Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Uçup, konup araba kiralamak değil, uluslararası evrakları toparlayıp evden çıkmak ve sınırı geçmekten bahsediyoruz. Arkaya iki yönetmen koltuğu atıp gıdıklayan her denize girmek... Zevkli olacağı kesin de, nasıl olacak?

Hangi ekoldensiniz? Uçakçı, gemici, arabacı? Uçağın hız avantajı var, gemi ise adeta bizatihi tatil yöresi... İkisini de severiz, ikisinin de yeri ayrı ama sevgili 'kaptan pilot'umla arabayla tatile çıkmaktan da ekstra hoşlanıyoruz.
Gittiğimiz yerde araba kiralamaktan bahsetmiyorum; bavullarla arabaya binip, sabah daha gün doğmadan yola koyulmak, kastettiğim... Hem arabaya da iyi geliyor: Şehir trafiğinden yırtmak için yıl boyu otoparkta yattığı için spor oluyor!
Türkiye'ye ve çevresindeki ülkelere bağımlı kalmak gibi bir dezavantajı var, doğru. Ama avantajları onu siler süpürür: Başına buyruk, bağımsız, plansız, hesapsız olmak, istediğin her yere girip çıkabilmek, yol üstü lokantalarını denemek, rotayı hoppadanak değiştirebilmek, gittiğin yerde dilediğin gibi alışveriş yapabilmek, keyfinin kâhyası olmak...

ARABANIN TERBİYESİ
Fırsat buldukça 'a gittiğimizi bilen bir ahbabımız, yurt dışına arabayla çıkarken hangi işlemleri yapması gerektiğini sorunca, bu haftanın konusu da kendiliğinden çıkmış oldu!
Yola koyulmadan önce arabayı bir bakıma sokun evvela. Götürün servise; yağına, suyuna, limonuna, terbiyesine baksınlar.
Yolda kalıp da şoförün madara, tatilin de rezil rüsva olmasındansa, alt tarafı üç beş kuruş masraf edeceksiniz. Kriko ve yangın tüpü gibi araç gereçleri de es geçmeyin, ne olur ne olmaz...

ULUSLARARASI EVRAK
Sıra resmi işlemlerde... gibi Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye gidiyorsanız Schengen vizesi olmazsa olmaz biliyorsunuz.
İstanbul'da ikamet ettiğinizi varsayarsak...
O zaman ruhsat, ehliyet, kimlik, iki vesikalık fotoğraf ve elbette kredi kartınız eşliğinde, ver elini Seyrantepe...
Dördüncü Levent Sanayi Sitesi'nin TEM yolunu gören tarafında Turing (Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu) var. Onun "İstanbul'da böyle yerler de varmış meğer" dedirten çiçekli bahçesine park edip tek katlı binaya giriyorsunuz.
Numaratörden iki ayrı numara alınıyor. İlki için sıranız geldiğinde, ehliyet ve iki vesikalığı görevliye teslim ediyorsunuz. Eğer başvuranlar çok değilse beş-on dakika içinde eskiden 'beynelmilel' denen uluslararası ehliyetinizi teslim alıyorsunuz (Tabii parasıyla! Yenileme 245 TL).
İki numara ise uluslararası sigorta için... Ruhsatla kimlik yeterli ve dikkat: Sigorta, ehliyetten daha önemli.
Mesela Midilli'ye geçiyorsanız ve orada kalacaksanız ehliyet olmasa da oluyor. Ama 'Green Card' dedikleri sigorta belgesi şart. Üstelik pahalı da: Geçenlerde sadece 15 günlük sigorta için 63 Euro (karşılığı TL) ödedik.
Bir de mini tavsiye: Yurt dışı çıkış pulu (harcı) var ya, hani kişi başı 15 TL olan. O pulu gümrük kapısından da alabiliyorsunuz elbette ama harcı bankaya yatırmak vakit kazandırıyor.

KİRALIĞIN ENİ BOYU
Alışkanlık, güven, bunlar mühim şeyler.
Kendi arabanın direksiyonunda olmanın bir de o rahatlığı var. Yollar zaten yabancı, Yunanistan ya da Gürcistan'dasınız diyelim, o durumda bir de alfabe derdi biniyor üstüne. Bulmaca çözmekten beyniniz patlayacak, e bari araba tanıdık olsun.
Geçen yaz Rodos'a gittiğimizde havaalanında araba kiraladık. Daha doğrusu şöyle oldu: Evden internetten kiralamıştık ama uçak haddinden fazla rötar yapınca, gelmiyoruz zannedip aracı başkasına vermişler. Dahası, ellerinde küçük boy bir şeyler kalmamış.
Bize iki kişi için fazla salon salamanje bir SUV düştü. Kira maliyeti ayrı mevzu, daracık sokaklarda her park edişimizde akla karayı seçtik.
İnsanın alışık olmadığı arabanın enini boyunu çözmesi vakit alıyor. Hem ne kadar 'full sigorta' yaptırdıysanız da, bir tedirginlik oluyor.

KORKMAYIN, ZİGON YOK!
Uçakla götüremeyeceğiniz ve icap ettiğinde de ha diye bulamayacağınız eşyalar vardır. Yönetmen sandalyesi misal. Şemsiye. minder ya da... Atarsınız arabanın arkasına, bazen hayat kurtarır.
Böyle hazırlıklı dolaşmanın faydası, içinizi gıdıklayan her denize girebilme zevkidir. Şahane koylar var ama para kazanmaya uygun olmadığından şezlong ve şemsiyesiz... E denizden çıkınca hemen gazlamak da hoş değil; insan şöyle bir kurumak istiyor.
İşte o zaman arkadaki katlanabilir sandalye, göze cankurtaran gibi görünüyor. Hayır korkmayın, o kadar da uzun boylu değil, zigon takımı gerekmiyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN