Steven Soderbergh, sinema tarihinin en üretken, en ele avuca sığmaz ve türler arası mekik dokuma konusunda en usta yönetmenlerinden biridir. Kariyeri boyunca büyük bütçeli stüdyo işleriyle bağımsız, deneysel projeler arasında kusursuz bir denge kurdu. Sex, Lies, and Videotape (1989) ile daha ilk filminde Altın Palmiye kazanarak bağımsız sinemanın seyrini değiştiren yönetmen, Ocean's serisiyle popüler sinemada soygun janrının kitabını yeniden yazdı, 2000 yapımı Traffic ile Oscar'ı kucakladı, Julia Roberts'lı Tatlı Bela (Erin Brockovich) ile ana akım dramada zirve yaptı. Soderbergh'i sinemada özel kılan şey, teknik formüllerle oynamayı sevmesi ve hikâyelerini genellikle bir sistem işleyişi veya plan üzerine kurmasıdır. İşte onun bu suç, plan, soygun ve insan ilişkileri matematiğindeki ustalığı, son filmi Christopherlar'da (The Christophers) bu kez elit sanat dünyasının kapalı kapıları ardına, minimalist bir oda komedisi/gerilimi formatında taşınıyor.

Soderbergh, seyirciyi bu kez kocaman, gösterişli ve bol aksiyonlu bir soygun sahnesine değil, Londra'nın derme çatma bir evindeki odalara hapsediyor. Ed Solomon'ın zekice kaleme aldığı senaryo, filmi sadece bir sahtecilik ve hırsızlık hikâyesi olmaktan çıkarıp; sanatın metalaşması, aile içi açgözlülük, geçmişin hayaletleri üzerine kıvrak bir taşlamaya dönüştürüyor.
Film, ünlü ressam Julian Sklar'ın (Ian McKellen) Londra'daki kaotik evinde geçiyor. Sklar, geçmişte kadın sanatçılar hakkında yaptığı uygunsuz yorumlar nedeniyle kariyeri neredeyse bitme noktasına gelmiş, şimdilerde ise ilhamını ve üretkenliğini kaybetmiş huysuz bir deha. Hikâyenin fitili, James Corden ve Jessica Gunning tarafından canlandırılan kızlarının, babalarının ölümünden önce onun yarım kalmış tablolarını tamamlatıp milyonlarca dolara satma planıyla ateşleniyor.

86 YAŞINDA EZBER BOZUYOR
Eve sızması için tutulan Lori Butler (Michaela Coel) ise filmin asıl turnusol kağıdı. Lori, yetenekli bir sanat restoratörü olmasına rağmen eve adım attığında sessiz, sanattan anlamayan sıradan bir asistanı oynuyor. Ancak hem paraya ihtiyacı olması hem de Julian ile geçmişten gelen gizli bir kişisel husumeti bulunması, onun bu ahlaki olarak gri bölgedeki oyuna dahil olmasını sağlıyor. Filmin tüm duygusal ve entelektüel yükü Ian McKellen ile Michaela Coel'in omuzlarında yükseliyor. 86 yaşındaki usta oyuncu Ian McKellen, ciddiyeti ve çocuksu bir yaramazlığı aynı anda yüzünde taşıyarak, son yıllardaki en güçlü performansını sergiliyor. Islah olmaz, huysuz ama bir o kadar da kırılgan bu yaşlı sanatçıda sergilediği oyunculuk, filmin oda komedisi hissini canlı tutuyor. Ganalı oyuncu Michaela Coel de Lori karakterinde harika bir tezat oluşturuyor. Çoğunlukla sessiz kalarak, sadece bakışları ve mikro ifadeleriyle karakterin içindeki ahlaki tereddütleri, intikam arzusunu ve zekasını seyirciye geçirmeyi başarıyor. Julian'ın, onun sandığından çok daha zeki olduğunu sezdiği o kedi-fare oyunu sahneleri, filmin gerilim dozunu yukarı taşıyor.
İKSV tarafından geçtiğimiz ay düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali seçkisinde de seyirciyle buluşan film genel itibariyle keyifli bir seyir sunuyor. Sanatın sahteliği ile duyguların gerçekliği arasındaki o ince çizgide yürüyen film, seyirciye son ana kadar tahmin etmesi güç sürprizler sunuyor. Neticede Christopherlar sanat, para, açgözlülük üçgenini tiye alırken, şantaj, ihanet, sürprizler ve Ian McKellen'ın olağanüstü sivri laf ebeliğiyle dolu bir sanat komedisi.
VİZYONDA ÖNE ÇIKANLAR

Bayram öncesi sinemaya gitmek isteyenler için her türden film alternatifi mevcut. Jon Favreau'nun yönettiği Star Wars: Mandalorian ve Grogu, Star Wars evrenini tekrar sinema perdesine taşıyor. Film, İmparatorluk'tan arta kalan kötü savaş lordlarıyla mücadele etmek için Yeni Cumhuriyet'e yardım eden Mandalorlu ödül avcısı Din Djarin ve genç çırağı Grogu'nun serüvenini anlatıyor. "Karanlık İmparatorluk"un yıkımıyla dağılan savaşçılar, galaksinin dört bir yanına savrulurken, Yeni Cumhuriyet zorlu bir yeniden inşa sürecine girişiyor.

Karadenizin efsane adamı geri döndü. Karadeniz'in kendine has mizahını ve enerjisini beyaz perdeye taşıyan Oflu Hoca, serinin altıncı filmiyle izleyici karşısında. Yapımcılığını Vahdet Erdoğan'ın üstlendiği Oflu Hoca 6'nın yönetmen koltuğunda Özgür Bakar otururken, senaryo Yılmaz Okumuş imzası taşıyor. Başrolünde Çetin Altay'ın yer aldığı film 150 milyon dolarlık bir definenin peşine düşen Oflu hoca ve ekibinin maceralarını konu alıyor.

Çocukların ve animasyon tutkunlarının ilgisini çekecek Süper 1 Takım, hayal gücüyle gerçeğin iç içe geçtiği eğlenceli bir süper kahraman hikâyesi sunuyor. Süper kahramanlar Ayı Dede, Birce, Birol, Yapay Zekai ve birçok animasyon karakterin yer aldığı filmde, Kral Şakir ve Fil Necati'nin de sürpriz şekilde ekibe katılmasıyla hikâye büyük bir maceraya dönüşüyor. Varol Abi (Varol Yaşaroğlu), atölyesinde icat ettiği sinema makinesiyle, çizgi film izlemeyi çok seven bir kız çocuğunun hayal dünyasını beyaz perdeye yansıtmak için çalışmalara başlar. Grafi2000 imzalı yapım, renkli karakterleri ve aksiyon dolu hikâyesiyle dikkat çekiyor.