Bu yıl bayramı Selanik'te geçirmek kısmetmiş... Aileden, dostlardan uzak bir bayram, insanın içine bambaşka bir gurbet duygusu getiriyor. Ama iki şey bunu giderdi. Öncelikle tam sekiz yıldır gelmediğim bu kenti özlemişim. (Basın bölümündeki kızlar, en son 2003'de geldiğimi bulup çıkardı.)
Niye gelmemiştim? Çünkü davet edilmedim. Son gelişimde basın sorumlusu arkadaşla birbirimize girdikten sonra, bir daha davet almadım. Elbette hepsi dostum olan yöneticilerle konuşup çözüm arayabilirdim. Ama bunu kendime yediremedim. Bu yıl, sanıyorum festivalin yeni yöneticisi, çok eski dostum Dimitri Eipides özellikle istemiş olmalı ki, davet geldi. Tabii ben de kalkıp geldim.
Ve Selanik yine kuzey Ege kıyısında bütün canlılığıyla uzanmış, yatıyor. Havaalanından beni alıp otelime getiren genç şöförün geçmeyi tercih ettiği, kalenin dibinde uzanan eski semtler hayli bakımsız gözüküyor. Ama aşağısı yine görkemli. Kıyı boyu uzanan İzmir misalı kordon, Aristoteleus Meydanı'nı çevreleyen bir örnek sütunlu mimari, liman yakınlarindaki tavernalar semtinde, büyük üniversitenin genç öğrencilerinin egemenliği sürüyor. Evet, yaşadıkları büyük ekonomik kriz bile durumu değiştirmemiş: Yunanlılar belki alışverişlerinden kısmış, tatilleri kaldırmış, lüks tüketimlerini kısıtlamış. Ama ülkenin yeni bir yönetim aradığı şu günlerde bile, sanki o eski alaturka şarkıyıı söylüyorlar: "Çıkmam Allah etmesin meyhaneden!"
Tsimiski boyunca uzanan lüks giyim mağazaları sinek avlarken, kitapçı, CD ve DVD satan yerler, örneğin Public ve Metropolis yine kalabalık. Kültür tüketimi, bizdekinin tersine, ilk vazgeçilen şey değil. Her köşe başında görülen ve bizdekilerin üç-dört misli olup bol yerli yabancı dergi ve kitap da satan gazete kioskları, her meydanı dolduran sayısız sokak kahvesi.. Burada hayat, iklimin İstanbul kadar elverişli olmamasına rağmen, sokağa inmiş. Ve yeriden içeri girmesi mümkün gözükmüyor.
Beni teselli eden ikinci şey ise bayram tatiline gelmiş Türklerin çokluğu ve gösterdikleri sıcaklık. Kaldığım, yeni ve konforlu Mediterranean Oteli Türk kaynıyor. Kahvaltı salonunda Türkçe, duyulan başlıca dil. Gerek orada, gerek yolda beni çevirip konuşanlar, okul çağındaki çocuklarının sinemaya ilgisinden söz edip yol göstermemi isteyenler o kadar çok ki... Son derece mutlu oluyorum, evden uzak bayramın tüm hüznü yok oluyor. Ve kendimi keyifle festivalin hengamesine atıyorum.
SELANİK'TE MUTFAK VE DOSTLUK
Selanik mutfağı için de ziyaret edilmeyi hak eden bir kent. Öncelikle kentin içindeki sayısız fırın ve pastanede dünyanın en lezzetli börekleri satılıyor. Etlisinden peynirlisine, pastırmalısından ıspanaklısına, tanımsız derecede güzel. En iyileriyse Aristoteleus'la Tsimiski'nin köşesindeki 1948'den kalma tarihi pastanede... Sokaklarda sayısız kestaneci ve de şerbetçi var. Ki bunların bazılarının salepçi olduğunu farkediyorum: İstanbul sokaklarını çoktan terk eden sahlep, burada ibadullah içiliyor!... Ayrıca sokaklarda inanılmayacar kadar çok Afrika göçmeninin incik-boncuk tezgahları var. Göç olayı, filmlerin de kimilerinde işlendiği gibi, çağımızın başlıca sorunlarından biri. Ve insanlığın ciddi çareler araması gereken...
Ayrıca harika yemekler yiyoruz. Kentin göbeğinde, eski Elektra Palas Oteli'nin altındaki Ayoli Lokantası, bir lezzet mabedi. Meze diye söylediğiniz fava veya Yunan salatası hem porsiyonlarının büyüklüğü, hem lezzetiyle parmak ısırtıyor. Kuzusu kadar danası da son derece yumuşak. Tsirogianni adlı, ortası havuzlu çok sempatik meydana bakan Zitoos Lokantası'nın, özellikle ızgaralandıktan sonra üç peynirle doldurulmuş yaprak sarmasını veya Bizans usülü, çok hafif yanmış soslu tavuğunu unutmayacağım.
Ve şu gözlemimi yeniden yapıyorum. Yunanlıların eski kuşağında var olan o tedavi kabul etmez Türk düşmanlığı artık bitmiş. Dünyanın aynı bölgesinde yüzyıllardır kaderlerini paylaşmış iki halkın dostluk ve işbirliği ihtiyacı ön plana çıkmış. Festivaldeki Press veya Gişe Memuru filmlerinin sanatçılarından birçok filmi gösterilen Erden Kıral'a, Alin Taşçıyan'dan Aslı Selçuk'a birçok sinema yazarı arkadaşıma, sanırım aynı duyguyu paylaşıyoruz: Burada iyi karşılanıyoruz ve bize sevgi gösteriliyor.
Eski Yunan dostlarıma yenilerini ekliyorum. Ve bu festivalden sıcak hislerle ve içimdeki duygual titreşimlerle yurda döneceğimi biliyorum.