Türkiye'nin en iyi haber sitesi

General Franco'nun ölümünden sonra İspanya, üç yıl gibi bir sürede, sağcı ama demokrat ve basiretli politikacılar eliyle "normale" döndü...
1978 Anayasası, kırk yıldır baskı altında inim inim inleyen İspanyol toplumunu kabak çiçeği gibi açtı. Bugün İspanya, Hollanda ile birlikte dünyanın en demokrat ülkesidir. Bu açıdan İngiltere'den, Fransa'dan, Almanya'dan çok daha ileridir.
Toplumun üzerinden ağır baskı kalkınca, İspanya'da bir cinsellik patlaması yaşandı. Kayıtlı "kürtaj" vakalarında da yüzde 600, evet, yüzde altı yüz artış görüldü...
Bir sosyolog dostumun deyimiyle, "neredeyse tavşanlar gibi sokak ortalarında yapmaya başladılar"... Elbette etki, büyük bir tepki doğuracaktı.
İç savaşı artık tartışmamak, eski yaraları kaşımamak üzerine sağ ile sol arasında "yazılı olmayan" bir unutma anlaşmasına varılmış (pacto de olvido), gençlik kendini uyuşturucuya, cinselliğe bırakmıştı... "Movida" adı verilen bu yeni hareket ("movimiento" dememeye özen gösterdiler çünkü bu kelime faşist kokuyordu), sabahlara kadar o bar senin bu bar benim gezen, kafayı çeken, sevişen gençlerden oluşuyordu (en ünlü temsilcileri sinema yönetmeni Pedro Almodovar)... Eşcinsellik de ilk kez "suç" olmaktan çıktı.
Sonra yavaş yavaş seksenli yılların bu depremi yatıştı, serserilik dalgası geçti gitti. Doğal olan da buydu. İspanya şimdi artık özgür ve "normal" bir ülkedir.
Bizde olur mu? Bu şekilde olmaz. Ama başka bir şekilde, olmaktadır bile...
Türkiye de, kimsenin ölümüyle değil ama dünyanın ve yeni yüzyılın baskısıyla, "faşizmi tasfiye" sürecine girmiştir.
Bu süreç elbette, "bir kısım basının" da özlediği gibi "kazaya uğrayabilir", ama bunun "altından kalkması" çok zor olacaktır artık.
Tercüme edelim: Yeni bir darbe yaparsanız, Kürtler bu sefer "sağlama" ayaklanırlar! Çok kan dökülür. Bugüne kadar otuz bin kişi öldü, ölü sayısı yüzbinleri geçer. Kendinize müttefik de bulamaz, iyot gibi açıkta kalırsınız.
Türkiye'de cinsellik değil, bir "gerçek patlaması" yaşanıyor...
Türk milleti aç ve susuzdur.
CHP kuyrukçuluğu yapan birtakım laf ebesi basın zevzeklerinin görmek ve göstermek istedikleri şekilde aç ve susuz değil, gerçeklere aç!
Kendisine gerçeklerin öğretilmediğini, öğretilenlerin de yanlış öğretildiğini, bu ülkede hemen herşeyin "kan" ve "yalan" üzerine kurulu olduğunu anladı.
Türkiye, örtbas edilmiş gerçeklerinin birer birer su yüzüne çıkmasıyla, hem de giderek artan bir hızla çıkmasıyla sarsılıyor... Yakın tarihiyle ancak şimdi tanışıyor... Hiç bu kadar heyecanlanmamıştı... Hiç böyle bir dönem yaşamamıştı... Hiç bu kadar kabuğunu kırmaya, hiç olmazsa şimdilik çatlatmaya yönelmemişti... Artık kimse yutmuyor... Artık kimseyi uyutamazlar...
Bu, sağlıklı bir spazm. Hasta titreyecek ve kendine gelecek.
Bu büyük uyanışa karınca kararınca emeği geçmiş, çorbada azıcık tuzu bulunan naçiz bir gazeteci ve yazar olarak, yarın domuz gribinden ölsem gözüm arkada gitmem.
Görevimi yaptım, elimden geldiği kadar. İçim rahattır. Türk milletine, bana yedirdiği ekmeği ödedim. Türk milleti korkmasın, kendisi adına yenilmiş haltlardan dolayı da üzülmesin: İleride daha özgür, daha bilgili, daha bilinçli, daha mutlu olacaktır. Nâzım Hikmet ne demişti? "Ben, babamdan ileride, oğlumdan gerideyim"... Biz de öyleyiz, siz de öylesiniz.
İçinden, bazı arkadaşlar gibi, olup bitenlere karşı sunturlu bir küfür etmek gelenler de, gelsinler bana, küfürü kimlere etmeleri gerektiğini tarif edeyim. Aman canım, kaç yıldır başka bir şey mi anlatıyoruz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN