1 Mart 1973'te ABD Başkanı Richard Nixon ile Henry Kissinger, Oval Ofis'te konuşuyor. Biraz önce İsrail Başbakanı Golda Meir'i ağırlamışlar. Oval Ofis'in ses cihazı hâlâ kayıttayken Nixon, Meir'in görüşmede dile getirdiği talep konusunda ne düşündüğünü soruyor Kissinger'a.
Talep ise SSCB'de baskıya maruz kalan Sovyet Yahudilerinin göç etmesi konusunda ABD'nin devreye girmesi. Yahudi Kissinger şu tarihi cevabı veriyor: "Yahudilerin Sovyetler'den göçü, Amerikan dış politikasının bir amacı değildir. İlgi alanımızda bu yok. Hatta Yahudileri SSCB'de gaz odalarına koymaları bile Amerika'nın ilgi alanına girmez. Belki insani bir endişeye yol açabilir..."
Nazilerden kaçıp ABD'ye sığınan bir Yahudi için çok şaşırtıcı ifadeler. Buz gibi sözler. Çünkü Kissinger demokrasi havariliği, insan hakları, özgürlükler, hukukun üstünlüğü gibi değerlere dış politikada yer olmadığına inanan biri. Nitekim Diplomacy adlı kitabında bütün bu kavramları küçümser.
***
Kissinger için tek gerçek, hedeflerine ulaşmak için her yolu mübah gören realist anlayıştı. Bazı analistler birçok açıdan ABD Başkanı Donald Trump'ı da Kissinger'a benzetiyor. Hatta Trump'ın bazı yönlerden Kissinger'ı dahi sollayan bir optimizme ve oportünizme sahip olduğu söyleniyor. Çünkü Trump, kabinede ve bürokraside siyonist lobiye bağlı isimleri teker teker kritik pozisyonlardan alıyor. Yerlerine daha realist isimleri atıyor. Son olarak Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz'u görevinden alıp BM elçiliğine atadı.***
Hâliyle İsrail'in ve ABD'deki Yahudi lobilerin etekleri tutuşmuş durumda. Zira siyonistlerin empoze ettiği ideolojik ve kültürel manipülasyonlara prim tanımayan Trump, ülkesinin reel-politik ve jeo-ekonomik hedeflerine göre hareket ediyor.