Ondan çocuk yapmaya karar verdim çünkü kendi babamdan sonra tanıdığım en iyi babaydı... İlk evliliğinden olan kızı Merih'le ilişkisi bana hakkında o kadar çok şey anlattı ki, onunla bir hayata baş koyabileceğime de inandım. Gerçi bir erkekle evlenmek ondan çocuk yapacağınız anlamına da gelmez. İyi koca, iyi baba demek değildir çünkü. Ama benim eşim hem iyi koca, hem de 'süper baba'. Onunla Babalar Günü vesilesiyle yaptığım bu röportajı okuyun, siz de bana hak vereceksiniz!
-
Ben anne olmanın ne demek olduğunu biliyorum ama baba olmak nasıl bir duygu merak ediyorum...
- Baba olmak iyi bir duygu...
-
Nasıl 'iyi', bunun içini biraz açar mısın?
- İnsana mutluluk veren bir duygu. Ben baba olmadan önce kendimi iyi hissetmiyordum.
-
Neden, bir eksiklik mi hissediyordun kendinde? Ya da kadınlar gibi senin de 'baba' olma saatin mi gelmişti?
- Bence çocuk hayatı değerli kılan en temel unsur. O nedenle baba olmak her anlamda 'iyi' bir duygu benim için. Ben ilk çocuğumu da kazara yapmış değilim. Hayatla ilişkimin son derece zayıfladığı bir anda çocuk yapmaya karar verdim, o nedenle bana ilaç gibi geldi. Beni hayata bağlayan bir ip oldu.
-
Bir çocuk sahibi olmak adamın hayatını allak bullak da ediyor aynı zamanda. An geliyor, her şeyden ve herkesten kaçmak istiyorsun, çok fedakârlık istiyor... Hiçbir şeyinden şikâyetçi değil misin?
- Olabilir, tabii ki ben de bazı şeyleri yapamaz hale geldim, birçok zevkimden mahrum kaldım, belki işimde daha farklı bir pozisyonum olurdu, ama kızımın yanında bunların hiçbirinin önemi yok ki. Kızım doğduğunda kendimi yeniledim ben. Evet, eskisi gibi istediğim kadar içememek, kafama estiğinde memleketin uç bir noktasında trekkinge gidememek çok da dert değil artık benim için. Bir çocukla sürekli yakın temas içinde olmak, onunla beraber büyümek insana hiçbir yerde edinemeyeceği kadar çok bilgi ve deneyim kazandırıyor çünkü. Ben ilk çocuğumda bundan acayip keyif aldım, şimdi ikincisiyle aynı şeyi yaşıyorum. Beni bundan daha mutlu eden başka hiçbir şey yok hayatta!
-
İlk ve ikinci çocuk hissi çok farklı mı?
- Her şeyin ilki farklı, heyecanı da tabii. Ama birincisinde korkuların, telaşların oluyor, ikincisi öyle değil. Bu kez işin hazzını yaşıyorsun. Bu, önüne konan çok leziz usta işi, bir an evvel karnını doyurmak için hapur hupur yemekle; o yemeği sükunet içinde, içindeki her tadın damağında yarattığı hoşluğu yaşamak arasındaki fark gibi.
-
Benim tanıdığım hiçbir baba senin gibi değil... Çocuk annenindir ama sen bunun tam tersini anlatır gibisin... Diğer erkekler mi babalığı eksik biliyor, yoksa sen mi anormalsin?
- Kimine öyle gelebilir. Başka ülkelerde bana benzer çok baba var. Burada da arkadaşlarım var benim gibi ama bizde erkeğe biçilen rol farklı olduğu için göze batıyoruz. Çünkü erkek dediğin askere gider, para kazanır, evlenir bir kadının karnını şişirir, o da çocuğunu doğurur ve senin için bakar çünkü. Oysa annelik gibi babalık da bir olgudur. Gerçek anlamda babalığın ne olduğu içselleştirilmediği için boş vakitlerinde ya futbol ya da bilgisayar oyunu oynar babalar sadece oğullarıyla. Adam olmayı öğretmeyi yine annelere bırakırlar... Benim kafamdaki babalık başka bir şey.
-
Nasıl bir tanım var senin kafan?
- Benim kafamdaki baba figürü, Balzac'ın
Goriot Baba'sıdır aslında.
Goriot Baba bize şunu öğretir; baba olmak vazgeçmemek demektir, baba olmak katlanmak demektir, baba olmak her şeyi göze almaktır, baba olmak gerektiğinde alçalabildiğin kadar alçalabilmek demektir. Yani baba olmak istediğinde çocuğunun köpeği bile olmak, ama kendini köpek etmemeyi de bilmek demektir. Çocuğun seni köpeği yapar mı, yapmaz mı? Bu senin çocuğunla aranda kurduğun ilişkinin şekillendireceği bir şey!
-
İlk kızın doğduğunda 35'indeydin, ikincisi 52'de geldi. O yaşta tekrar baba olmak her adamın harcı değil. Sen nasıl cesaret ettin?
- Sokak ağzıyla söylersek, çocuk sahibi olmak 'petka' isteyen bir iş. Yani sokakta, bir işe kalkışırken 'G...tün yerse,' derler. Yerse, 25'inle 55'in arasında esas olarak fark yok. Bir de tek başına çocuk sahibi olmuyorsun ki, çocuğa bir de gerçek anlamda anne lazım. Ben bu konuda şanslıyım. Ben senin de iyi anne olacağına inandığım için bu işe soyundum. Beni yanıltabilirdin de ama her ihtimali göze alarak girdim bu yola ben. Ama moral ve enerji olarak çocuk sahibi olmaya hazırlamıştım kendimi. İnsanlar bu yaş meselesine neden bu kadar takılı, anlamakta güçlük çekiyorum. Oysa yaş dediğin his ve algıdır.
-
Güzel söylüyorsun ama insanlar çocuğa yaş olarak uzak kalmak, ona en çok ihtiyacı olduğu sırada yanında olamamaktan da korkuyor doğal olarak...
- Ölüm bir gerçeklik, "Ya ölürsem?" diye çocuk sahibi olmaktan vaz mı geçeceğiz? Beni en çok kızımın aşk yaralarını saracak kadar yaşayamamak üzer, yoksa ölüm unutulur. Ha, beni bu yaşta çocuk yaptığım için ayıplayanlar da olabilir, varsın ayıplasınlar. Onlar kendilerine baksın! Büyük kızımın arkadaşlarının benden daha genç babaları var mesela ama bana hayranlar. Çünkü ben kızımla ve arkadaşlarıyla en son müzik gruplarını da tartışıyorum, İphone'un en gizli noktalarını da... Bir web sitesi kurması için kızımı beni teşvik ediyorum; gerektiğinde yaşımın adamı olmayabiliyorum. Bu yüzden "Eyvah ona yetişemeyeceğim," diye bir telaşım yok. Hem çocuğuna babalık edemedikten sonra genç olsan ne yazar!
-
Peki bir baba olarak kızlarına ne verebilmek istersin?
- Eşitlik bilinci... Yani ne kimseyi ez, ne de kendini kimseye ezdir! Korkuyu yen... Korkuyu yenersen her şeyi yenersin. Özgüven... Bu sayede dünyanın neresinde olursa olsun, gerektiğinde tek başına ayakta kalırsın. Bir de para, pul, zenginlik, güzellik, geçici şeylere kıymet vermemeyi.
-
Bugün Babalar Günü, itiraf edebilirsin... Söylesene, ikinci çocuğunun erkek olmasını ister miydin?
- Kesinlikle istemezdim, istemedim de, bunu biliyorsun. Bu yaştan sonra asıl bir erkek çocukla uğraşmak bana işkence olurdu... Ben kızlarımla çok mutluyum.