İnsanoğlu, sahip olduklarıyla yetinmek yerine daima daha fazlasını arzulayan bir varlık; hırs, çoğu zaman aklın ve vicdanın önüne geçerken, göz hiç doymuyor, sınırlar giderek silikleşiyor. Ne acıdır ki, neredeyse her gün miras kavgası yüzünden birbirlerini acımadan katleden aile üyelerinin haberlerine tanık oluyoruz. Neyi paylaşamıyorsunuz diye sormak kolay belki ama dünya malı için insan öldürmek, hele ki akrabalarından ailenden can almak bu kadar kolay olmamalı. Bu hafta gösterime giren Nasıl Katil Olunur filmini izlerken bunlar geçti aklımdan. Bir miras anlaşmazlığının kanlı bir hesaplaşmaya dönüşmesini konu alan John Patton Ford'un yazıp yönettiği filmde kahramanımız Becket Redfellow da kendisinin olduğuna inandığı aile servetine konmak için sinsi planlarla 7 farklı varisi ortadan kaldırıyor.

Film ilk bakışta klasik bir "miras kavgası" hikâyesi gibi görünse de, aslında çok daha derin bir sorunun etrafında dönüyor ve bir insanın kendine ait olduğunu düşündüğü bir hayatı elde etmek için ne kadar ileri gidebileceği sorgulanıyor. Glen Powell'ın başrolünde yer aldığı film bir hücrede başlıyor. İdamına saatler kalan bir adama papaz gelip sorar: "Anlatmak istediğin bir şey var mı?" Bu soru üzerine Beckett Redfellow başlıyor hikâyesini anlatmaya. Geri dönüşlerle ilerleyen filmde Becket'in, öz ailesi tarafından 28 milyar dolarlık bir servetin dışında bırakılmış annesinin, ölüm döşeğindeyken "Senden çalınan hak ettiğin hayatı geri al" nasihatiyle bu mirasın peşine düşmesini izliyoruz. Aslında eski sevgilisi Julia (Margaret Qualley) ile karşılaşana kadar onun böyle bir hırsı yok. Bir dükkânda işini iyi yapan bir satış elemanı olarak çalışıyor ama eski sevgilisi Julia aklını karıştırıyor ve başlıyor ailenin 7 varisini öldürmeye. Ama bunu kanlı ve şiddetli bir şekilde yapmıyor.

Kendi yöntemleriyle absürt bir rahatlıkla geride iz bırakmadan hallediyor bu cinayetleri. Filmin en güçlü taraflarından biri, Becket'in dönüşümünü aşama aşama kurması. Önce kuzenle başlayan en zayıftan başlama stratejisi, giderek daha soğukkanlı ve profesyonel bir sisteme dönüşüyor. İlginç olan ise, bu süreçte sistemin onu cezalandırmak yerine ödüllendirmesi. Amcasının finans şirketinde işe girmesi ve cinayetlerden sıyrılması, kapitalist düzenin ahlaki çürümesine dair ince bir eleştiri sunuyor. Neticede kendisine eşik atlatan o amcanın sonu da diğerleri gibi oluyor. Yedi kişiyi ustalıkla ortadan kaldırmayı başaran Becket, kendisine şantaj yapan ilk aşkı Julia'nın oyununa geliyor ve kimsenin hiç beklemediği bir şekilde yakayı ele veriyor. İki saati aşkın süre boyunca Becket'in, annesinin vasiyetini yerine getirme motivasyonuyla çıktığı bu zorlu yolda adım adım mirasın tek sahibi olma noktasına gelmesini izliyoruz. Bu arada aşık oluyor, hayaller kuruyor. Becket hem sevgi dolu kız arkadaşıyla ilişkisini hem de planını bilen ve pay isteyen eski sevgilisini idare etmek zorunda kalıyor. Hücrede papaza itiraflarda bulunan ve son saatinde ölümü bekleyen Becket'in kurtuluşu ise yine Julia'nın elinden oluyor. Sonuç olarak Nasıl Katil Olunur, yalnızca bir suç filmi değil; hırs, adalet algısı ve sınıfsal öfke üzerine kurulu karanlık bir karakter portresi. Açgözlülük, sınıf farkı ve ahlaki çöküş temalarını tempolu anlatımı ve kara mizah dozuyla sunarak seyirciyi sürekli canlı tutan film "Hak ettiğini düşündüğün bir hayat için ne kadar ileri gidebilirsin?" sorusunu sordururken, izleyiciye zenginlik hayalleri kurduruyor. Çok büyük rolü olmasa da usta oyuncu Ed Harris'in de kadroda yer aldığını ekleyeyim.

FESTİVALDE ÖNE ÇIKANLAR
İKSV tarafından düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali geçtiğimiz akşam Üç Veda filmiyle başladı. Isabel Coixet'nin yönettiği 2023 yılında aramızdan ayrılan İtalyan yazar Michela Murgia'nın otobiyografik ilhamla çekişen film seyircilere duygusal anlar yaşattı. Ayrılık acısı çeken Marta'nın yas hikâyesinden bir fark ediş yolculuğuna evrilen film, izleyen herkesin damağında lezettli bir tat bıraktı. Öte yandan festival bu hafta sonu da yine birbirinden iddialı filmlere ev sahipliği yapacak. Jude Law'ın Putin'i canlandırdığı başrollerinde Paul Dano ile Alicia Vikander'in yer aldığı siyasi gerilim Kremlin'in Büyücüsü, yarın akşam iki farklı yakada gösterim yapacak.

Dikkatten kaçmaması gereken bir diğer yapım ise, usta yönetmen Steven Soderbergh'in sanat dünyasının perde arkasına daldığı The Christophers. Yaşlı ressam Julian Sklar rolünde Ian McKellen ve genç ressam Lori rolünde Michaela Cole'un yer aldığı film bu akşam Paribu Cineverse Nautilus'ta gösterilecek. Gerçek bir skandaldan esinlenerek çekilen ve Cannes'da dünya prömiyerini yapan Dünyanın En Zengin Kadını da bu hafta sonunun öne çıkan filmleri arasında. Thierry Klifa'nın yönettiği film 2026 César En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Laurent Lafitte ve Isabelle Huppert'lı kadrosuyla izlemeye değer... Öte yandan Altın Lale için yarışan Nuri Cihan Özdoğan imzalı Ölü Köpekler Isırmaz, Mark jenkin'in Nevada Gülü de yarın akşam seyirciyle buluşacak.