Deniz Baykal'la pazartesi sabahı konuşmuştuk. "Çok önemli bir sorun var" demişti:
- Siyasi iktidar yargıya el atıyor.
Baykal "ülkenin en önemli konusu bu" diye devam etmişti.
"Mücadele edeceklerini" söylemişti.
***
"Olay" hakim ve savcıların nasıl alınacağı olayı.
Deniz bey:
- Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu devre dışı bırakılıyor... Mülakat ile hakim savcı alacaklar... Yargıda kadrolaşacaklar... Buna izin verilemez.
***
Pazartesi akşamı Cemil Çiçek'le konuşurken "bu konuyu" açtık. Cemil bey "en uzun süre Adalet Bakanlığı yapan" isimlerden biri.
Başbakan Yardımcısı Çiçek dedi ki:
- İşte en iyi bildiğim konu bu... Bu konudaki her soruyu rahatça cevaplandırabilirim.
***
Cemil Çiçek:
- 1934'ten beri hakim ve savcı adaylarının alımını Adalet Bakanlığı yapıyor.
- Stajlarının sonunda ise Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile mesleğe kabul ediliyorlar.
- Staj süresince, disiplin ve benzeri konularda 657'ye (Devlet Memurları Yasası) tabiler.
***
- Sayın Çiçek öyleyse sorun nedir?
- Bir siyasi parti yargıyı kendi yan kuruluşu gibi gördüğü, görmek istediği için, gündeme böyle bir konuyu getiriyor.
Cemil Çiçek:
- Danıştay bir karar verdi: Adalet Bakanlığı sınav yapabilir. Yasa buna imkan veriyor. Ancak bu yasa, Anayasa'ya aykırıdır.
- Konu Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Anayasa Mahkemesi kararı: Yasa, Anayasa'ya uygun.
- Bu kararlara imza atan yüksek yargıçlar da, göreve bu usul ile alındılar.
- Sayın Çiçek öyleyse bu kadar gürültü neden?
- İdeolojik çevreler yargıyı tahakküm altına almak istiyorlar... Bir siyasi partimiz de onlarla aynı şeyleri söylüyor.
***
Bildiğimiz kadarıyla Deniz Baykal ile Cemil Çiçek "dosttur." Sabah yürüyüşlerinde karşılaşır, konuşurlar. Siyasi çekişmelerin üstünde bir "sevgi saygı ilişkileri" vardır.
Öyleyse:
1. Deniz bey "kaygılarını" Cemil beyle paylaşmalı.
2. Cemil bey de "bize anlattıklarını" Deniz beyle yüz yüze konuşmalı.