Balyoz mağdurları adalet istiyor

Giriş Tarihi: 2.3.2014

Balyoz Davası'ndaki paralel yapının izleri hep tartışıldı. 17 Aralık'la birlikte bu yapıya karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Şimdi Balyoz mağdurları ve çocukları adalet istiyor. Bu dava kapsamında 18 yıl ceza alanların aileleri ve grubun sözcüsü Avukat Selim Yavuz Balyoz Davası'ndaki hukuksuzlukları ve ailelerin yaşadığı acıları anlattı

Tarih 20 Ocak 2010. Bir gazetenin 'AKP ve Gülen'i bitirme planı' ve 'Fatih Camii bombalanacaktı' manşetini suç duyurusu kabul eden savcılar 'Balyoz Davası' olarak tarihe geçecek bir soruşturma başlattı. 19 Haziran 2010 tarihinde başlayan yargılamalar 21 Eylül 2012'de sona erdi. Yargılanan 325 sanık, darbe suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Daha sonra bu kararlarda eksik teşebbüsten bazı indirimlere gidildi. Yargıtay, 9 Ekim tarihinde bu kararı bozarak 237 sanık hakkında 16 ile 20 yıl hapis cezasına çarptırılmalarına karar verdi. Yargıtay'ın tüm sanıklar hakkında bozma kararı vermesini bekleyen aileler üzerinde bu sonuç şok etkisi yarattı. Delillerin sahte olduğu iddia edildi. Planların darbe teşebbüsü sayılmayacağı söylendi. Bilirkişi raporlarının göz ardı edildiği, şahitlerin dinlenmediği öne sürüldü. En önemlisi o günlerde Cemaat örgütlenmesi, bugünlerde ise yargıdaki paralel yapı olarak adlandırılan örgütlenmenin Balyoz Davası'nda belirleyici olduğunun ısrarla altı çizildi. Ancak sonuç alınamadı. Babaları Balyoz Davası sonucu 18 yıla mahkum edilen beş acılı evlatla, davayı ve yeniden yargılamayı konuştuk.

- Selim Bey, babanız Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz da 18 yıl ceza aldı. Her şey Ocak 2010 tarihinde atılan o gazete manşetiyle başladı. Babanız tutuklanacağını, böyle bir sürecin yaşanacağını tahmin ediyor muydu?
- Selim Yavuz:
Taraf gazetesindeki o manşeti okuduğumuzda şaşırmadık. O günlerde böyle spekülatif yayınlar yapılıyordu. Ancak içeriği görünce çok şaşırdık, bir Word belgesi görüyorsunuz. Belgenin içinde isminiz geçiyor, bunları yapacaklarmış deniliyor. Önce 'Sahte bir belgeyle ne kadar ileri gidilebilir?' diye düşündük. Kendimizi kesinlikle haklı görüyorduk. Fakat siyasi davalarda bu işler maalesef hukuki yürümüyor. Balyoz Davası'nda bunu gördük.
- Babanızın darbeci olabileceğine hiç inandınız mı?
- Ben babamdan yıllarca darbeci generaller tarafından hazırlanan 1982 Anayasası'nın neden antidemokratik olduğunu dinledim. YAŞ (Yüksek Askeri Şura) kararlarının yargı denetimine kapalı olmasının antidemokratik olduğunu da dinledim babamdan. Babamın, kendisini demokrat olarak lanse edenlerden çok daha demokrat olduğuna inanıyorum.
- Peki sivil darbeler ve askeri darbeler hakkında ne düşürüyorsunuz?
- Bizim ne asker vesayetini ne de yargı vesayetini kabul etmemiz düşünülebilir. Seçimle gelenin seçimle gitmesi esastır. Her türlü aksi senaryonun lugattaki karşılığı 'darbe'dir. Ancak asker vesayeti kalkacak diye insanların hayatları üzerinde kirli oyunlar oynamaya da kimsenin hakkı yoktur.



SAHTE BELGELERLE MAHKUM OLDULAR
- Babanız nasıl tutuklandı? Yargılama sürecinde neler yaşandı?
- Duruşmalardan önce babamın tutuklama kararını 11. Ağır Ceza Mahkemesi kaldırdı. Duruşmalar başlayınca babam tutuklandı. Biz tutuklamaya hiç ihtimal vermiyorduk. Çünkü Balyoz delillerindeki sahtelikler ortaya saçılmıştı. Her gün bir tutarsızlık ortaya çıkıyordu. Davanın normal seyrinde gideceğini, suçsuzluğumuzun ortaya çıkacağını ve insanların beraat edeceğini düşünüyorduk. Apaçık sahteydi deliller. Ama öyle olmadı. Hiç beklemediğimiz bir anda mahkeme savcısı o klişe cümlelerle babamızı tutukladı. Tarihi de çok iyi hatırlıyorum: 11 Şubat 2011. O günden beri tutuklular. Ve bu olay her gün içimizde kanayan bir yara...
- Yargılama sürecindeki hukuksuzluklar...
- O kadar çok hukuksuzluk ve çelişki var ki. Mesela meşhur Calibri fontu hikayesi vardır. 2007'de üretilmiş bir fontun güya 2003 tarihli darbe belgelerde kullanıldığını söylüyorlar. Ve buna inanmamızı bekliyorlar. Sahte olduğu kanıtlanan dijital belgeler... Hangi birini anlatayım? Ondan sonra da 16-18-20 sene cezalar verdiler. Bırakın bir hukukçu olarak, bir insan olarak bunu kendime yediremiyorum. Sahte belgelerle çok açık bir şekilde insanlara zulmedildi.
davayla ilgili çok ciddi şüphelerimiz var
- Bugün Türkiye, paralel yapının yargı, emniyet ve bürokrasideki örgütlenmesini ve bir sivil darbe girişimini konuşuyor. Balyoz Davası'nda bu yapının izlerini gördünüz mü?
- Ben paralel yapının bizim davamıza yön verdiğine inanıyorum. Zaman ve Bugün gazetelerinin, Samanyolu TV'nin yaptığı haberler, oradaki hakimleri nasıl korumaya çalıştıkları, Başbakan Erdoğan Özel Yetkili Mahkemeler'i kaldırmaya çalıştığında verilen tepkileri veya ordudaki Cemaatçi yapılanma ile ilgili soruşturmaları yürüten askeri hakimlerin, savcıların, jandarmaların başına neler geldiğini gördükçe bunlar benim için bir veridir. Tek veri bunlar değil elbette. Ahmet Şık'ın başına gelenler, Nedim Şener'in yaşadıkları, Cemaat aleyhine çalışıp kitap yazan adamların bir anda hapse atılması gibi şeyleri yan yana koyunca insan Cemaat'in bu işin ortasında olduğundan elbette şüpheleniyor. Ve bu çok ciddi bir şüphe.
- Peki o savcılar, polisler şimdi nerede?
- Balyoz operasyonlarını İstanbul Terörle Mücadele yaptı. İstanbul Terörle Mücadele'de Ramazan Akyürek, Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer isimli emniyet müdürlerinin paralel yapının önemli unsurları olduğu iddia ediliyor. Bunlar başka yerlere gönderildi. 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Diken başka bir yere, Zekeriya Öz Bolu'ya gönderildi. Bizim dosyaya bakan savcılar başka görevlere atandı. O savcılar ve polisler başka bir yerlere sürüldü ama babamız hâlâ cezaevinde...

ÖYM 'LERİN KARARLARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
- Özel Yetkili Mahkemeleri'nin kaldırılması davanın seyrini değiştirmedi mi?
- Evet, Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Ama bu yeterli değil. Aynı zamanda ÖYM'lerde hukuksuzluğa imza atmış bütün hakim ve savcıların dağıtılması gerekir. Bununla birlikte ÖYM'lerin verdiği kararların tamamının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeniden yargılamalarla ve başka metodlarla haksızlığa uğramış insanlar varsa haklarınının iade edilmeli.
- Babanızla 17 Aralık'ı konuşma imkanınız oldu mu? Ne düşünüyor bu operasyon konusunda?
- Babamla konuştum. Bu sorunun çözümünü de AK Parti iktidarından bekliyoruz. Sayın cumhurbaşkanı, başbakan, adalet bakanı ve TBMM Başkanı'ndan bu hukuksuzluğun önlenmesi için bir adım atmasını bekliyoruz.'
- Yeniden yargılama olacağına inanıyor musunuz?
- Siyaset bir yeniden yargılama sözü ortaya attı. Bunu da 'Paralel yapının kumpası' diye dile getirdiler. Bu sözler orada kalmamalı. Bu insanlar sırtlarından bıçaklandı. Bir darbe daha yemeye tahammülleri yok. Madem kumpas kurulduğunu düşünüyorlar. Lütfen sözlerinin arkasında dursunlar. İçeride yaşlı insanlar var. Belki de bazıları özgürlüğe kavuştuğunu göremeyecek. O zaman kim verecek bunun hesabını? Üç yaşında bir çocuğun babasından ayrı geçirdiği günlerin hesabını kim verecek? Ben bunu kabul edemiyorum. Siyasetin de kabul etmeyeceğini düşünüyorum.

ARKADAŞINA GÖNDER
Balyoz mağdurları adalet istiyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN