Türkiye'nin en iyi haber sitesi

’deki değerler bunalımının simgesidir

ve filmlerine yönelik eleştirilere en net cevabı kim verir dersiniz? Tabii ki Kemal Sunal. Nasıl mı? 1998’de ’nde yazdığı tezinde kendi sinemasını bilimsel olarak ele alan usta sinemacı, bugünkü eleştirilere yıllar öncesinden cevap veriyor

Giriş Tarihi: 12.8.2018
Kemal Sunal Türkiye’deki değerler bunalımının simgesidir

Gazeteci Cemile Bayraktar'ın Kemal Sunal filmlerine ilişkin Twitter'daki 'eleştirel' açıklaması bize ustayı tekrar hatırlattı. Aslında Kemal Sunal filmlerine yönelik bu tür eleştirler yeni değil. Zaman zaman kimi çevreler tarafından dillendirilen ve parlayıp sönen cılız eleştirilerden biridir. Ki Sunal, hayattayken daha sert tepkilerle de karşılaşmıştı. Mesela 'filmlerinde küfür ediyor' diye 'ahlakımızı bozduğu' en klişe eleştirilerden biriydi. Hepsinin üstesinden gelmeyi bildi Sunal. Zaten zaman Sunal'a ve onun sinemasına yönelik çoğu eleştirinin haksız olduğunu ortaya koydu.

Fakat Kemal Sunal'ın çok özel bir yanı var. Yaşarken sanatıyla efsaneleşen sonra kendi efsanesini bilimsel bir tezle ele alan bildiğim kadarıyla ilk sinemacı. Sinema yaşamı nedeniyle okuluna ara vermek zorunda kalan Sunal, yıllar sonra 1995'te Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirmekle kalmamış bu okulda yüksek lisans yapmıştı. Yüksek lisans tezi de 'TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü' başlığını taşıyordu.



Sunal bu tezi, Prof. Dr. Şükran Esen, Prof. Dr. Özden Cankaya ve Prof. Dr. Esra Biryıldız'a karşı savunmuş ve tez 1998'de kabul edilmişti. Ki bu üç isim Türkiye'de sinema, iletişim alanında önemli akademisyenlerdir.

Kemal Sunal'ın kendi sanat serüvenini bilimsel bir teze konu etmesinin nedenlerinden birinin 1970 ve 1980'li yıllarda ona ve filmlerine yönelik negatif eleştiriler olduğunu düşünmüşümdür. Fakat bu tezin vefatından sonra ona ve sinemasına yönelik eleştirilere cevap olacağını öngörememiştim! Meğer öyleymiş...

Bunun için onun filmlerine yönelik eleştirilere karşı, bizim aradan çekilmemiz daha doğru gibi geliyor bana. Çünkü Sunal hazırladığı tezle bu tür eleştirilere zaten cevap veriyor.

ÜÇKAĞITÇILARIN KARŞISINDA

Om Yayınevi'nden çıkan tez üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde güldürü türü hakkında bilgi veriliyor. İkinci bölümün başlığı 'Kemal Sunal Güldürüsü.' Bu bölümde sanatçı, televizyon ve sinemadaki filmleri, dizileri hakkında ayrıntılı bilgiler verirken bir yandan da filmlerinin dayandığı toplumsal yapıyı analiz ediyor. Hatta bu analizini 1970'li, 1980'li ve 1990'lı yıllar olarak üçe ayırıyor.



'Kemal Sunal'ın Yaşamı, Sanatçı Kişiliği ve Medyadaki Durumu' başlığını taşıyan üçüncü bölümdeyse sanatçı, 'Kemal Sunal güldürülerinin Türk sineması içindeki önemini araştırıyor.

Tezde filmlerinin konularından, mizah anlayışına, verilen mesajlara ilişkin değerlendirmeler var. Mesela konular neye göre seçilmiş, Sunal yazmış: "Film konularını seçerken halka yakın olmasına, mesajların halka geçmesine, güldürürken bir şeyler öğretmeye, eğlendirici ve dinlendirici olmasına dikkat edildi."

Mizahıyla ilgili "Türk ulusu duygusal karaktere sahiptir ve Kemal Sunal güçsüzlere, haksızlığa uğrayanlara karşı şefkat, sevgi ve sempati duygularını yoğunlaştırarak önplana çıkartmıştır" yazıyor.

Gelelim mesajlarına: "Kötülerin, köşe dönücülerin, üçkağıtçıların normal hayatta da çok güçlü görünmelerine rağmen, en küçük ters çıkışta dağılmaları, güçsüz de olsa iyi niyetli kişilerin karşısında ya da doğruların karşısında daima kaybetmeye mahkum oldukları mesajı bu nedenlerle kolaylıkla algılanabilmektedir."

Tezin sonuç bölümünde Kemal Sunal gerçeği sosyolojik olarak anlatılıyor: "70'li, 80'li, 90'lı yıllarda Türk halkının yaşadığı sosyo-ekonomik sorunlar gerçekten çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Bu sorunlar Kemal Sunal filmlerine yansımıştır. Özellikle sosyal içerikli filmlerin toplumun aksayan yönlerini, halkın da şikayetçi olduğu noktalara paralel olarak ele alıp işlemesi, konusu hiç eskimeyen filmlerde rol almasının yanı sıra, gündemi yansıtan filmlerde oynaması, Kemal Sunal filmlerinin en önemli izlenme nedenidir. Ecevit'in umut olduğu dönemde Umudumuz Şaban, Özal döneminde çıkan KDV'nin Katma Değer Şaban, Türk halkına öğretilen köşe dönmeciliğin Köşeyi Dönen Adam filmlerinde, hızlı değişimden doğan sancıları ve onlarla çakışan senaryoları görebiliriz.

Kemal Sunal'ın kimliğinde Türk izleyici kendini buluyor. Feodal değerlerden koparak kente gelmiş, ama endüstriyel değerleri benimseyememiş, yani iki arada bir derede değerler sistemi arasında sıkışıp kalmış insanı anlatıyor. Bu sıkıntılar çerçevesinde yaşanan gülünçlükleri aktarıyor. Ama aynı zamanda doğru yolu, güzelliği, saflığı, dostluğu, aşkı, aramaktan vazgeçemediği için sonunda başarıyı yakalayan tiplemelerdir Kemal Sunal'ın canlandırdıkları.

Kemal Sunal 1950'lerden beri Türkiye'de gerçekleşen değişim ve değerler bunalımının simgesidir. Bu nedenle son 25 yıldır Kemal Sunal filmlerine olan talebin artarak devam etmesi yukarıda söylediklerimizi teyit etmektedir."

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Kemal Sunal Türkiye’deki değerler bunalımının simgesidir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN