Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Geçtiğimiz yıllar, küreselleşmenin etkilerini daha çok "ulusal boyutta" algıladığımız, anlamaya çalıştığımız yıllar oldu. Yerel ölçekte ise "küreselleşmenin etkilerini" daha yeni yeni algılıyoruz. Küresel kentler, artık dünyanın gündemini belirler durumda.
Bizde elbette "küresel kent" tanımlamasına, taşıdığı çok sayıda özellik nedeniyle, ancak İstanbul girebilir. Hatta İstanbul "küresel kent" olabilmenin yanı sıra, çevresindeki bazı merkezleri de kapsayarak, başlı başına bir "kent havzası" halini aldı.
Üzerinde çok konuşulan, şimdilik "küresel kent" olabilmeye sadece aday görülebilecek İzmir de, giderek çevresini kucaklayan bölgesel bir "kent havzası" olma yolunda ilerliyor.
Bunun üzerinde ne kadar duruluyor, buna uygun bir planlama şekilleniyor mu; o ayrı bir tartışma konusu. Ama bu özellik, kendi doğası gereği, kendi kendisini inşa ediyor. Edecek de...

MAZERETİ YOK

Gönlümüz İzmir'in 2013 yılının sonunda belirlenecek EXPO 2020 yarışında, adaylığını kesinleştirerek, bu büyük organizasyonu, kentin değişim ve dönüşümünde ortak akıl ışığında, ciddi bir araç haline getirebilmesi. Ama EXPO'nun sonucu ne olursa olsun; İzmir, Türkiye'nin geleceği en parlak kentlerinin başında geliyor. İzmir kendisini yenileyebilme ve yeniden kurgulayabilme başarısını gösterirse; "küresel" özelliklerini de daha etkin hale getirecek; belki de yakın gelecekte "yaratıcı şehir" nitelemesiyle, dünyadaki "küresel ağın parçası" haline gelebilecek.
Kendisini yeniden kurgulamakla ilgili, taşıdığı büyük olanaklar nedeniyle, aslında hiçbir mazereti olmayan İzmir'in, bu parlak geleceğini sezen yatırımcılar da, birçok alanda İzmir'e çapa atıyor.
İstanbul'daki işlerini sonlandırarak, daha "kaliteli bir yaşam" peşinde, İzmir'de yeniden hayat inşa eden, yeni işler kuran insanlara rastlıyoruz sık sık... Beyaz yakalılar da, İzmir'de kendilerini ücret olarak tatmin edebilecek bir iş buldukları zaman, kente geri dönmenin yolunu hayal ediyorlar. İzmir'e hizmetler sektöründe, turizm alanında yatırım yapmak isteyenler, kentteki gelişmeleri çok dikkatle izliyorlar. Her ne kadar gelen yatırımcılara, hak ettikleri kolaylığın, bazen yeterince gösterilmediği, gösterilemediği öne sürülse de; İzmir, Türkiye sermayesinin en çok ilgilendiği kentlerin ilk sırasında. Anlayacağınız İzmir, içi yolcu dolu dev bir uçak gibi, piste yanaşmış, henüz havalanmamış, geleceğe doğru daha iyi uçabilmek için, sırasını bekliyor gibi.
İzmir'e, İstanbul'dan gelerek, hevesle yatırım yapanlardan biri de, inşaat sektöründeki Aksan Yapı. Dün, öğrenim yıllarının çoğunluğunu İzmir'de geçiren; kente aşık, Aksan Yapı'nın Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şimşek ile kısa süre sohbet ettik. Kentte bir bölümü tamamlanan, 2014 yılında ise tümü bitirilecek 550 konutluk 35. Sokak projesini yürüten Aksan başkanının, sohbette yansıttığı İzmir'in geleceğine inancı; benzeri yatırımcıların ilgisi açısından da, dikkat çekiciydi benim için.
Aksan, aslında dünyanın çok sayıda ülkesinde proje yapan bir grup. Geçtiğimiz Eylül ayında, Venezuella'da 1500 özel konutun teslim törenini gerçekleştirmişler örneğin.

CHAVEZ ÖVGÜSÜ
Hatta zamanından çok önce bitirdikleri bu özel proje nedeniyle, sandıktan yine zaferle çıkan Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez tarafından, "Çılgın Türkler" olarak nitelendirilmişler. Dünyanın her yanında iş yapan, çevrecilikle ve çevreyle kucaklaşmış "yeşil bina" anlayışını işlerinde öne çıkaran böyle bir grubun başkanı, İzmir'e her gelişte aldığı keyfi heyecanla anlatırken, kentin geleceğinin aslında iş dünyası tarafından çoktan keşfedildiğini, bir kez daha iyi algılıyorsunuz.
İzmir'in geleceği çok parlak; yeter ki var olan sorunları çözülsün ve bu güzelim kent önümüzdeki süreçte, kısır çekişmeler nedeniyle, geriye doğru çekilmesin...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN