Markete girince sebze-meyve kısmını hızla geçtiğimi fark ettim geçen gün...
İçeride işimi gördükten sonra en son dönüp bakıyorum...
Çok acayip...
Onlarca yılın alışkanlığı nasıl kayboldu yahu?
Mevsim dediğimiz şey artık sebze-meyve bölümlerindeki hâkimiyetini kaybetmek üzere...
Baktım, dört ayrı domates cinsi farklı bölümlerde boy gösteriyor.
Mutfakta sebze, botanikte meyve olan çarliston biber fiyatı en makul ürün görüntüsünde, olaya bak!
Fakat bize yavaş yavaş "geçip giden zamanın kokusu"nu hatırlattığından mı nedir, mandalina ve portakal dev tezgâhın arka taraflarına itelenmiş...
Hatta bu yılki manzara için şunu bile söyleyebilirim: Doğrudan kışı temsil eden sebze-meyveler görsel olarak pek sevilmiyor.
Anladım ki, bunlara şahit olduğumda bir şey derinden rahatsız ediyor beni...
***
Diyeceksiniz ki, yalnız mevsimler mi?***
Dün Ezgi Akgül sosyal medyaya şöyle yazınca içimdeki duygu daha belirginleşti...***
Beklemek...***
Burada nokta koyayım...
Gerisi size kalmış, sonra yine konuşuruz.
Sebze-meyve tezgâhında kaybolan "buralılık" ve yerlilik konusuna gelince...
O ayrı mesele!
Aradığımız evrensellik ananas yemek miydi yahu?
***
NOT DEFTERİ
Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. (OĞUZ ATAY / Korkuyu Beklerken)