Bazen biz Anadolu'ya gidiyoruz.
Bazen de Anadolu bize geliyor.
Bugün konuğumuz Anamur'dan Niyazi Sinanoğlu.
"Aile boyu" siyasetin içindeydi.
Babası, Menderes'in milletvekiliydi. (Hidayet Sinanoğlu)
Kendisi yıllarca "DYP diye koşturdu durdu."
***
- Niyazi bey, sizin parti nasıl?
- Boş ver, sormamış ol.
- Siyaset ne alemde?
- Hiç konuşmasak daha iyi.
***
Niyazi Sinanoğlu "eczacı."
Anamur'da eczanesi vardı.
"Kapattım" dedi:
- Artık muz yetiştiriyorum.
***
2000 yılındaki kriz "her yeri etkilemişti."
Anamur hariç.
Zira "çilek ile muz" Anamur'u ayakta tutmuştu.
***
Niyazi Sinanoğlu:
* Biraz destekle bütün dünyaya Anamur muzu satarız.
* Hükümet desteği veya kredi değil, bilim desteği lazım... Ürün kalitesini iyileştirmek için üniversite desteği istiyoruz.
* Anamur muzunun kokusu, tadı bir başka... Dünyada benzeri yok.
***
- Niyazi bey, hayırdır, bu mevsimde Ankara'ya neden geldiniz?
Sinanoğlu "mevsimde ne varmış, Anamur'a yaz geldi bile" diye söze başladı.
Sonra da "ziyaret sebebini" anlattı:
* İki sorunumuz var.
* Birincisi, Türkiye'ye kaçak muz giriyor... Devlet önlemini alsın.
* İkincisi... Ege'deki balık çiftlikleri kaldırılıyor... Anamur'a geleceği söyleniyor.
* Bütün Anamur ayakta... Sesimizi size duyurmaya geldik.
***
Anamur "Türkiye'nin en güneyi."
Akdeniz'de "bir cennet."
Aman dikkat!..
"Ege'yi kurtaralım" derken, bu defa da Akdeniz'i "hesapsız kitapsız, plansız programsız, hovardaca" yağmalatmayalım.