Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye'de genel kültür düzeyi maşallah epey yüksektir. (Zeka düzeyi de zirve yapmıştır.)
O kadar ki, geçenlerde YouTube'da gözüme ilişti, mal ergenlerimizden biri "Selanik nerededir" sorusuna "Rusya'da" cevabını verdi...
"Hayır, Yunanistan'da" diye düzeltilince de "hadi lan, Atatürk'ün Yunanistan'da ne işi var" dedi.
'da ne işi olduğu sorusu kendisine sorulmadı.

***
Genel kültürümüz o kadar yüksektir ki, çok kişi, ama gerçekten çok kişi "Osmanlıca isim tamlaması" bilmez. (Ona bakarsan Türkçe isim tamlaması da bilmezler, "para durumu" diyeceklerine "parasal durum" derler.)
Atatürk'ün ünlü lafını alalım: "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır."
Bunu çok kişi, ama gerçekten çok kişi, "hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" şeklinde algılar.
Oysa birincisi "savunma çizgisi", ikincisi "çizgiyi savunmak" anlamına gelir.
İkisi farklı şeylerdir.
Ama "liselere Osmanlıca dersi konulsun da mallar öğrensinler" deyince bize küfür ederler.
O zaman Atatürk'ü de Hıfzı Veldet "çevirisinden" okumak zorunda kalırsın.
***
Atatürk bunu, ordu yenile yenile Sakarya ırmağına kadar çekilince söylemiştir. Eskişehir düşmüş, Kütahya düşmüştü...
Sakarya son direniş çizgisiydi. Oradan da gerilersek Ankara düşecekti.
Yunanlılar'ın amacı oraları ele geçirip yerleşmek değildi tabii, son bir hamleyle "Kemal'in işini bitirmek ve İzmir'e dönmek" istiyorlardı... Polatlı tren istasyonuna kadar da sokuldular...
Atatürk de o lafı "Sakarya'da yenilsek bile tekrar geri çekilir, daha doğuda oluşturacağımız yeni bir savunma çizgisinde gene direniriz" anlamında söylemiştir.
Yenilmedik. Geri çekilen, gücünü tüketen Yunan ordusu oldu.
Bu sefer onlar daha batıda güçlü bir savunma hattı kurdular, savaş bir yıl uzadı.
***
Daha doğuya çekilip savaşı sürdürebilir miydik?
Zordu, çok zordu. Hatta imkansızdı.
Ankara, Sayın Profesör Tansu Çiller'in sandığı şekilde düşseydi ve yakılıp yıkılsaydı (hanımın genel kültürü çok geniş olduğu için profesör yapmışlar), diyelim Kayseri yeni başkent olsaydı, ya da Sivas, ya da Erzurum...
Yunan ordusu artık oralara da gelemezdi ama bizde de hal kalmazdı.
Ordumuz dağılır ve bir daha da kolay kolay toplanamazdı.
***
İsmet Paşa'ya çok şey borçluyuz.
Sakarya'da Yunan cephe komutanı Prens Andreas'ın (kendisi kraliçe Elizabeth'in kayınpederidir) sinirini bozdu ve onu yanlışa yöneltti.
Kırk yıl kadar sonra aynı taktiği 'e de uyguladı ve onu da mahvetti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN