Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tatiller bitti, İstanbullular 'kürkçü dükkânı'na döndü. Artık yaşadığımız şehri keşif zamanı. İstanbul âşığı Alman gazeteci Friedrich Schrader'in gözünden Mısır Çarşısı'nın 100 yıl öncesine bakalım, sonra da ilk fırsatta oralarda kaybolalım...

İstanbul'a meftun olup hakkında bir şeyler yazan pek çok yabancı var. Friedrich Schrader de Alman bir gazeteci. Bugünden bakınca kısa sayılacak ömrünün (1865-1922 arası yani 57 yıl) epeyce kısmını İstanbul'da yaşamış (1891-1918). Alman Lisesi'nin eski hocalarından. İstanbul'u köşe bucak dolaşıp izlenimlerini burada çıkan Osmanischer Lloyd gazetesine yazmış Schrader. Semt röportajları, sakin portreleri... Sur içi, camiler, efsaneler, Bizans'tan izler... Sonra da İstanbul adını verdiği bir kitapta derlenmiş bu yazılar. Sonra üstünden yıllar yıllar geçmiş. Yaklaşık 100 tane. Kerem Çalışkan Türkçe'ye çevirmiş bu kitabı, Remzi Kitabevi de basmış. Elimizde, bugününü bildiğimiz ve ne kadar küfretsek de vazgeçemediğimiz şehrin evveline dair, hem de ona en az bizim kadar âşık bir kalemden çıkmış incelikli bir kitap var: İstanbul / 100 Yıl Öncesine Bir Bakış. Şimdi hep beraber Mısır Çarşısı'na gidip dolaşacağız biraz: "Baharat pazarı... Salonlarının altındaki gizemli loşlukta Arabistan'ın bütün güzel kokuları ruhlarını ortalığa yayar. Kemer boşluklarında satıcılar, mallarının, fıçıların, boyaların, baharat ve koku dolu şişelerinin ardında otururlar. Tavandan aşağıya doğru o dükkânın işini belirten bir işaret sarkar. Bu bazen bir gemi resmi, bazen ev resmi ya da bir makastır. Doğu'da pazarların kurulduğu en eski zamanlardan beri bu böyledir ve bu kültür kuzeye ilerledikçe, ticari semboller geleneği bizde de yerleşti. Eski Doğu'da şifa ve güzel kokulara dair bilinen ne varsa burada bulmak mümkündür. Üç Kutsal Kral mırha (myrrhen) ve tütsüyü buradan alabilirlerdi. En eski Doğu'nun en eski kral saraylarında kadın eşyalarına koku veren Aloe (Sarısabır) kökü ve Benzoe (Reçine) özü de burada eksik değildir. Sonra bedene ve giysilere sürülen kokular gelir; bunlar eski Türkiye'nin haremlerinde de bilinen ve sevilen, akılları baştan alan kokulardır. Ninova ve Babil'de kullanılanlar da bunlardan farklı değildi. Eski Doğu, hani şu arkeolog ve bilim adamlarımızın öylesine zahmetli kazılar ve araştırmalarla ortaya çıkarmaya çalıştıkları Doğu'nun ruhu ve şiiri, burada burnumuzdan içeri ta duyularımıza kadar dalar. Yüce bir şarkının ezgisini ve Şirazlı Hafız'ın gazellerinden dizeleri düşleriz. Daha keskin tatlar ararsak, özellikle Türk mutfağında kullanılan oryantal baharatları buluruz. Onların seçimi ve karıştırılmasında da herhalde binlerce yıllık bir deneyim konuşur. Ancak Avrupa kültürünün benimsenmesiyle onların kullanımı da giderek azalıyor. Ama yalnızca yaşam zevkinin yükseltilmesi değil, hastalık ve ağrıların iyileştirilmesine de yarar Mısır Çarşısı. Arap doktorların kâğıda döktüğü ve Türk 'hekim'lerin benimsediği her türlü şifa veren madde burada bulunur. Onların içinde zararlıları sağlık yetkilileri tarafından çoktan yasaklanmıştır. Ancak zararsız olanlardan bazıları hâlâ bulunabilir. Orada, uyuyamayan çocuklara verilen afyon demetlerinin yanında, tozlanmış sansar derileri de kemerden aşağı sarkar. Bunlar da, en eski zamanlardan beri, ani korkuları gidermek için kullanılır. Orada Kudüs Gülü de görülür, Doğu'da buna 'Meryem Ana'nın Eli' adı verilir. Suda eritilince yeni yeryüzü vatandaşlarının dünyaya girişini kolaylaştırır. Ama halktan insanlar, ciddi bir hastalık olduğu zaman artık Mısır Çarşısı'na gitmiyorlar. Modern bir hekime başvuruyorlar ve kocakarı ilaçlarını reddediyorlar. Yalnızca, yeni zamanın ışığında kendilerini körleşmiş hisseden eski zaman kadınları ve erkekleri, Mısır Çarşısı'nın loşluğuna sığınıyorlar ve anneleri ya da büyükannelerinin, etkileri hakkında mucizeli şeyler anlattıkları eski ilaçlardan alıyorlar. Ama baharat satıcılarının Ahilik loncası çok saygındır. Kendine özgü bir tarihi ve zengin birikimi vardır. Yeni Cami girişinin iç tarafında dev siyah harflerle, muska gibi yazılı duran kutsal yazı, onu Allah korkusu olan, iyi veya kötü her şartta devlet yasalarına sadakatle bağlı şekilde ticaret yapan bir kardeşlik teşkilatı olarak tanımlar. Çok eski zamanlarda da burada baharat ve benzer şeyleri pazarı bulunmuş olmalı. Bizans döneminden, eski Yunanca eser 'Prochoprodromos' bize bunu kanıtlar, aşağı yukarı aynı yerde, 'Porta neoriu'da baharat pazarı olduğunu anlatır. Hatta, Arap efsanelerinin genç kalan kahramanı Chidler bile, uzun zaman aralıklarıyla bu dünyaya yaptığı gezilerde, büyük değişimler yaşandığını görürken, eski İstanbul'da birçok şeyi aynen yüzlerce yıl önce olduğu gibi bulacaktır. -Eski Doğu, geleneğine sıkıca yapışır ve onu sadık ve kıskanç bir şekilde korur."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN