Sadece biz mi öyleyiz?
Dünya da artık bize benziyor...
Yorgun...
Toparlanacak gücü yok sanki...
Franco Berardi buna "dünyanın dermansızlaşması" diyor...
Yapay zekâ, şu, bu...
En radikal inovasyonlar bile dünyanın kendisini güçlü hissetmesine kapı açamıyor...
Halklar başları önlerinde günü kurtarmakla meşguller...
En güçlü duygular bile kitlesel ve sınıfsal bir güç üretmek yerine Kanye West konseri gibi berbat bir hipnozdan öteye gidemiyor...
En değerli ve enerjik yanımız olan inançlarımız kimlik siyasetleriyle çözüldüler, ayrıştılar, kavga gürültüye boğuldular...
Demografik eğilimlere gelince...
Tabii ki dermansız kalacak dünya; çünkü fena hâlde yaşlanıyor...
Üstelik artık hızlı da dönüyor dünya; yaşlılığın kaldıramayacağı kadar hızlı...
***
Bu satırları bir kafede yazıyorum...***
Fakat bir yandan da sürekli veri üretiyoruz...***
Ya bitmek tükenmek bilmeyen barbarlığa ne demeli!***
Ne yapmamız gerek?
Dijital teknolojiler dünyanın kanlı canlı, fiziksel mahiyetinin kaybolmasına yol açıyor.
O hâlde...
İlk iş olarak bütün gücümüzle yüz yüze iletişime dönmeliyiz. (Bana aldırmayın, benim hâlim kalmadı!) Ve gençler, çocuklara inanmalı...
Çocuklarla şenlenir, toparlanır yaşlı dünya...
***
NOT DEFTERİ
Sevmeye hazır kişi, kaçınılmaz biçimde, acı çekmeye de hazırlıklı olmalıdır. Acı çekmeden sevmek hemen hemen olanaksızdır. (MARGIT SCHREINER / Sevmek Dedikleri)