Tüm darbelerde olduğu gibi FETÖ'cü kalkışmada da hainlerin başkentteki öncelikli hedefi TBMM idi. Ancak Meclis'in kuruluş mayasında "işgale direnmek" ve asla "teslim olmamak" vardı. 100 yıl önce Polatlı'ya kadar ilerleyen Yunan'a meydan okuyan Meclis; sağcı, solcu demeden bu kez tek yumruk olarak FETÖ'cü darbecilerin tepesine indi. Cumhuriyeti kuran TBMM, 15 Temmuz 2016 gecesi, hain darbe girişimine karşı gövdesini siper ederek ikinci kez "gazilik" unvanını aldı.
BAŞKENT SEMALARINDA F-16'LAR
Kanlı darbe girişiminden bir gün önce Meclis sabaha kadar çalışıp tatile girmişti. Vekiller gündemdeki yasaları çıkararak tatil için dağılmıştı. Ancak 15 Temmuz akşamı yerini gecenin karanlığa bırakırken sonik patlamalarla alçaktan uçan F-16 savaş uçakları, büyük bir bilinmezi de beraberinde getirmişti. Düşmana karşı vatan savunmasında kullanılmak üzere bu aziz milletin boğazından keserek alınmasına öncülük ettiği F16 savaş uçakları o gece, üniformalı FETÖ'cüler tarafından ele geçirilmiş, milli iradenin kalbini bombalacak kadar gaddarlaşmıştı.
106 KAHRAMAN VEKİL
Kısa süre sonra yaşananların FETÖ'cü hainlerin darbe girişimi yaptığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tarihi çağrısıyla halk meydanlara dökülürken Başkentliler de Külliye, TBMM ve Genelkurmay Karargahına, Kızılay'a akın etti. Ankara'da bulunan AK Partili milletvekilleri, TBMM'yi darbeci hainlerin ele geçirmesini önlemek ve halkla birlikte direnmek için WhatsApp grupları olan "AKGRUP" üzerinden örgütlenerek Meclis'e doğru hareket etti. 80 AK Partili milletvekiline 16 CHP, 10 da MHP milletvekili katıldı. 106 milletvekili; bombalara, kurşunlara sabaha kadar darbeye karşı direndi, adeta canlı kalkan oldu.
BOMBALARIN ALTINDA
O gece, Meclis kampüsüne girmek sadece vekiller için değil, biz haberciler için de zordu. FETÖ'cü hainlerin girişini önlemek amacıyla belediyenin damperli araçlarıyla Meclis'in üç giriş kapısı kapatılmıştı. Milletvekilleri "Meclis'e gidiyoruz" deyince biz de yola çıktık. Dikmen Kapısı'na gittik ancak girişimize izin verilmedi. Çünkü o anda sıcak çatışma devam ediyordu. FETÖ'cü alçaklar helikopterden Meclis Halkla İlişkiler Binasının girişini tarıyor, kahraman polisler beylik tabancılarıyla karşı koymaya çabalıyordu. Dışarıda kalan milletvekilleri ile birlikte pes etmedik, son umut olarak Ayrancı Kapısı'na yöneldik. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da Ayrancı Kapısı'ndan içeri girmeye çalışıyordu. Aslında Kızılay'da bir tankın üzerine çıkmak istemiş ama milletvekili arkadaşları, "Siz bakansınız. Hedef alıp saldırırlar, oradaki vatandaşlar da zarar görebilir" diye ikna edince Meclis'e yönelmişti. Bozdağ'ın mücadelesi ile bizler de TBMM bahçesine içeri girmeyi başardık ve Genel Kurul binasına yöneldik. Ana bina ile kapı arasındaki 200-300 metrelik mesafeyi yürümek hiç kolay değildi. Sanki bir savaş filminin tam ortasındaydık. Uçaklar milli iradenin en müstesna merkezlerini hedef alırken helikopterler, Meclis'e kurşun yağdırmayı sürdürüyordu. Bizimle birlikte Meclis'e giren milletvekilleri de kurşunların hedefi olmamak için binaların çatı altlarından, duvar diplerinden adeta sürünerek Genel Kurul Salonu'nun bulunduğu ana binaya ulaştı. Bu sırada sağımıza solumuza kurşunlar yağıyordu.
DEMOKRASİ İÇİN TEK VÜCUT
Binaya ulaştığımızda gördük ki darbe girişimi tüm siyaseti birleştirmişti. Olağan zamanlarda kıyasıya siyasi mücadele veren iktidar ve muhalefet tek yumruk olmuştu. Soluğu Genel Kurul'da alan vekiller Meclis'i gerekirse ölümüne korumaya kararlı bir şekilde omuz omuza mücadele veriyordu. Milletvekillerinin önemli bir bölümü darbeye direniş için silahlarıyla birlikte gelmişti. Olur da hain darbeciler içeri girmeyi başarırsa ölümüne milletin ve demokrasinin kalbinin "düşmemesi" için mücadele edeceklerdi.
DARBECİLERİN DENGESİNİ BOZAN HAMLE
Binaya ulaşanlar Genel Kurul Salonu'na akın etti. Dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın başkanlığında Genel Kurul olağanüstü toplantıya başladı. Milletvekilleri kürsüye çıkıp FETÖ'cü darbecilere meydan okudu ve bu görüntüler canlı yayınlandı. Bu hamle darbecilerin dengesini bozdu. Cumhurbaşkanımızın çağrısı ve Meclis'in açık olması, FETÖ'cülerin darbeyi başaramayacakları anlamına geliyordu. Aynı zamanda Meclis'in çalışması sokaklardaki vatandaşların mücadele azmini de arttırıyordu. Bir süre sonra savaştaki düşman bir ülkenin bile yapmayacağı olaylara tanık olduk. Meclis'in üstünde uçan helikopterler; lokanta ve komisyon toplantı salonları başta olmak üzere ana binayı yaylım ateşine tuttu. Her dakika biraz daha artan kurşun sesleri bizlere kadar ulaşıyordu.
BİZE DÜŞEN ÖLMEKTİR
Kahraman, "TBMM görevindedir. Biz de milletin temsilcileri olarak burayı terk etmiyoruz" restini çekti. İktidar ve muhalefet milletvekilleri çıktıkları kürsüde demokrasi ve milli birlik odaklı, darbeyi lanetleyen konuşmalar yapmaya başladılar. Hepimiz için "o gecenin kırılma anı" ise Bozdağ'ın bombalar arasında "Bomba da atsanız buradayız, cesetlerimizi çiğnemeden parlamentoya giremeyeceksiniz. Bize düşen burada ölmektir" diyerek hain terör örgütüne meydan okumasıydı. Hafızalarımıza kazınan bir başka an da AK Parti Kırıkkale eski Milletvekili Ramazan Can'ın kollarını açarak Genel Kurul'da ilerlemesi oldu. O fotoğraf hala 15 Temmuz gecesinin sembol görüntülerinden biri...
TBMM BOMBALANDI
Konuşmalar devam ederken Türkiye'nin okullarında okumuş, ekmeğini yemiş FETÖ'nün gözü dönmüş hain pilotları, görevi ülkeyi korumak olan ve halkın vergileriyle alınmış F-16 uçaklarından halkın Meclis'ini bombalamaya başladı. Bozdağ kürsüde konuşurken bahçeye düşen ilk bombanın sesi kulaklarımızı sağır etti. Bozdağ ve milletvekilleri buna rağmen "mücadeleye devam" dediler. Ancak kısa bir süre sonra bizlerin de içinde bulunduğu Genel Kurul Salonu'na düşen bomba deprem etkisi yarattı. Olduğumuz yerlerde sarsılırken toz dumandan bir metre yanımızdaki milletvekilini ya da arkadaşımızı bile göremiyorduk. Tavandaki dev avizeler sallanıyordu... İlk şok atlatıldıktan sonra milletvekilleri, büyük bir kararlılıkla darbecileri ve Meclis'in bombalanmasını alkışlar ve sloganlarla protesto etmeye başladı. Cesaretle darbeye direnmeye devam ettiler. Güvenlik güçleri tehlikenin arttığını belirtip sığınağa inmemizi istiyordu. Direnen, "gitmeyelim" diyen milletvekilleri oldu. Sonunda sığınağa gitme kararı alındı ve Genel Kurul'dan ayrıldık. İşte o zaman yaşanan felaketin büyüklüğünü görebildik. Başbakanlık makam odasının bulunduğu bölümde taş üstünde taş kalmamıştı. Bombanın etkisiyle Meclis'in bazı ana taşıyıcı kolonları parçalanırken duvarlar yıkılmış, tüm camlar tuz buz olmuş, kapılar parçalanmıştı. Herkes birbirine "Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu bir asker nasıl kendi ülkesine buna yapacak hale gelmiş olabilir" diye soruyordu. Bombanın bir kaç metre daha yakına düşmesi hâlinde 106 milletvekiliyle birlikte bizlerin de ölebileceğini fark ettik. Enkazın üzerinden yürüyerek ilerlerken bir arkadaşımızın "Ben 10 dakika önce yerle bir olan bu koridordan geçtim. 10 dakika geç kalsam yaşamayacaktım" sözleri hâlâ kulağımızda çınlıyor.
ALTERNATİF ÇIKIŞ PLANI
Sığınak olarak indiğimiz yerin sığınakla hiçbir ilgisi olmadığını gördük. Burası adeta depoya dönüştürülmüştü. Milletvekilleri ve bizler bulduğumuz boş yere bağdaş kurup oturduk. Güvenlik birimleri gelişmeleri TBMM Başkanı Kahraman'a aktararak sığınakta bulunanları dışarıya çıkmamaları konusunda uyardı. Güvenlik amirleri; olası bir sızma ve çatışma hâlinde Başkan Kahraman, bakanlar ve milletvekillerinin dışarıya nasıl çıkarılacağına ilişkin senaryolar üzerinde çalıştı. Sığınak girişinde tertibat aldıran güvenlik amirleri, bu kapının kaybedilmesi hâlinde sığınağın bir duvarının yıkılarak ana binadan dışarı çıkılmasını sağlayacak acil bir plan hazırladı.
HELİKOPTER İNECEKTİ
FETÖ'cü hainlerin helikopterle Meclis'e inecekleri bilgisi gelince Ramazan Can ve bazı milletvekilleri, polislerden silah isteyip "Onların Meclis'i ele geçirmesine asla izin vermeyeceğiz" dediler. Hain darbeciler, saat 05.10 sularında helikopterlerle TBMM bahçesine asker indirme girişiminde bulundu. Ancak Meclis'teki özel harekât timleri, sığınaktan çatıya çıkan yolu kullanarak darbeci askerlerle çatıştı ve Meclis'e iniş yapmalarına izin vermedi.
CUMHURBAŞKANI'NDAN DEMOKRASİ TEBRİĞİ
Dışarıda ne olup bittiğine ilişkin yoğun telefon trafiği yürütülüyordu. Bizler de küçük bir televizyonun etrafında dışarıda neler yaşandığını takip ediyorduk. Kahraman; Cumhurbaşkanı ve Başbakan'la görüşerek mesajlarını sığınakta bekleyiş içinde bulunanlara aktardı. Erdoğan, cep telefonundan sığınaktaki milletvekillerine demokrasiyi korumak için gösterdikleri cesaret nedeniyle teşekkür etti. Cumhurbaşkanının kararlı duruşu, Meclis'te verilen mücadeleyi de perçinlemişti. Genel Kurul'un sabah yeniden açılması ve dört partinin imzalayacağı ortak bir deklarasyon hazırlanması kararlaştırıldı. İktidar ve muhalefet temsilcileri deklarasyon metninin yazımı için uzun süre çalışma yürüttü. Ve sabaha karşı o beklenen güzel haber ulaştı: "Hain darbe girişimi püskürtülmüştü."Meclis şanlı bir direnişe sahne olurken milli irade kazanmıştı.