Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İLKER GEZİCİ

Rota yeniden oluşturuldu

Dört günlük Kurban Bayramı'nın son günündeyiz. Memleketlere gidildi, kurbanlar kesildi, bayramlaşmalar yapıldı ve o kaçınılmaz son, dokuz günlük tatilin dönüş yolculuğu başladı. Sinema salonlarında da yeni filmler olmayınca, ben de eve dönüş yolculuğu temalı filmlere odaklanmak istedim. "Yol filmi" ve "eve dönüş" teması sinema tarihinde hem fiziksel hem de ruhsal yolculukları anlatan en güçlü damarlarından biri. Gelin, rotayı yeniden oluşturalım ve sinema dünyasında bu türde öne çıkan filmlere bir bakış atalım.
Ne yazık ki bayram dönüşü trafiği diye bir gerçek var. İnsan bu trafikte iki şeyi sorguluyor: "Neden herkes aynı anda dönüyor?" ve "Ben neden bu yolu seçtim?" İşte tam da bu yüzden sinema tarihinin en iyi yol filmleri bugünlerde adeta psikolojik destek hizmeti gibi çalışıyor. Arabanın camından dışarı bakarken kendinizi bir anda bir film sahnesindeymiş gibi hissedebilirsiniz. Önünüzde kilometrelerce uzanan kırmızı fren lambaları... Arkada sürekli aynı soruyu soran çocuklar... Yan koltukta navigasyona güvenmeyip "Ben bu yolu biliyorum" diyen bir aile büyüğü...

Aslında bayram trafiği başlı başına bir road movie zaten. Sinema da yıllardır bunu anlatıyor: İnsan bazen bir yere gitmek için değil, biraz değişmek için yola çıkar. Mesela Küçük Gün Işığım (Little Miss Sunshine) tam bir bayram dönüşü filmi. Sarı minibüs bozulur, aile birbirine girer, herkesin siniri bozulur ama yolun sonunda birbirlerini yeniden bulurlar. Bizim otoyol dinlenme tesislerinde yaşananların Amerikan bağımsız sinemasındaki karşılığı gibi. 2006 yapımı Amerikan filmi insanın içini hem hüzünle hem neşeyle dolduran 2 Oscarlı filmi 20. yılında yeniden izlemeye değer.

ASIL MESELE DÖNDÜĞÜMÜZ YER
Sonra Paris, Texas var. Çölün ortasında kaybolmuş bir adamın eve dönüş hikâyesi... Bayram dönüşü TEM'de navigasyonun bir anda "rota yeniden oluşturuluyor" demesi kadar varoluşsal bir film. Sam Sheperd'ın yazdığı Wim Wenders'ın yönettiği 1984 yapımı film sinema tarihinin en kült filmlerinden biri olarak anılır.

Tabii yol filmlerinin kralı denince Easy Rider ayrı yerde duruyor. Başrollerini Peter Fonda, Dennis Hopper ve Jack Nicholson'ın paylaştığı 1969 ABD yapımı film, motosiklet üstünde özgürlük arayan adamların hikâyesini anlatır. Bizdeki karşılığı ise muhtemelen "Bayram sabahı 05.30'da yola çıkarsak trafik olmaz" hayali. Oluyor tabii orası ayrı...

Yol filmlerinin en güzel yanı şu: Direksiyon başındaki karakter aslında hep kendinden kaçıyor oluyor. Vahşi Doğaya Doğru (Into the Wild) bunun en romantik örneklerinden biri. Medeniyeti bırakıp doğaya kaçan genç adam, sonunda insanın aslında yine insana döndüğünü anlıyor. Bayram ziyaretlerinde üçüncü tabağı dolduran teyzenin yıllardır anlatmaya çalıştığı şey de bu olabilir. Bir de "eve dönüş" kısmı var. Çünkü mesele sadece yol değil; sonunda dönülen yer. Oz Büyücüsü (The Wizard of Oz) yıllar önce bunu çok net söylemişti: "Ev gibisi yoktur." Gerçi bunu dönüş yolunda Bolu civarında altıncı kez mola veren ya da elektrikli aracıyla şarj sırası bekleyen biriyle konuşmak lazım.

İLK AKLA GELEN; YOL ARKADAŞIM
Türk sinemasında ise Yol hâlâ zirvede. Yol burada sadece mesafe değil; memleketin ta kendisi. Kar, çamur, yasaklar, özlem... Bugün navigasyonda "varış süresi 9 saat 45 dakika" görünce hissedilen duygunun daha şiirsel hâli. Öte yandan İbrahim Büyükak'ın Yol Arkadaşım filmi de ilk akla gelen yol komedilerden biri... Bayram trafiği, bitmeyen aksilikler ve zoraki bir yol arkadaşlığı... Büyükak ile Oğuzhan Koç'tan kahkaha dolu bir rota...

Bu tarz yol hikayelerine eklenecek örnek çok. 1960'lar Amerikasında, siyahi bir piyanist olan Don Shirley ve onun şoförlüğünü yapan İtalyan asıllı Tony Lip'in hikayesini anlatan 2018 yapımı Oscar Ödüllü Yeşil Rehber (Green Book) de onlardan biri. Modern zamanların en hüzünlü yol filmlerinden biri olan Nomadland ise başka bir soru soruyor: Ya insanın dönecek bir evi yoksa? Bu yüzden film boyunca karavanlar, yollar ve geçici hayatlar görüyoruz ekonomik krizin ardından karavanıyla yolculuk ederek hayatında yeni bir başlangıç yapmak isteyen 60 yaşındaki dul bir kadını odağına alan 2020 yapımı film aldığı aldığı Oscar ödülleriyle dikkat çekmişti. Aslında çağımızın en büyük meselelerinden biri bu: Ev artık bir yer mi, yoksa birkaç kişinin olduğu herhangi bir ortam mı? "Belki de yol filmlerini bu kadar sevmemizin nedeni şu: Hepimiz biraz gitmek, biraz kaybolmak ama sonunda yine bir yere ait hissetmek istiyoruz.

Bayram dönüşü trafiğinde saatlerce beklerken radyoda eski bir şarkı çalıyor, camdan gün batımı görünüyor, araba sessizleşiyor ya... İşte o an hepimiz biraz sinema karakterine dönüşüyoruz. Tek farkımız şu: Onların arkasında film müziği var. Bizim arkamızda ise korna sesi.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA