Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

Çin’i deniz ve karadan çevreleme stratejisi

Sesli dinlemek için tıklayınız.

ABD'nin İran cephesinde Tahran'daki rejimden çok Çin'le mücadele ettiğini unutmamak lazım. Zaten kendileri de bunu defaatle dile getirmekten çekinmiyor. Hâliyle dünyanın Hürmüz krizine odaklandığı bir dönemde gözler perde gerisinde hayata geçirilen diğer büyük planlar üzerinde. Bu kapsamda İran'a yönelik hamlenin temelinde Çin'i Hazar havzası, Orta, Batı ve Güneydoğu Asya ile Hint Okyanusu'ndan kuşatma stratejisi yer alıyor.
6 Aralık 2025'te yayımlanan ABD'nin Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde de (NSS), 24 Ocak 2026'da yayımlanan ve Pentagon'un asıl beyni olarak nitelenen Elbridge Colby imzalı ABD'nin Yeni Ulusal Savunma Stratejisi'nde de (NDS), asıl hedefin Çin'i her açıdan kuşatmak ve frenlemek olduğu açıkça belirtiliyor zaten. Peki, bu kuşatma nasıl yapılacak?
Teknolojik, ekonomik ve siyasi kuşatmanın en temel koşulu jeopolitik çevrelemedir. Trump Doktrini, Pekin'in çevrelenmesi konusunda biri karadan diğeri denizden iki alana özel önem veriyor. İlki Türk dünyası, ikincisi de Hint Okyanusu.

***

Bu iki sahadan kuşatmanın başarılı olmasının tek şartı ise İran'ın ele geçirilmesidir. Eğer İran, ABD'nin yeni egemenlik sistemine entegre edilirse o zaman Çin'i Hazar'ın doğusundaki Türk dünyası ve Hürmüz Boğazı'nın açıldığı Hint Okyanusu üzerinden çevrelemek kolaylaşacaktır.
Doğu Türkistan'dan Orta Asya, Hazar, Kafkasya ve Türkiye ile Karadeniz'den Avrupa'ya ulaşan Trans Hazar hattının da Orta Asya, İran ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan orta koridorun da anahtarı yine Türk dünyası.
Dolayısıyla Türk dünyası, Hazar ve Kafkasya'dan Çin'in çevrelenmesi projesinin başarıya ulaşması için Hürmüz üzerinden devreye sokulan deniz ablukasının da başarılı olması gerekiyor. Bu bağlamda Hürmüz, bir sonraki Malakka üzerinden uygulanacak Çin'e yönelik küresel deniz kuşatmasının girizgâhı olarak görülmeli.
Malakka Boğazı adeta Çin'in can damarı. Bu boğaz, Güneydoğu Asya'da Hint Okyanusu ile Güney Çin Denizi arasında 900 km uzunluğunda dar bir su yolu olması hasebiyle çok kritik bir öneme sahip. Malakka kelimenin her tür anlamıyla Çin için tam bir "dar/ boğaz" niteliğinde.

***

Çin'in petrol ticaretinin neredeyse yüzde 80'i Endonezya ve Malezya arasındaki bu dargeçitten naklediliyor. Küresel deniz ticaretinin yüzde 30'u Malakka'dan yapılırken bu ticaretin sadece yüzde 7'sinin Hürmüz'den yapıldığını unutmayalım. Enerji sevkiyatında da Malakka'dan günde 25 milyon varil petrol geçerken Hürmüz'den ise 22 milyon varil geçiyor. Malakka her açıdan Hürmüz'den daha kritik bir etkiye sahip.
ABD'nin Malakka hazırlığını gören Çin şimdiden Hürmüz ve Malakka'ya ek olarak Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'nden oluşan dört riskli bölgede teyakkuza geçmiş hâlde. Çünkü ABD'nin Hürmüz'den sonra Malakka Boğazı'nı da abluka altına alması Çin'in ekonomik altyapısını ve fabrikalarını felç edip endüstriyel şehirlerini yakıtsız bırakacaktır.
Bu bağlamda ABD'nin son zamanlarda Endonezya ile yeni savunma anlaşmaları imzalayıp uçuş hakları için baskı yapması ve Malezya ile bağlarını güçlendirmesi de dikkat çekiyor.
Hâsılı kelam, İran savaşı üzerinden devreye sokulan Hürmüz krizi bir açılıştı. Devamı Malakka ile gelecek. Hâliyle ABD'nin Çin'i kuşatma stratejisi yakın dönemde daha da hızlanarak ve şiddetlenerek devam edecek. Trump'ın dün ilan ettiği Hürmüz için "özgürlük projesi"ni de bu yeni stratejinin işaret fişeği olarak görmek lazım.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA