Hillary Clinton'dan koltuğu devralan ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı John Kerry, ilk resmi yurtdışı seyahatine 24 Şubat'ta Birleşik Krallık'la başladı. Kerry'nin seyahat programında Londra'dan sonra sırasıyla, Almanya, Fransa, İtalya, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar var. Amerika'nın çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı'nın bu resmi gezileri yaparken, İsrail'e uğramayacak olması –her zaman olabildiği gibi– çeşitli tartışmalara yol açtı. Kerry'nin seyahate başladığı dönemde, İsrail'de hükümet konusunda belirsizlik olmasının bu tercihte esaslı bir faktör olduğu ifade edilmekte. Fakat tüm tartışmalar ve spekülasyonlar, bir abesle iştigalden ibaret. Esasında "ekibin başı", yani Başkan Obama, 20 Mart'ta Ürdün ve Mısır'ın yanı sıra İsrail'e de zaten Kerry ile beraber gidecek. Yani kurulmuş, görevinin başındaki yeni İsrail hükümeti, Obama'yı da Kerry'yi de ağırlamış olacak. Obama yönetimine yüklenmek için buluttan nem kapanların tavırları, Türkiye iç siyasetindeki benzerleriyle kıyaslayınca, çok da yabancı gelmiyor.
Konu değerlendirilirken, Kerry'nin seyahat gerekçesine de dikkat edilmeli. ABD Dışişleri Bakanının temasların ana çerçevesi, Suriye'nin durumu ve İsrail-Filistin çatışması özeline oturuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, John Kerry'nin resmi gezisini, esasen "dinleyici olacağı" iki haftalık bir program olarak açıklamıştı. Yani Dışişleri Bakanı, tüm gezilerinde dinlediklerini Başkan'a aktaracak ve Obama'nın ikinci döneminin Orta Doğu politikaları bu çerçevede şekillenecek. Ancak Türkiye temaslarının, dile getirildiği gibi sadece terör ve Suriye meselesi konularından ibaret kalacağını düşünmek hatalı olur. Türkiye-İsrail ilişkileri mutlaka gündeme gelecektir. John Kerry, Türkiye ziyaretinde de dinleyici olacaksa, ilişkileri düzeltmek üzere İsrail'e malum şartları olan Türkiye'nin, söz konusu isteklerini, bir kere de Dışişleri Bakanı sıfatıyla dinlemiş olacak. Washington'ın iki müttefiki, İsrail ile Türkiye arasındaki mevcut durumdan memnun olmadığı bilinen bir gerçek. Bu durumda, Kerry'nin İsrail seyahati öncesinde Başkan'a konuya dair birçok bilgi sunacağını düşünmemek zaten yanlış. Ankara'da, Suriye ve terör konulu temaslarda bulunacağı duyurulmuş olan John Kerry'nin, Obama'nın İsrail seyahatinden iki hafta önce Washington'a aktaracağı bilgilerin Türkiye-İsrail ilişkilerinde ne gibi sonuçlar doğuracağını hep beraber göreceğiz. Sonuçta, Avrupa ve Orta Doğu temaslarının neticesinde Kerry dinlediklerini Beyaz Saray'a sunacak, Başkan da kendi seyahatinde ve sonrasında Washington'daki kabullerinde bu doğrultuda hareket edecektir.
Hillary Clinton, ilk okyanusötesi ziyaretini Asya'ya yapmıştı. Böylece Washington'da, artan bir hızla Asya rüzgârları esmeye başlamıştı. Üstelik bu durum, sadece Asya-Pasifik'le sınırlı değil. Kıtanın farklı bir kesimi olsa da, enerji ve güvenlik alanlarındaki önemi itibariyle, Orta Asya konulu çalışma ve toplantıların da Washington'da eskiye göre biraz daha arttığı bir zamandır görülmekte. Afganistan ve Pakistan'ın konumu ve Amerika nezdindeki önemi zaten malum. Genel çerçevesiyle Asya'ya dair etkinliklerde, ABD'nin yönünü Asya'ya dönüşü, o coğrafyada oyun kurucu olma hedefi vurgulanıyor, tartışılıyor. İşte artık tam da böyle bir görüş ve vizyon hâkimken, Kerry'nin çıkmış olduğu bu ilk ziyaretler zincirinde hiç Asya durağının olmaması da ayrıca merak konusu oldu. Sıcak gündemdeki önemiyle beraber, Orta Doğu'nun ateşinin kolay kolay sönmediği biliniyor. Dışişleri Bakanı Kerry'nin bu tercihinin Amerika'nın Asya'ya önem verme ve oralara yönelme siyasetinden vazgeçtiği biçiminde anlaşılmamalı. Kerry de sonraki ziyaretlerinde Asya'ya gidecektir. Fakat halihazırda çıktığı resmi temaslar zincirinin hemen akabinde Obama'nın da Orta Doğu bölgesini zaten ziyaret edecek olması, Kerry'nin sanki Clinton kadar Asya'yı önemsememiş gibi bir görüntü vermesine yol açtı. Kerry, Obama için Orta Doğu'nun havasını koklayacak. Üstüne üstlük Orta Doğu, çözülecek problemlerinden yana zengin ve onlara hep yenilerinin eklendiği bir coğrafya.
cuneyder@gmail.com
@cuneyder