Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tayyip Erdoğan'a halk desteği salgın öncesinde yüzde 41'e düşmüşmüş, salgın sırasında yüzde 56'ya çıkmış.
İşin matrağı, bu destek "CHP'liler arasında bile" yüzde 4'ten yüzde 16'ya fırlamış.
Ama Tayyip Erdoğan gidiciymiş.
Çünkü salgın dönemlerinde "olurmuş böyle şeyler", salgın geçince halk fatura çıkaracakmış ve Erdoğan gidecekmiş.
Peki, o gidecekmiş de kim gelecekmiş?
Babıali kaşalotları "Akşener- Davutoğlu- Babacan" diyorlar.
Vayyy... Muhteşem üçlü...
Hatta buna İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yu da katmışlar.
O da "muhalif" kabul ediliyor. İstifa etmişti ya.
Bazı başka kişiler de "Atatürk'ün devletçilik anlayışına dönülmesini" istiyorlar.
CHP'li , "Atatürk'ün halkçı ve devletçi ekonomi politikaları yolumuzu aydınlatmalıdır" diyor. Faşist gazete de bunu büyük bir zevkle yayınlıyor.
Sosyalizm geliyor diyorlardı, meğerse Kemalizm geliyormuş.

***

Ama kim döndürecek Türkiye'yi Atatürk'ün yoluna?
Bu gibi durumlarda genellikle olduğu gibi ordu mu? 12 Mart muhtırasında "Atatürkçü reformları süratle tahakkuk ettirmekten" söz ediliyordu... Nihat Erim'in neyi nasıl tahakkuk ettirdiğini görmüştük...
Yok canım, "eski AKP'li" Davutoğlu ve Babacan herhalde.
Belki de "İslamcı" Gül kastediliyor...
Hayır hayır, .
Ama Türkiye'yi Atatürk yoluna döndürmeden önce CHP'nin kendisinin Atatürk yoluna dönmesi gerekiyor...
Kemal Bey, isterseniz , iktidara geldiklerinde "belediyelere özerklik sağlanacağını" döne döne ve ısrarla söylüyor.
Belediyeler derken siz "Kürt belediyeleri" anlayınız.
Hani, "demokratik özyönetim" dedikleri...
Ya da Amerikan ajanlarının "yerel hükümetler" dedikleri...
Bunun "Atatürk'ün belediyecilik anlayışının" neresine uyduğunu da Umut Oran bir zahmet söyler artık.
Ben ondan önce söyleyeyim: Atatürk döneminde vali ve belediye başkanı aynı kişiydi. Aynı zamanda CHP il başkanı. Cabası, bir de o ilin Kızılay başkanı.
Yolumuzu aydınlatsın bari...
Atatürk döneminde "otarşi" politikası uygulanıyordu, kendi kendine yeterlilik politikası.
Türkiye hammadde ihraç eden bir ülkeydi, kuru üzüm, kuru incir, tütün, pamuk falan.
İşçinin grev hakkı yoktu. Sendika hakkı yoktu.
Ancak "memuriyete kapağı atan" kendini kurtarmış sayılıyordu.
Çünkü "oligarşik bürokrasi" hegemonya kurmuştu.
Bunun neresinin "halkçı politika" olduğunu da söylesin o Umut Oran, çok biliyorsa.

***

Yoksa bu, Kılıçdaroğlu tarafından "tırpanlanmış" ve iki dönemdir aday gösterilmemiş olan eski milletvekili Umut Oran mıdır?
O zaman, Kemalizm'in önce "CHP içi iktidarı" yeniden ele geçirmesi gerekecek (arslan Muharrem)...
Bay Kemal'in bu tür kişilere neler yaptığı çok iyi bilinir.
Ama belki de Atatürkçü politikalara döner canım, güler güler ağlarız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA