Adamlığım 10 numara

Ferman Toprak, 22 yıldır gece hayatının en önemli isimlerinden biri. Çıktığı mekanlarda yer bulmak mümkün değil. Her kesimden dinleyicisi var. Ama o sadece gece hayatındaki başarısıyla değil, ilginç yaşam öyküsüyle de dikkat çekiyor. Toprak, İzol ve Bezik Aşireti'nin bir üyesi

Giriş Tarihi: 15.11.2015
Adamlığım 10 numara
Ferman Toprak 22 yıldır geceleri yaşayıp, gündüzleri uyuyor. Gece hayatının şah damarını yakaladığı kesin... Toprak, "Gün içinde yapılacak birçok şeye hasretim. Gece hayatıyla gündüz birbirine benzemez. Ama ne yaparsın ekmek paramız" diye açıklıyor durumu... Ama ekmek parası uğruna, eğlence hayatının nabzını yükseltmeyi de iyi biliyor. Yıllar boyunca sahne aldığı mekanların tıka basa dolmasını, şahane bir sesi olmasına değil, adam gibi adam olmasına bağlayacak kadar da dobra! "Gece eğlenmek için sahnedeki kişinin adam gibi adam olmasının ne önemi var anlamadım" dediğimde ise; "Gece kirlidir, alkol işleri değiştirir, akla kara çıkar ortaya, güven duyacağın yerde olmak önemli, sahnedeki adamın ortama hakim olması şart" diye durumu açıklığa kavuşturuyor. Ferman Toprak'ın mesai saatleri içine giren, gece 01:00'den sabah gün ışığına kadar süren gece hayatı epey zamandır bana uzak... Buna rağmen Ferman Toprak'ı ben bile tanıyorum. Yani, popülaritesi epey yüksek. Üstelik müdavimleri toplumun farklı kesimlerinden... Üniversite öğrencilerden, uluslararası şirketlerin CEO'larına, futbol camiasından muhafazakarlara kadar uzanan bir yelpaze, geceleri Ferman Toprak'la "Dertlerimi tespih yapmış, diziyormuşum" türküsüyle çoşuyor. Üstelik Toprak'ı dinlemeye gidenlerin büyük bölümü arabesk dinleyeceğine ihtimal vermeyeceğiniz 'elit' bir kitle... Peki nasıl oluyor da, gece yarısı içlerindeki arabesk damarı ortaya çıkıyor diyorum. Toprak gülüyor, "Hepimizin içinde var o damar. İş onu ortaya çıkaran da" diye tespitini yapıyor. Ferman Toprak sadece tarzıyla değil ilginç yaşam öyküsüyle de dikkatimi çekti. Anne tarafı İzol, baba tarafı Bezik Aşireti'nden... Yıllarca süren bir kan davası barındıyor kökleri. Küçük yaşta bu kan davası yüzünden ölüm tehlikesi atlatmış bir isim. Tüm bunların yanı sıra geçtiğimiz haftalarda, tatil için gittiği Münih'te arkadaşlarının süpriz organizasyonuyla kendisini nikah masasında bulunca bana röportaj için fırsat çıktı. Organizasyonu yaptık, buluştuk. Öğlen saatinde randevulaştığımız için Toprak henüz beşinci uykusundaydı. Yavaş yavaş açıldı sohbetimiz. Buyrun gerisi onun cümleleriyle aktarayım;

- Kaçta başlar gün sizin için?
- Ana haber bültenleri başlamadan gün ayar benim için... Çünkü sesin en büyük ilacı uyku.

- Artık evlisiniz. Nasıl yürüyecek bu hayat?
- Eşim evde gece bekçiliği yapıyor, beni bekliyor. 17 yıldır yedi gece sahne aldım. Son beş yıldır haftada dört geceye indirdim. Çocuk da işin içine girerse iki gece sahne alırım. Aile hayatına girdikten sonra böyle gitmez. Çocuk olur, tanımaz beni, "Baba sen kimsin?" der (gülüyor). Evlilik insan hayatını düzene sokuyor. Biz de ayak uyduracağız.

- Apar topar evlendiğiniz haberlerini gördük magazin programlarında. Üstelik sizin bile haberiniz yokmuş nikahtan. Nasıl oldu bu?
- Aralık ayı gibi düğün yapacaktık. Anne tarafım Urfa Siverek'ten İzol Aşireti'nden, baba tarafım Adıyaman'dan Bezik Aşireti'nden... Bizim düğün olduğunda beş-on bin kişinin memleketten buraya gelmesi lazım! Ama ülkemizin seçimden önce içinde bulunduğu durum kötüydü, şehit haberleri, terör olayları... Düğünü hep askıya aldım. Örnek bir kişi olarak, böyle bir ortamda düğün yapamazdım. Nişanlımla Almanya'ya seyahate gitmiştik aile dostlarımızın yanına. Münih'te kot, mont, bot halindeyiz. Muhammed Balcı abim, "Düğünü burada yapalım" diye fikir ortaya attı. Ertesi güne hızla bir organizasyon yaptılar. Gelinlik, gelin arabası, nikah her şey organize edildi. İmzayı attım hâlâ inanamıyorum. Şaka gibiydi.

- Aileler bir şey demedi mi?
- Yok takdir ettiler. İlerde bir kutlama gibi bir şey yapabiliriz. İşin tuhafı düğünden sonra kına gecesi yaptık. Büyük bir düğünün altından kalkamam, birini unuturum gönül koyar. Burada bir albüm lansmanı yapıyorum, unuttuğum insanlar üzülüyor. Çok zor bu organizasyon işleri.

- Eşinizle nasıl tanıştınız?
- Eşim radyo-televizyon mezunu. Ama evhanımı. Oturduğum sitede arkadaş ortamında tanıştık.

- Sizi dinleyen biri miymiş daha önceden?
- Valla beni hiç dinlememiş, tanımıyormuş da. Gece hayatı olan biri değil. İlk zamanlar "Sitemize yeni biri taşında Ferman Toprak isimli biri" demişler. O da beni, 60-70 yaşında, elinde bağlaması olan bir adam gibi hayal etmiş. Beni görünce, "Aaaa bir ay parçası geliyor" demiş (gülüyor). Ama şimdi Ferman Toprak fanatiği... İbrahim Tatlıses falan dinlediği için tarzdan yırttık.

ARABESK TAVAN YAPTI

- "Etiler'e adımı altın harflerle yazdıracağım" demişsiniz yıllar önce, yaptınız da. Nedir bunun sırrı?
- Yaptığınız meslek ne olursa olsun, onu seviyorsanız yüzde 50 başarmışsınız demektir. 17 yıldır nasıl ayaktayım? En büyük sırrı samimiyet, sıfır ego... Evde lego var bende ego yok! O kibri falan taşımadım. Ünlü bir ismim var onu biliyorum ama ünlü olduğumun farkında değilim. Çünkü yetişme tarzım böyle değil. Varlıklı bir aileden geliyorum. Babamgil bize büyüklere saygıyı, küçüklere sevgiyi öğretti hep. Mesleğe girdiğimde sonradan görmedim bir şeyleri. Ferman Toprak'ın müşterisi yok, dostları var.

- Gündüz herkes 'elit' ama gece gelip sizi dinliyorlar? Nasıl bir paradoks bu?
- Herkesin içinde arabesk kültürü var. 22 yıl önce Etiler'de sahneye çıktığım zaman rakiplerim ya kadındı ya da kadın gibiydi. Erkek gelecek, arabesk okuyacak, olacak iş değildi Etiler için. Allaha çok şükür biz kaldık herkes gitti! Pop dediğimiz müzikte bile arabesk var. Kenan Doğulu diyor ki, "Kurşun adres sormaz ki..." Bunlar arabesk sözler. Damar yani. Şu an arabeskin tavan yaptığı bir dönem!

- Kimler geliyor sizi dinlemeye?
- Tesettürlü insanlar bile eşleriyle gelip beni dinliyorlar. İlla alkol almalarına gerek yok. Müziklerini dinliyorlar. Her hafta böyle bir kitlem oluyor. Herkes gelip eğleniyor. Aile olmayı başarabilmişiz. Türkiye'nin en kaliteli müşterisi Ferman Toprak'ta. Gece gelip beni dinleyip, işlerinin başına gidiyorlar sabaha... Şu dönemki gece müşterisi çok daha kaliteli. 2000 yılından önce böyle değildi.

- Sahneniz mi iyi, sesiniz mi?
- Adamlığım hepsinden iyi. Bir mekana gidersin, sahnedeki adamı ya da kadını dinlersin, kişiliksiz, ahlaksız biri olabilir. Sesi güzeldir ama adam değildir! Bana diyorlar ki, "Sesin çok güzel, sahnen şahane ama adamlığın 10 numara!"

- Gece hayatını nasıl tanımlıyorsunuz?
- Bu aralar güzel. Beş-altı yıl öncesinde sabah dokuza kadar sahneden inemediğim olurdu. Gitmiyor adam! Şimdi daha nezih. Gece hayatında ayakta kalmak çok zor.

- Gece alkol almış insanları idare etmek zor değil mi?
- Bana gelen müşteri holding sahibi de olabilir, milyar dolarları da olabilir, mütevazı bir yaşamı da olabilir... En iyi eğlenen müşteri benim için en iyisidir. Çok para verip ortalığa salça olan değil! Hakimiyet bende gece. Sadece müzik yapmıyorum, ortam idare ediyorum. Birkaç yıl önce, kavga çıkacaktı, hissettim.

- Ne yaptınız peki?
- İki ayrı erkek grubu birbirlerine ters ters bakıyor. Önce bir masaya gittim, "Abi bir sorun mu var, benim teyzemin çocukları onlar, varsa bir durum uyarayım" dedim. "Aman olur mu öyle şey" diye yumuşadılar. Diğerlerine de aynı şeyi söyledim. Sonra birlikte kalkıp oynadılar. Eskiden kavgalar oluyordu. Gece hayatı... Hangi mekana gitseniz olmuştur. Alkol içtiğinde kendini bozanı sevmiyorum. Para verdi diye beni satın aldığını sananı sevmiyorum. Zeki Müren Maksim'de sahneye çıktığı zaman kimse çatal bıçak oynatamazmış. Şimdi nerde? Arka masadan sahneye bağırıyor istediği şarkıyı. Abi stadyum mu burası?

Ferman Toprak tespihleri satılacak


- Tespih şarkısı üzerinize yapıştı.
- Yapışsın. Seviyorum Tespih'i. Çırağan'dan, mahalle düğününe her yerde Tespih çalınır. Öyle bir şarkı oldu o. Bu işin sektörüne de girdim. Ferman Toprak teshipleri satılacak AVM'lerde, internette. Tespih, bileklik ve yüzük olarak markalaştık. Bunun duyurusunu yakında yapacağız. Logo yaptık, markamızı oluşturduk. Tam da yılbaşı öncesi, ekonomik krizdeyiz, paralar gelsin (gülüyor).

- "Gece hayatında bir döneme damga vurdum" diyor musunuz?
- Bir döneme değil çok döneme vurdum. Altın harflerle ismimi yazdırdım Etiler'e. Şu anda bile dört gece sahne alıyorsam, ikinci bir örneği yok bunun. İnsanlar bir gece çalışınca, "Allah şükür" diyor.

- Siz nerede eğleniyorsunuz?
- Evde eğleniyorum başka vaktim yok ki. Haftada bir gün pazarları, aile dostlarımızla mangal yapıyoruz, orkestradan üç-dört kişi çağırıyoruz, müzik yapıp, kendimizi deşarj ediyoruz.

- Niye albüm yapıyorsunuz, zaten belli bir kitleniz var...
- Popüler olmak için. Kıbrıs'a bir konsere gittik, havalimanında insanlar imza istiyor, fotoğraf çektirmeye çalışıyor benimle. Bir arkadaş engellemeye çalışıyor gelenleri... "Dur arkadaş" dedim, "18 yıldır bunun hayalini kuruyorum, sen neyin peşindesin?" dedim. Amacım buydu. İnsanlar beni tanısın, görsün, sevsin! Her şeyin ünlüsü güzel.

Kan davası yüzünden aracımız tarandı


- Kan davası yüzünden epey sıkıntılı dönemler geçirmiş aileniz. Siz küçüktünüz o zamanlar sanırım...
-Evet küçüktüm. Anlatılanlardan hayal meyal hatırlıyorum. Gizli gizli giderdik köye. O zamanlar cep telefonu yok. 1978 senesi... Adana'dan köye gideceğimiz zaman, akşamdan telefonla arardık. Köyün girişinde tüfekli bekçiler vardır. Gece vakti, zifiri karanlık, şifre vardı aramızda. Üç kez selektör yapılınca "Bu bizden" diye anlarlardı. Şifreyi bilmeyeni tararlardı. 27 kişi bizim taraftan, bir o kadar karşı taraftan öldü. Adana'ya zaten bu yüzden göç etmişiz. Bizi o ortamdan kurtarmak istemiş babam. Yoksa benim elime silahı vereceklerdi, "Davayı devam ettir" diyeceklerdi.

- Başınıza gelen en önemli şey neydi?
- Çok küçüktüm ama silah seslerini hatırlıyorum. Urfa Garı'ndan Adana'ya gidiyorduk annemle. Arabanın şoförü bizi bırakacaktı gara. Cenaze için gitmiştik. Annemin annesi, babası ve üç kardeşi gözleri önünde öldürülmüştü. Garda çapraz ateşe tutulduk. Annem bizi altına alıyor, şoför ölüyor. Kurtulduk o olaydan. Sonra devlet büyükleri girdi araya ve barış yapıldı çok şükür.

KORKUDAN KEKEME OLDUM


- Aileniz nerede yaşıyor şimdi?
- Hepsi Adana'da... Annem İstanbul'u hiç sevmiyor. Adana'daki evimiz 600 metrekare... Misafir gelecek, gidecek öyle mutlu oluyor. Buraya geliyor, "Ne kapı çalıyor, ne buz istiyorlar, ne tuz istiyorlar" diyor.

- Bu kadar büyük bir tutku muydu müzik herkesi karşınıza almışsınız o dönem?
- Tabii. Beş yaşımdaydım. Tren istasyonunda annemle birlikte üzerimize kan davası yüzünden Kalaşnikof mermileri yağdı. O zaman korkudan kekeme oldum. 12 yaşıma kadar öyleydim. Müzik sayesinde yendim.

- Aileyi nasıl ikna ettiniz?
- Bir aile dostumuzun yanına tıbbı malzeme eğitimine gelmiştim İstanbul'a. Gizliden gizliye Unkapanı'na gidip demolarımı bırakıyordum. Geri döndüm Adana'ya, demo bıraktığım yerlerden biri aradı kaset yapalım diye... Ailem de içimde kalmasın diye benim için iki üç daire sattı... O paralarla albüm yaptım. İlk çıkan albüm tutmadı, Beşiktaş'ta bir ev tutmuştuk üç arkadaş... O evde insan yaşamazdı. Yerin altında, kombi yok, mutfakta iki kişi duramıyorsun. O evde zatüreye yakalandım. Ölüyordum. 10 yıl süründüm. Aç bile kaldım. Ailemden istemeye gururum el vermiyordu.

- Ne zamandır doğru dürüst para kazanıyorsunuz?
- Esas kazanmam gereken zamanlarda kazanamadım. Beşiktaş'ta bir silahlı çatışma olduğu sırada ordaydım, dört ay hapis yattım, sonra beraat ettim. 15 yıl çalışmışım, sadece Şile'de bir evim, bir de jeep'im var. Her isteyene borç veriyormuşum. Cezaevine bir düştüm, arabayı, evi satıyorum yarı parasını veriyorlar. Kantin harçlığım var annem babam gönderiyor. Hapisten çıkınca, aklım başıma geldi. O günden sonra para kazanmanın ne kadar zor olduğunu, paran olmadığında etrafında kimsenin olmadığını öğrendim.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Adamlığım 10 numara
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN