Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kalıcı değiliz bir gün ülkemize döneceğiz

’deki savaş ve Suriyeliler sekiz yıldır dünyanın gündeminde. Ama onlar hep sessiz... SABAH Pazar olarak mikrofonu bu kez onlara uzattık. Yaşadıkları zorlu hayatları, olarak geçen yıllarını, kimi zaman maruz kaldıkları ayrımcılığı anlattılar. Çoğu, savaş bitince ülkesine dönmek istiyor. Hafta içi başlatılan ülkelerine bir an önce dönmek isteyenleri umutlandırıyor

Giriş Tarihi: 13.10.2019
Kalıcı değiliz bir gün ülkemize döneceğiz

Suriye'de savaş başlayalı sekiz yıl oldu. Ve sekiz yıldır dünyanın ve Türkiye'nin gündeminden Suriye'deki savaş ve bu savaşın türlü türlü yansımaları hiç düşmüyor. Hafta içi Türkiye'nin başlattığı Barış Pınarı Harekatı nedeniyle tüm gözler yeniden Türkiye Suriye sınırına çevrildi. Ama harekat öncesi de dokuz yaşındaki Suriyeli Vail Es Suud'un intiharı nedeniyle yine Suriyeliler gündemimizdeydi. Kocaeli'nde yaşayan Es Suud'un maruz kaldığı ayrımcılık nedeniyle intihar ettiği iddia edildi. Ve bu olay Türkiye'de yaşayan milyonlarca savaş mağduru Suriyelilere yönelik ayrımcılığın geldiği boyutların bir göstergesi olarak yorumlandı. Suriye'deki savaş ve Suriyeliler gündemimizden hiç düşmemesine, yaşanan olaylar çeşitli boyutlarıyla tartışılmasına rağmen dikkat ederseniz Suriyeliler hep sessiz kalıyor. Olayların öznesi onlar ama büyük bir suskunluk içerisindeler. Biz de SABAH Pazar olarak onlara mikrofonu uzatmak istedik. Ve birçok mültecinin yaşadığı Sultanbeyli'yi seçtik.

Sultanbeyli, mülteciler konusunda dünyaya örnek olabilecek bir model yaratan yerlerden biri. Kayıtlara göre ağırlıklı Suriyeliler olmak üzere ilçede 22 bin mülteci yaşıyor. İlçede faaliyet gösteren Mülteciler Derneği, Sultanbeyli Belediyesi ve devletin önemli kurumlarının işbirliği sayesinde hayata geçirilen mültecilere yönelik politikaların etkisiyle sosyal uyum düzgün bir şekilde gerçekleşmiş. Bu sosyal uyum sayesinde burada yaşayan Suriyeliler bir hayat kurabilmeyi başarmış. Hatta ilçedeki Ziya-ül Hak Caddesi, arka arkaya Suriyelilerin açtığı dükkanlar nedeniyle Halep Caddesi olarak anılır olmuş. Önce Mülteciler Derneği'ne gittik, burada Türkçe öğrenen Suriyelilerle, Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan doktorlarla konuştuk. Sonra sokağa çıktık, Halep Caddesi'ndeki Suriyeli esnafla, buraya gelen mültecilerle muhabbet ettik. Her konuştuğumuz insanın ayrı bir hikayesi var. Onlar için hayat hiç kolay olmamış. Ağırlıklı olarak savaş bitince ülkelerine geri dönmeyi düşünüyorlar. Bazıları ise "Türkiye'de kalırım" diyor. Çoğunun gündem maddesi Barış Pınarı Harekatı. Harekat sonrası oluşturulacak güvenli bölge sınırları içinde bulunan yerlerden gelenler geri dönmeyi bile düşünüyor.

MÜLTECİ OLACAĞIMI HİÇ AMA HİÇ DÜŞÜNMEDİM

Mülteciler Derneği'nin ilk katında Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan doktorlar mültecilere sağlık hizmeti sunuyor. Burada Türk vatandaşlığına geçmiş Suriyeli doktorlar görev yapıyor. 60 yaşındaki Dr. Maha Nassif o doktorlardan biri. Maha Hanım "Suriye'de çok iyi bir hayat sürüyordum. Doktor arkadaşlarla kurduğumuz bir hastanemiz vardı. Benim ekibimde 10 doktor bulunuyordu. Ve mülteci deyince Filistinliler ve Suriye'ye sığınan Iraklıları bilirdim. Bir gün mülteci olacağımı hiç ama hiç düşünmedim. Suriye'den çıkıp Türkiye'ye sığınınca bana 'Sen artık mültecisin' dediklerinde saatlerce ağladım" diyor. Aslında Maha Hanım abisinin politik görüşleri nedeniyle Suriye'de rejim karşıtı ilan edilmiş. "Abim muhalifti, benim politikayla hiç aram yoktu. Ama hükümet listeye benim de adımı yazmış. Kalsam hapse girecektim. Ben de yedi yıl önce her şeyimi geride bırakıp annemle Türkiye'ye geldim. İlk yıllar çok zordu. Hemen dil kursuna gittim Türkçeyi öğrendim. O zamanlar doktor olarak çalışma iznim yoktu ve ben de Bostancı'da bir tıp kurumunda mültecilere bakan Türk doktorların yanında tıp tercümanı olarak çalıştım. Ataşehir'de yaşıyorduk annemle. Orada komşularımız bize belki kötü davranmadılar ama hep yabancı olduğumuzu da hissettirdiler. Bir gün annem markette düşmüş beş dakika kimse yardım etmemiş. Şunu söyleyebilirim, eğitimli kesimdeki ayrımcılık daha sinsice yapılıyor. Burada işe başlayınca Sultanbeyli'ye taşındık. Annem vefat etti cenazesini komşularımla birlikte kaldırdık."



DOKTOR OLMAK İSTİYORUM

Mülteciler Derneği'ndeki Türkçe sınıfında Yusuf adında dokuz yaşında bir çocuk var. Halep'ten üç yaşındayken Türkiye'ye gelmiş. Arapça bilmiyor ama Türkçesi gayet iyi. İlkokula gittiğini anlatıyor. "Okulda bazı arkadaşlarım oyunlarına almıyorlar beni, 'Sen Suriyelisin' diyorlar. Çok üzülüyorum. Ama bazıları da çok iyi davranıyor. Hep beni koruyup kolluyorlar" diye yaşadıklarını anlatıyor. "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diye sorunca "Doktor olmak istiyorum. Çünkü insanlara yardım etmek istiyorum" diye cevap veriyor. Suriye'de savaş başladığında Muhammed Eyüp 15 yaşında lise öğrencisiymiş. Beş yıl önce de Türkiye'ye gelmiş. Eyüp "Üç yıl fabrikada çalıştım. Fabrikada sürekli bana neden savaşmadığım ve Türkiye'ye kaçtığım soruluyordu. Dilim döndüğünce anlatıyor, 'Ben savaş başlayana kadar silah görmemiş biriydim. Silah kullanmayı bilmiyordum. Buraya zordan geldik' diyordum ama anlamıyorlardı. Onlar hep bana bir korkakmışım gibi davrandı. Korkak biri değilim. Dayanamadım işi bıraktım. Sonradan öğrendim bana hep korkak diyen bir arkadaş bedelli askerlik yapmış" diyor.

Suriye Milli Ordusu harekete geçti | Fırat’ın doğusuna sevkiyat

ŞU HAREKAT BİTSİN ÜLKEME HEMEN GERİ DÖNECEĞİM

Barış Pınarı Harekatı. Peki Suriyeliler bu harekata nasıl bakıyor. Halep Caddesi olarak anılan Ziya-ül Hak Caddesi'nde telefoncu dükkanı açmaya hazırlanan Ömer Atik'le muhabbet ediyoruz. Atik 29 yaşında ve Halep'ten gelmiş. "Şehirler, köyler bombalandı. Bize bir tek Türkiye sahip çıktı. Beş yıldır Türkiye'deyim. Halep'te inşaat işindeydim, burada telefonculuk yapıyorum. Allah razı olsun Türkiye'den bize sahip çıktı. Biz burada kalıcı değiliz, misafiriz. Savaş bitince tabii ki ülkeme dönmek istiyorum. Ama işte bu savaş ne zaman biter bilemiyorum. Suriye'de akrabalarım var. Hemen hemen her gün haberleşiyoruz. Hepimizin geleceği belirsiz" diyerek içinde bulunduğu durumu anlatıyor. Bizimle konuşurken hafta içi başlatılan Barış Pınarı Harekatı nedeniyle sürekli telefondan haberleri takip ediyor. "Çok iyi oldu bu harekat, Allah Türk askerini korusun" dedikten sonra "Biliyor musun orası güvenli hale gelince o bölgeden gelen Suriyelilerin hemen ülkelerine dönme niyetleri var" diyerek önemli bir gözlem paylaşıyor bizimle. Yusuf Doho (26) da Atik'i destekliyor. "Şimdi bize geri dönün diyorlar ama nereye dönelim. Gidersek Esat bizi hapse atacak. Ama bu güvenli bölge sayesinde hapis riski ortadan kalkıyor. Bunun için harekat sonrası Suriye'ye geri dönüşler artabilir" diyor.

TÜRK ASKERLERİ İÇİN DUA EDİYORUM

36 yaşında Muhammed Abdullah işte o dönme niyetlisi Suriyelilerden. Savaştan önce Halep'te süpermarket işletiyormuş. "Orta karar bir hayatımız vardı. Ama o günlerde bir gün mülteci olacağım ve elimdeki her şeyimi savaşın alacağını söyleseler inanmazdım. Savaş başladı akrabalarımız, arkadaşlarımız öldü. Can havliyle Türkiye'ye attık kendimizi. Burada yine esnaflık yapıyorum. Çünkü başka bir iş bilmiyorum" diyor. Türkiye'nin Suriyelilere kucak açmasını hiçbir zaman unutmayacağını söyleyen Abdullah "Her milletin iyisi var kötüsü var. Genelleme yapmamak gerek. Sıkıntı burada" diyor. Barış Pınarı Harekatı'nı desteklediğini söyleyen Abdullah "Türk askerleri için dua ediyorum. Bir gün ülkemize geri döneceğiz, bu harekat beni ülkemize yakın zamanda döneceğimiz konusunda umutlandırıyor" diyor.



ÇADIR KURAR ÜLKEMDE YAŞARIM

40 yaşındaki Halit Muhammet'in gözü kulağı da Barış Pınarı Harekatı'nda, çünkü memleketi Fırat'ın doğusunda. O da harekat sonrası bölge güvenli hale getirilince hemen Suriye'ye dönmeyi düşünüyor. Halit Bey "Allah askerlerinizin yardımcısı olsun. İnşallah burunların bile kanamaz" diyerek Mehmetçiğe selam gönderiyor. "Türkiye bize sahip çıktı bunu hiç unutmayacağız. Zaten buraya da kalmaya gelmedik. Muhtemel memleketteki evim yıkılmıştır. Ama önemli değil gidip evimin yerine çadır kurarım yine orada yaşarım. Şu harekat hele bitsin diye bekliyorum" diyor.

SOSYAL MEDYA AYRIMCILIĞA ÇANAK TUTUYOR

Muhammed Lilmvi (31) fizyoterapist. Onun hikayesi biraz farklı. Savaş öncesi Suriye'de yaşanan gerginlik sırasında başka bir ülkede yaşamaya karar vermiş ve Türkiye'yi seçmiş. "2011'de geldim buraya çalışma iznim vardı. İlk yıllarda herkes bize iyi davranıyordu ama 2013'ten sonra hava değişti. 2017'den sonra da artık ayrımcı söylemler ayyuka çıktı" diyor. Meslektaşları arasında bir ayrımcılık hissetmediğini söyleyen Muhammed Bey "Bence genel sorun iletişimsizlik. İletişim doğru dürüst kurulamayınca ne Suriyeliler derdini anlatabiliyor ne de Türkler empati kurabiliyor. İşte ayrımcılık da bu iletişimsizlik zemininde filizleniyor. Sosyal medya da bu ayrımcılığa çanak tutuyor" diyor.

BAZI MAL SAHİPLERİ FIRSATÇILIK YAPIYOR

A.G. 27 yaşında. Mülteciler Derneği'ndeki Türkçe kursuna küçük çocuğu ile gelmiş. İçi dolu onun. "Daha dün bir olay yaşadım. Sokakta bir Suriyeli genç kız makyaj yapmış. Onu gören 50 yaşlarında bir adam laf attı ona. Tam ne dediğini anlayamadım. Ama kız da adama bir şey söyleyince bağırmaya başladı 'Defolun gidin ülkenize' diye. O an 'Keşke Suriye'de ölseydik de buraya gelmeseydik' diye geçirdim içimden. Bir kaldırıma oturdum ağlamaya başladım. Çok zor bizim için hayat. Ama sonra bir kadın geldi ilgilendi benle. Kıza laf atan adam da Türktü, bana yardım eden kadın da..." A.G'nin konuşması L. Z'yı cesaretlendiriyor başlıyor anlatmaya: "Türkiye'ye gelince bir oda bir salon ev tutmak istedik. 900 TL kira istediler. Kabul ettik. Sonra komşularımızın bize mesafeli davrandığını fark ettim. Ama zamanla yardım etmeye başladılar. Meğer bize kiraları yükselttiğimiz için kızmışlar. Oturduğumuz o ev en fazla 600 TL ediyormuş. Bizim mecburiyetten o parayı verdiğimizi anladılar. 'Sizin günahınız yok ev sahibi fırsatçılık yapmış' dediler. Meğer bizim yaşadığımızı birçok Suriyeli yaşamış. Kimi fırsatçı mal sahipleri Suriyelilere yönelik ayrımcılığa çanak tutuyor. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor."

İNSAN KÜÇÜLÜYOR, NİHAYETİNDE BİTİK BİR ÜLKENİN İNSANLARIYIZ

Ali Şehirli, Türkmen. Lazkiyeli ve 40'larında. Beş yıldır Türkiye'de yaşıyor. "Bizimle ilgili rencide edici sözler duyunca ne diyebiliriz ki, insan küçülüyor. Nihayetinde bizler bitik bir ülkenin insanlarıyız" diyerek Suriyelilerin ırkçı ve ayrımcı muameleye maruz kaldıklarında yaşadıkları sessizliğin sebebini özetliyor. Savaştan önce ailesiyle birlikte normal bir hayat yaşadıklarını anlatan Şehirli "Hepimizin bir veya birkaç yakını savaşta yaşamını yitirdi. Kayıplarımız için yas mı tutalım, yoksa ülkemiz için üzülelim mi, ne yapalım? Bunlarla uğraşırken bir de Suriyeliler şöyle böyle diye laf edilince tek yapabildiğimiz şey küçülmek ve susmak oluyor. Bizler buraya sığınmışız, Allah razı olsun Türkiye'den bize kucak açtı. Ama işte çocuklarımız için yaşamaya çalışıyoruz. Ama ben çocuklarımı parka bile salamıyorum. Biri çıkıp bir şey der de çocuklar üzülür diye kaygılanıyorum. Çünkü ben bir şekilde susarak içime atıyorum ama çocuğun bunu yapması çok zor" diyor.

UYUMSUZ OLANLARI UYARIYORUZ

Halepli Muhammed Zirvadi 32 yaşında. Savaştan önce tekstille uğraşıyormuş. Türkiye'de yine tekstil sektöründe çalışıyor. Zirvadi "Bir elin beş parmağı da bir değil ki" diyerek başlıyor anlatmaya: "Bir Suriyelinin yaptığı bir şeyi bütün Suriyelilere mal etmek de doğru değil. Biz zaten içimizde uyumsuz olanları uyarıyoruz. Herkes birbirine 'Yaşadığınız mıntıkaya iyi bakın, uyum sağlayın, insanları rahatsız etmeyin' diye öğüt veriyor. Savaş biterse eğer geri döneceğiz vatanımıza. Allah kimseyi vatansız bırakmasın"

TÜRKÜZ DİYORUZ İNANDIRAMIYORUZ

Muhammet Ahmet, Türkmen. 2013'te Türkiye'ye gelmiş. Kardeşinin çocukları var yanında. "Kardeşim savaşta öldü. Bu yetimler de bana emanet" diyor. Sonra başka bir dram anlatıyor: "Osmanlı sonrası sınır çizilmiş biz Suriye'de kalmışız. Suriye vatandaşıyız ama biz de Türküz. Aynı kandan aynı candanız. Fakat burada bizi Suriyeli Arap sanıyorlar. Türküz diyoruz inanmıyorlar."



MÜHENDİSTİM, ESNAF OLDUM

Halep Caddesi olarak anılan Ziya-ül Hak Caddesi'nde dükkanı olan esnaflardan biri Zahir Kaddord. İdlipli. Makine mühendisi. Üç yıl önce gelmiş Türkiye'ye. Önce mesleğini yapmak istemiş ama Suriyeli diye çok az ücret teklif edilince o da esnaflık yapmaya başlamış. Zahir Bey Suriyelilerin çoğunun savaş bitince gitmeyi düşündüğünü söylüyor. Ama dil ve iletişim başta olmak üzere kimi uyum problemlerinin yaşandığının da bir gerçek olduğunun altını çiziyor: "Bu uyum problemlerinden kaynaklanan olayları kimileri Suriyeliler aleyhine kullanıyor. Ama mesela Sultanbeyli'de tam tersi bir durum var. Burada yoğun bir mülteci nüfus olsa da bir sorun çıkmıyor. Çünkü sosyal uyumu sağlamaya yönelik belediyenin çok güzel çalışmaları var" diyor.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Kalıcı değiliz bir gün ülkemize döneceğiz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN