Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kemalistler acıklı bir açmaz içindeler.
"İleriye yönelik" söyleyebilecekleri hiçbir şey yok.
Öyle ya, harf devrimi mi yapacaklar, takvim devrimi mi? Kadınlara seçme ve seçilme hakkı mı verecekler, soyadı kanunu mu çıkaracaklar?
Bakışları hep geçmişe yöneliktir.
"Biz zamanında şunları yaptık, bunları yaptık... Ne günlerdi onlar..."
E peki ileride ne yapacaksınız?
"Restorasyon yapacağız" diyebilirler pek pek, Köy Enstitüleri'ni yeniden açacağız... Türbanı yasaklayacağız... Ayasofya'yı müze yapacağız... İmam-Hatip okullarını azaltacağız...
Muharrem İnce senato da getirecek ama bu, otuzlu yılların değil altmışlı yılların restorasyonu olur ancak.
Bu programla oy alınmaz ama onların zaten oy alma dertleri yoktur. Alamayacaklarını bilirler.
Orduyu beklerler.
Şimdilik yapabildikleri de "siftinmekten" ibaret kalıyor.

***

Geriye dönük siftinmeleri de çoğu zaman kendi yarattıkları hurafelere dayanıyor.
Olmayan bir ülke ve toplum efsanesi, bir "asr-ı saadet", bir "altın devir" uydurup ona inanıyorlar.
Hani Attila İlhan'ın hayatının son yıllarında yazdığı ve birbirinden kötü romanlardaki "kendi kafasında yarattığı hayali Atatürk devri" gibi...
Bakınız adam ne diyor:
"Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ekonomik ve siyasal başarıda kilit unsurlardan biri, kırsal kalkınma..."
Yok yahu? Böyle bir şey mi var?
Yoksa Kılıçdaroğlu'nun "Atatürk, Köy Enstitüleri'ni kurarak işe başladı" şeklindeki cahil palavrasına mı kandın?
"Toplumsal köylülük" diye bir balon uçurmuş.
"Reşit Galip'in Atatürk'ün istekleri doğrultusunda Türkiye'nin gelişimi adına attığı bir adım"mış toplumsal köylülük...
Böyle bir şey mi var?
Ne demektir toplumsal köylülük?
Bütün memleketi köylü mü yapacaktınız?
Bunun "toplumsal olmayan köylülük" çeşidi nasıldır?
Oradan laf dönüyor dolaşıyor Köy Enstitüleri'ne geliyor tabii, öncü yapı taşıymış... Bu, ekonomiye yeni bir soluk ve katkıymış. Böylece köylünün "borçlu olmasının" da önüne geçiliyormuş. Ziraat Bankası'nı kapatınız.
Çünkü seksen yıl sonra bugün bile hazretlerin kafasında "kendi kendine yeten Türkiye" şeklinde bir "otarşi" özlemi var.
Biri bunlara "sanayileşme" kavramını anlatmalı...
Çünkü yetmiş yıldır anlayamadılar.

***

Kafaları o kadar karışık ki, bunlardan hayatında bir tek fabrikanın kapısının önünden bile geçmemiş birisi, "Ben kültürel Marksist'im" diyordu...
Marksizm'in bir de böyle çeşidi varmış.
Koronavirüs salgını sayesinde de dünyada sosyalist mücadele yükselecekmiş!
Bereket versin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA