Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

Siyonistlerin Türkiye’ye yönelik ikili İran stratejisi

Sesli dinlemek için tıklayınız.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaş giderek derinleşiyor. Savaşın sadece haritası genişlemiyor, anlamı da değişime uğruyor. Geldiğimiz aşamada meselenin sadece birbirine güç yetirmek ve birinin diğerini bir şeylerden caydırması olmadığını görüyoruz. Taraflar arasındaki mücadele her açıdan küresel düzeye de taşınıyor. Bölgesel rekabet global hesaplaşmaya dönüşüyor. Üstelik bu hesaplaşma askeri ve siyasi düzen dışında modern enerji sisteminin geleceğini de yakından ilgilendiriyor.
Öyle görünüyor ki evdeki hesap çarşıya uymuyor. Bu hakikat sadece ABD ve İsrail için değil İran için de geçerli. Boşuna 'savaşlar savaşa girenlerin düşündüğü gibi asla bitmez' dememişler. Tarihçi Geoffrey Blainey'in de ifade ettiği gibi savaşların çoğu zaten 'yanlış anlamadan ve liderlerin ülkelerinin pazarlık payını fazla abartmasından' kaynaklanır. Savaşların birçok sebebi yanında en çok dikkate alınması gereken sebebinin bu olduğunu ve olması gerektiğinin altını özenle çiziyor Blainey.
Tarihçi Blainey, bu açıdan savaşları bir 'kaza' olarak niteliyor. Doğrudur. Diğer birçok stratejist ve tarihçi de savaşı bir risk yönetimi olarak tanımlıyor.
Haliyle risk tanımlamasının bir trafik işareti olmadığını bilmek lazım. Yani risk karar değil bilgi verir.
Haliyle risk yönetimine dair raporları okuyup savaşa karar vermek liderleri yanıltabilir. Bu yönüyle yüksek risk hatırlatmaları bir trafik ışığı değil bir uyarıdır.

***

İran savaşı bize ABD Başkanı Donald Trump ve İran'ın ölündürülen dini lideri Ali Hamaney'in kendilerine hatırlatılan riskleri pek önemsemediğini gösteriyor.
Riskleri görmezden gelmişler. Ne var ki yaptıkları yanlış hesap ve anlamlandırma bütün bir bölge dışında dünyayı da etkilemeye başladı. Burada özellikle İsrail'in sivil hedeflere ve enerji alt yapısına yönelik kasıtlı saldırıları bölgesel düzeydeki mücadeleyi küresel bir dünya krizine dönüştürüyor.
İsrail bilinçli saldırılarının yol açacağı hasarı gayet iyi biliyor. Siyonist strateji, herkesin kaybetmesine endeksli zaman ayarlı bir kaotik bombayı andırıyor. Zira İsrail, Körfez'deki bölgesel bir savaşın küresel çapta ekonomik bir tsunamiye ve dünyanın her yanında siyasi kaosa, gösterilere, kargaşa ve protestolara yol açacağının farkında.
Bu süreçten en çok da Körfez'deki monarşilerin etkileneceği açık. Çünkü ekonomik felç ve stratejik terörün doğrudan hedefi olan petrol zengini Körfez ülkelerindeki sosyal, siyasal, askeri ve ekonomik statüko felç olma riski ile karşı karşıya.

***

İran savaşı, İsrail'in devreye soktuğu kaotik sabotaj saldırılarıyla tamamen rayından çıkmış görünüyor. Tersinden söylersek savaş siyonizmin hedeflediği kaotik raya oturmuş görünüyor. Bu savaş artık tek cepheli, tek bir denize, tek coğrafyaya, tek bir aktöre (Donald Trump), tek bir askeri ve siyasi mantığa bağlı olmaktan çıktı.
İsrail izlediği stratejiyle savaşı küreselleştirdi. Bunu yaparak hem ABD'nin hem de de İran'ın bu savaştan çekilme şanslarını azalttı. Hatta daha da ileri giden siyonist zihniyet şimdi de dışarıda kalan ülkeleri bu girdaba çekiyor.
Avrupa ülkelerini ikna etmiş görünüyor. Sıradaki hedefi Körfez ülkelerini de İran'a karşı cepheye sürmek. Bunu yapınca geriye Türkiye kalıyor. Burada dikkat çeken iki stratejisi var İsrail'in. Öncelikli hedefi Türkiye'yi doğrudan bu ateş girdabının içine çekmek. Eğer bunu yapamazsa bu sefer Türkiye'yi bu ateşin hedefi yapmak. Yani ateşin Türkiye'ye sıçramasını sağlamak. İlkini yapamadı. Şimdi ikincisini deniyor. Ne var ki bunu da başaramayacak.
Zira Türkiye her iki ihtimale de hatta dile getirilmeyen diğer risklere karşı da gereken her tür tedbiri almış görünüyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.