TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi'nde Nejat Uygur'un tedavi edildiği odaya girince...
Uygur'un suratı asılıverdi.
"Günlerdir neredesin" dercesine.
Odasında bir saatten fazla kaldık.
Vedalaşırken neşeliydi:
- Yine gel... Her gün gel... Siparişlerimi de getir.
***
Nejat Uygur'un sıkı sıkı tembih ettiği, tembihle de yetinmeyip "not al, unutma" dediği siparişleri:
- Çizgili bir takım elbise... Siyah... Mafya lideri elbisesi gibi.
- Başka?
- 46 numara ayakkabı... Siyah.
- 46 mı?
- 47 de olur.
- Ama sizin ayağınız......
- Ayağım 42 numara... Sen 4647 getir.
- Neden?
- Sahneye öyle çıkacağım... Üstte mafya elbisesi, altta şarlo ayakkabısı.
***
- Olur Nejat usta... Getireceğiz.
- Bir de puro getir... Davidof... Uzun.
- O ne olacak?
Uygur önce odadaki doktora baktı.
Sonra da eşine, gelinine, hemşireye.
Ve ardından "hınzırca gülerek" yanıt verdi:
- O puroyu ne yapacağımı söylerdim söylemesine de... Şimdi bunların yanında ayıp kaçar.
Kahkahalar patladı.