- 'Hayatta bana her şeyi yaptırabilecek tek kişi var, o da Zeynep'tir,' dermiş babanız. Nasıl bir ilişkiydi sizinki?
- Sürekli birbirimize kur yapar, şımartırdık birbirimizi. Hatırlıyorum, gerçekten kıskanırdım babamı. Arabada el ele tutuşurlardı annemle ve ben ayırırdım onları. Büyüdükçe geçti ama şu hayatta en önemli şey, gururlandığım şey, babamın beni takdir etmesiydi.
- Federasyon başkanlığını düşündüğü sıralarda siz rest çekmiş ve şöyle demişsiniz: "Baba eğer bana bir şey söylemeden bu işi kabul edersen ben de sana bir gün gelip 'Baba ben evlendim,' derim!" Vay be!
- Bizde öyle bir şey vardır, her şeyi sonuna kadar tartışırız, kimse susmaz. Bize göre değildi, yıpranacaktık ailece, istemiyorduk. Ama üzerindeki stresi, yükü fark ettiğimde yapacak bir şey kalmamıştı, geri dönülemez bir noktadaydı.
- Kendinizi yetim gibi, sahipsiz ya da yaslandığınız direğiniz gitmiş gibi mi hissediyorsunuz şimdi?
- Tek problemim onu çok özlüyor olmak.
- Hiç pişmanlığınız var mı, 'Keşke şunu söyleseydim ona,' dediğiniz?
- Keşke daha çok öpseydim, keşke daha çok yanında olsaydım, keşke Bodrum'a gitseydim, diyorum sadece.
- Gözlerini kapamadan önce onun yanında olmak ister miydiniz?
- Olmayacağını biliyorum ama sanki orada olsam, elini tutsam geri gelirdi diye düşünüyorum. Balık burcunun özelliği işte, böyle hayaller kuruyorum zaman zaman.