Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAŞMET BABAOĞLU

İstanbul’u yaşamak ama nasıl?

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Üsküdar'da ya da Haliç semtlerinden birinde büyümüş biri ile Beylikdüzü'nde büyüyen birinin duygusal dünyaları ve dünyaya bakışları nerelerde farklılaşır?
Merak ederim hep bunu...

***

Bak, şimdi aklıma geldi...
Bir keresinde...
Ataşehir'deki gökdelenlerin altında bir kafeye girip günlük yazımı yetiştirmek zorunda kalmıştım...
Diğer masalarda gözleri bilgisayarına kilitlenmiş cebinden telaş içinde orayı burayı arayan genç insanlar ile Çengelköy'de bilgisayarını açtıktan sonra düşüncelere dalıp giden kız arasında dağlar kadar fark vardı...
Çengelköy'deki genç kız bana dönüp "Beş dakika şurada bir yere gideceğim, eşyalarıma göz kulak olur musunuz?" demiş ve yarım saat ortadan kaybolmuştu...

***

Sanki yalnızca ailemiz, yetişme biçimimiz, işimiz gücümüz değil...
İçinden geçtiğimiz semtler, yaşadığımız yerler de bizi "inşa" ediyor...

***

Yılın büyük bölümünü Frankfurt'ta geçiren komşum sırf İstanbul'u gezmek için bir haftalığına geldi.
Geçen gün balkondan balkona laflıyoruz...
"Artık anladım ki" diyor;
"İstanbul içinde yaşarken değil, özel olarak gezmeye geldiğinizde içinizi açıyor ve güzelleşiyor." Haksız mı?
Biz yorgunuz...
İstanbul yorgunu...
Komşumda ise müthiş bir enerji...
Eh tabii gezer İstanbul'u...

***

İstanbul'dan konuşmak istiyorum ama...
Neresi İstanbul?
Fikirtepe değil tabii...
Esentepe mesela "her yer" olabilir...
Kemerburgaz mı?
Bazen bir başka ülke orası...
En acıklısı da şu...
Dibine kadar İstanbul olan Eyüp ilçe merkezinden biraz dışarı doğru çıkıyorsunuz, İstanbul bitiyor ve bambaşka bir kentin semtleri başlıyor.

***

Geçen gün 50 yaşlarındaki bir tanıdık, "Birisi Karaköy'den Üsküdar vapuruna binmek ile Kadıköy vapuruna binmek arasındaki farkı yazsa keşke" dedi...
Gençlik zamanında Zeynep Kamil'in orada otururmuş...
Anlattı sonra...
"İşten dönerken gün biraz daha uzasın istediğimde Kadıköy vapuruna binerdim, Kadıköy sokakta oyalardı bizi... Ama yorgun olduğumda ve evi özlediğimde Üsküdar vapuruna biner ve karşı kıyıya varmayı sabırsızlıkla beklerdim..."
"Ya şimdi nasıl?" diye sordum...
Şimdi ikisi de aynı, dedi...
Kalabalık, koşturmaca ve patırtı...

***

Hep nostaljiyle de nereye kadar?..
Ama şu da gerçek...
Biz hatıralarla haşır neşirken şehir ayaklarımızın altından kayıyor...
Geriye devasa bir kent kalacak...
Beton yığını, bitmeyen trafik ve tükenmişlik duygusu...

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA