Piyasada gözler Merkez Bankası'nın toplantısına çevrildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yarın saat 14.00'te faiz kararını duyuracak. Bir sonraki toplantı 23 Temmuz'da. Daha sonra da yıl sonuna kadar üç toplantı kalıyor.
Her faiz kararı öncesinde olduğu gibi yine raporlar gelmeye başladı.
Beklentiler ne yönde, derseniz.
Esasında analizler ikiye bölünmüş durumda. Kimi politika faizinin yüzde 37 seviyesinde bırakılacağını söylüyor, kimi 3 puan artış olacağını…
Biliyorsunuz, Merkez Bankası son yaptığı toplantıda politika faizlerini yüzde 37'de sabit bırakırken, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35.5'te sabit tutmuştu.
Perşembe günkü Para Politikası Kurulu kararı öncesinde analiz raporları yayınlayan Bank of America, Morgan Stanley, Goldman Sachs, Citi mevcut sıkı para politikasının korunacağını, faizin sabit kalacağını tahmin ediyor. JPMorgan ile Capital Economics TCMB'den 300 baz puanlık faiz artırımı bekliyor. Garanti BBVA Research analistleri de Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin etkisini gerekçe göstererek TCMB'nin politika faizini 3 puan artırabileceğini söylüyor.
Peki sürpriz olur mu?
Artışı savunanlara göre, zaten Merkez Bankası'nın fiili fonlama maliyeti yüzde 40. O nedenle bankanın haftalık repo faizini yüzde 37'den 40'a yükseltip, fonlamayı da bu yolla devam ettirebileceği söyleniyor.
Umarım bu senaryo gerçekleşmez.
Neden mi?
Merkez Bankası'nın faiz kararı sadece bankalar arası borçlanma maliyetlerini değiştirmiyor. Döviz kurunu da hisse senedi değerlemesini de üretimi de işsizlik oranlarını da marketteki fiyatları da etkiliyor.
Halihazırda faiz tablosu zaten pek de iç açıcı değil…
Bakın ihtiyaç kredisi faizleri yüzde 63'leri geçmiş durumda. Beş ayın zirvesinde. Ticari kredi faizleri yüzde 55'lerde…
Bu rakamlarla kim ne yatırımı yapacak! Bırakın yatırımı mevcut faaliyetlerini çevirebilecek mi?
Türkiye'nin uzun süredir yüksek faiz ortamına hapsedilmiş olması en çok iş dünyasını etkiliyor. Hem kredi hacmi daralmış durumda hem de yüksek faiz oranları işletmelerin ayağına bağlanan birer kaya… Piyasada nakit akışı bozuldu, şirketlerin borç çevirme kapasitesi düştü, ödemeler dönmüyor, ticaret yavaşlamış halde, büyüme sınırlı. Özellikle KOBİ'lerin takipteki kredi oranlarındaki artış dikkat çekici. Enflasyonu düşürmek için reel sektörden, esnaftan, KOBİ'den feragat etmeyelim.