ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Ok ay okay

Kemalist mitolojiye göre "okey" Türkçe'ydi.
Vallahi Agamemnon bile bir Türk ismiydi (ağa memnun), Mikene Türkleri'nin başbuğu. Yerseniz.
Ahilleus "ah ulan uslu" dan, Hector da "ek dur"dan geliyor olmalı, tarım yapıyorlar ya (bunları da ben uydurdum, Türk Dil Kurumu'nda koltuğumu isterim.)
Atalarımızdan biri "ay"ı görmüş, ona bir "ok" atmış, işte bu iki kelime birlikte İngilizce'ye geçmiş ve "okay" zaman içinde söylene söylene "okey" olmuştu.
Gülüyorsunuz, fıkra gibidir ama gerçektir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin altın devri olan otuzlu yıllarda buna ciddi ciddi inananlar vardı.
(Siz o kadar dıngıl olmadığınıza göre işin aslını anlatayım: Cahil bir Hintli tren görevlisi, denetlediği vagonların üstüne tebeşirle "all controlled" deyiminin kısaltmasını yazarmış, fakat "A.C." yazacağına "O.K." yazarmış (oll kontrolled!), İngilizler'in pek hoşuna gitmiş, benimsemişler.)
Lafı okçuluğa getireceğim, anladınız onu siz.
Fakat şöyle de girebilirdim: tantanası pazar gecesi bitiyor, ay başında da olimpiyat tantanası başlayacak.
Bu olimpiyatlarda neler olup biteceği, gazetelerin ve televizyonların spor servislerinin dışında hemen hiçkimseyi ilgilendirmiyor ülkemizde. Ne gülle umurumuzda ne çekiç ne sırık.
Pek pek, Afrika'dan "devşirdiğimiz" inci dişli kara kızların elde edecekleri koşu başarılarıyla övünürüz.
Eh, İsveç futbol takımında bile zenci oyuncu varsa, İsviçre ekibi İranlı ve Türk göçmenlerle ayakta duruyorsa, Fransız milli takımının neredeyse tamamı "sömürge askeri"yse, biz de bununla övünelim.
Bu yıl gene hemen her spor dalında nal toplayacağız.
Güreşte de.
Bu ülkede herkes papağan gibi güreşin "ata sporumuz" olduğunu tekrarlar ama elde ettiğimiz sonuçlar atalarımızı utandıracak düzeydedir.
Pardon, savaş yorgunu ve karnı aç Avrupa'yı mindere yapıştırdığımız 1948 Olimpiyatları'nı saymıyorum.
Oysa bizim gerçek ata sporumuz olsa gerektir.
Gerçi Ortaçağ'da, Fransızlar'ın ağır ve zahmetli "ok tüfeğine" (arbalet) karşı İngiliz okçularının muharebe kazandıran ince ve hafif, özel yaylarını da unutmayalım (long bow) ama Osmanlı'da okçuluk oldukça ileriydi.
Kılıç da, gürz de ileriydi de, Osmanlı askeri ateşli silahla karşılaşınca bunaldı. İleri teknolojiyle başedemedi.
İmdi... Çabalaya çabalaya sonuç elde edemediğimiz güreşe değil de okçuluğa ağırlık versek...
Ve de birkaç yıl içinde dosta düşmana şunu dedirtsek: Türkler mi? Okçulukta kimse onların eline su dökemez... Her olimpiyatta bütün madalyaları toplayıp giderler!
Bu yönde çabalar var. Okçular Vakfı vargücüyle çalışıyor. Arkası gelmelidir.
Birkaç salak çıkıp "gericilik" demezse...
Ama salaklara aldırmamak gerektiğini herkes öğrendi. Onlara gülümseyiniz, otuzlu yılları hatırlatıp.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN