aldığı bir roman yazmasını isteyen yaşlı kadın, isteğini şöyle dile getiriyor: "Bu eseriniz romanla masal arasında bir şey olmalıdır. Ya masalı şimdiki romanlar sırasına yükseltmek derecesinde bir sanat gösterecek ya da kıymetini düşürmeden romanı masal derecesinde sadeleştireceksiniz." İşte Hüseyin Rahmi'nin başardığı şey de bu olsa gerek, roman ve masalı birbiriyle bu kadar yakın temasa sokup ikisinden özgün bir ton tutturabilmesi...
Evet, bugün bakıldığında Gulyabani okuyucusuna gizemli bir anlatı vaat etmiyor. Ancak H. Rahmi'nin gerek dili kullanmadaki ustalığı, aşırılıktan kaçıp olay örgüsüne odaklanması gerekse de batıl düşünceler karşısında insanlığın ne gibi aciz durumlara düşeceğini göstermesi düşünüldüğünde, değil 100, 200 yıl geçse de bu romanı konuşulacak bir seviyeye taşıyor.

ARKADAŞINA GÖNDER
100 yıl geçse de Gulyabani ürkütmeye devam ediyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA