Kırmızı ve beyaz etler, yumurta, tam yağlı süt ürünleri vücudun ihtiyacı kadar mutlaka olsun. Bol su içimi metabolik olaylar için önemli. Az tam tahıl, uygun miktarda meyve daha çok baklagil, kuruyemiş, taze sebze ile yeme düzenini planlansın. Natürel sızma zeytinyağı, kuruyemiş ve balık yemeyi sıklaştırın.
Böylece sağlıklı yağ asitlerine vücudunuzu doyurarak iyi zayıflama sürecinde kanda sağlıksız yağ üretimini düşürürsünüz. Bu kalp hastalıklarına karşı sizi koruyacak olan mükemmel bir yaşam tarzı değişikliği önerimdir değerli okuyucularım.
Taze meyve, sebze, baklagil ve tam tahılları düzenli yemeyi sağlayın. Polifenol, antioksidanlar, flavonoidler, fitoestroller ve diyet lifleri sayesinde reaktif oksijen ürünleri temizleyerek nitrit oksit sentezini arttırır ve antiinflamatuvar etkiyi maksimuma çıkarmış olursunuz. Dolayısıyla zayıflama sürecinde oksidatif stres azalır ve yaşlanma yavaşlar.
Her gün yürüyüş yapmak ve buna haftada 3 kere direnç egzersizleri eklemek vücudun kas dokusunu koruyarak zayıflamasını sağlar. Zayıflama süreci terazide rakamların her hafta artarak kilo kaybını sağlayan bir süreç değildir. İlk haftadan itibaren terazideki rakamlar daha yavaşlayarak yağ kaybı oluşur. Bu süreçte her gün tartılmak uygun değildir.
Haftalık tartı kontrolleri yapmak en idealidir. Her hafta bir önceki haftaya göre daha fazla kilo kaybı sağlayan bir sistem dünyada yoktur. Zayıflama sabır, irade ve yeme davranışının değişmesini sağlayan doğal bir süreçtir.

YEMEYİN! MUTFAĞINIZA SOKMAYIN
Gün içi acıkmaları arttıran ve kan şekerini oynatan hatta insülin direncinin gelişmesini tetikleyen beslenme hatalarını açıklıyorum:
1- ASPARTAM: Kolalı light ve /veya gazlı-gazsız içeceklere eklenen aspartam gereksiz yere insülin salgısını arttıran, insülin direncine neden olan suni bir tat vericidir aspartam.
İnsülin direncini oluşturduğu gösterilmiştir araştırmalarda.
Tatlandırıcıların her türü sağlıklı bir pankreas için kesinlikle tüketilmemesi, kullanılmaması gereken besinlerdir.
2- PİRİNÇ: Yemekte alınan fazla rafine karbonhidrat sonraki 8 saat içerisinde kan şekerini normal düzeylerde tutmak için kaslarda birikir. Tip2 diyabete eğilimli kişilerde öğünlerde fazla miktarda sıcacık pişirilmiş normal pirinç kan şekerini ilk yarım saatte aşırı yüklenip sonra pankreastan insülin salgılanmasını tetikleyerek birden ani düşmesini sağlar.
Yemek sonrası uyku hali bu sebepledir. Pirinç pilavı yerine bulgur pilavı önermemizin sebebi budur.

3- PATATES PÜRESİ: Nişasta oranı yüksek olan patates pişirdikten sonra sindirimi kolay ve bağırsaklardan daha yoğun glikoz monomerine dönüşerek kan şekerinin hızlı yükselmesini sağlar. Tip2 diyabete eğilimli kişilerde bu fazla glikoz kaslarda birikmez ve karaciğerde yağa dönüşür. Sonuç az yiyorum ama zayıflayamıyorum olur. Patates püresi yerine fırında patates dilimleri tercih edin ve sık patates tüketiminden uzak durun. Patates püresi yiyecekseniz pişirdikten sonra biraz buzdolabında bekletin soğutun ve sonra bir miktar yiyin.
4- BEYAZ EKMEK, RAFİNE ŞEKER: Rafine şekerler ve rafine unlar besin değeri olmayan saf glikoz kaynaklarıdır. Yendikten veya bir şeyle karıştırılır tüketildiğinde kan şekeri üzerine direkt ani yükseltme etki sağlarlar. Fazla kan şekeri fazla insülin üretimi demektir. Ani kan şekeri yükselme düşme kaosu sürekli acıkma ataklarını tetikleyen fizyolojik bir patolojidir. Bu sebeple uzun süre mayalandırma yapılan tam tahıllı ekmekleri önermemizin temel sebebi bu tip ekmeklerin kan şekerini ani yükseltmemeleridir. Tam tahıllı ekmekleri gerektiği kadar yiyin.
5- LİGHT SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ: Yağı azaltılmış veya sınırlandırılmış süt ve süt ürünleri. Hem yağın doygunluk etkisinin ortadan kaldırılması hem de yağda eriyen vitaminlerin yok edilmesi sebebiyle hızlı acıkmayı tetikler. Light süt sağlıklı süt değildir. Light peynir veya yoğurt kolesterolü düşürmez. Yemeyin, mutfağınıza sokmayın.

DOĞRU BESLENME KAS SAĞLIĞINI KORUR
Zayıflayın ama doğal ve güvenilir yol olan sağlıklı beslenerek, direnç egzersizleri yaparak, yürüyerek. Kas kaybı yaşamadan zayıflamak en doğru yol. Beslenme kas kaybını korur. Doğru yememek kas kaybını hızlandırır. Vücutta yağ dokusu arttıkça hastalıklar oluşmaya başlar. Yağ hücreleri yağ dokusunda kronik ilerleyici inflamasyonu başlatır. Yağ hücreleri diğer organlar ile arasında iletişimi hızlandırır. Ve sonuçta aşırı yağ dokusu hormon sisteminden biyokimyasal bozulmayı başlatır.
İnsülin reseptörleri yağ dokusunda kaybolur ve insülin işlevini gerçekleştiremez. Sonuçta kilo verilmez ise zamanınla Diyabet gelişir. Özellikle karın çevresi, bel bölgesi, karın içi ve organ yağlanması metaboliksendrom için risk yaratır. Bel çevresi yağlanmayı önlemek beslenmeden geçer.
Dolaşımda yağ hücreleri genişledikçe ve yağ hücreleri sentezi arttıkça kan yağlarında artış oluşur. Dolaşımda kolesterol türleri, trigliseritler, serbest yağ asitleri artar. Bu kardiyovasküler hastalıkların gelişimini tetikler. Beslenme özellikle bağırsakların sağlıklı ortamını sağlayarak bu yağların emilimini etkiler. Yemek seçimi ve doğal besin tüketimi kan yağlarının dengesi için birincil etmendir.

Fazla basit şekerlerden glikoz ve fruktoz karaciğeri yağlandırır, trigliseritleri yükseltir ve daha fazla rafine şeker yağ deposunun artmasını indükler. Hipertansiyon, metabolik disfonksiyonla ilişkili karaciğer yağlanması, pkos oluşumunu sağlar. Beslenme ile bu olumsuzluklar düzeltilebilir. Zayıflama bu hastalıkları önler ve/veya semptomları düzenler.
Yağ dokusu arttıkça fertilite azalır. Özellikle erkeklerde testesteron seviyesi düşer. Hipogonadizm gelişir. Yağ dokusu azaldıkça kas dokusu korunma ve/veya arttıkça testesteron seviyesi yükselir. Ferilite yani doğurganlık şansı artar. Beslenme sperm ve yumurtalık sağlığında çok önemli bir yere sahiptir.
Kilo alımı ve yağlanma uyku apnesinin bir numaralı suçlusudur. Zayıflama uyku apnesinin şiddetini azaltır. Uyku apnesi gece uyurken solunumun bir süre durmasıdır ve şişman erkeklerde yaygın görülür. Akciğer ve solunum yolları için büyük hayati risklere sahip bir sendromdur. Yağ dokusu kaybı ve egzersiz uyku apnesini iyileştirir.
Reflü, depresyon, kemik ve eklem sağlığında bozulma, astım, idrar kaçırma vücutta yağ dokusu arttıkça şişmanlarda sıkça görülen sorunlardır. Bu hastalıklar vücutta yağ dokusu arttıkça zamanla gelişir. Doğru planlanmış beslenme ile vücutta yağ dokusu azalır. Yağ dokusu azalınca mesane çalışır, kemiklere binen yük azalır, akciğer ve karaciğer rahatlar.

KIRMIZI ET DEMANSI ÖNLÜYOR
JAMA dergisinde 19 Mart 2026 tarihinde yayınlanan bir araştırmaya göre kırmızı et tüketenlerde özellikle bir genetik özelliği taşıyan bireylerde yüzde 55 kadar ciddi bir oranda Demans hastalığı riskini azalttığını açıkladı. Bu çalışmada; APOE genotipleri olan bireyler arasında daha yüksek et tüketimi daha iyi bilişsel sağlıkla ilişkili midir ve bu ilişki diğer genotiplerde gözlemlenenlerden farklı mı? Sorusuna yanıt arandı. Demansı olmayan 2157 yaşlı yetişkin arasında yapılan bu kohort çalışmasında, daha yüksek toplam et tüketimi, APOE genotiplerine sahip yaşlı yetişkinler arasında daha yavaş bilişsel gerileme ve daha düşük demans riski ile ilişkili olduğu bulundu. Et tüketimiyle bilişsel ve epizodik hafıza değerlendirmeleri için APOE genotipine göre etkileşimler gözlendiği bildirildi. Ancak; işlenmiş et tüketiminin APOE genetik özellikten bağımsız olarak daha yüksek oranı artmış demans riski ile ilişkili olduğu da bu çalışma sonuçlarına yansıdığını hatırlatmalıyım.

Sonuç olarak; kırmızı et yüksek oranda B12 ve diğer B grubu vitaminlerinin birçoğunu, çinkodan demire hatta beyin kimyasını değiştiren yüksek biyolojik değere sahip amino asit profiline sahip mükemmel bir hayvansal protein kaynağıdır.
Kırmızı eti marinasyondan geçirerek ve aşırı yüksek ısıdan koruyarak pişirerek yemek sağlıklı. Aşırı et tüketimi diyabet ile ilişkili olduğundan haftada 3-4 kere kırmızı et tüketimi ama yağsız kısımlardan olmak kaydıyla tüketim oldukça önemlidir. Kırmızı et tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olmaz. Kırmızı et kas ve kemik sağlığı için önemli bir besindir. Kırmızı etin her çeşidi sağlıklı beslenmede bulundurulmalıdır.