Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ
YÜKSEL AYTUĞ

Seçim gecesinden acayip ekran notları

Seçimlerin kazananı da, kaybedeni de çoktu.
Peki televizyon ekranının kazananı kimdi? İzlediğim kanallar arasında en tatmin edici, en kapsamlı haberciliği atv-a Haber-a News ortak yayını yaptı. Cem Öğretir ile Salih Nayman'ın uyumlu ve usta işi sunumu, kaliteyi artıran baş etkendi. Haber merkezi ise yine arı gibi çalıştı.
60'a yakın merkezde muhabir vardı. Onların hepsi, seçim gecesi boyunca 'petek' şeklinde bölünen ekranda hazır bekledi. Türkiye'nin neredeyse her caddesi, sokağı, meydanı atv-a Habera News farkıyla ekrana taşındı, halkın nabzı anı anına tutuldu. Grafikleri açık, net ve anlaşılır, yorumlar da 12'den vuracak kadar isabetliydi.
Seçim gecelerinin iddialı kanalı FOX da kendince bir 'petek' hazırlamıştı. Türkiye haritası, milletvekili sayıları ile bir petek haline çevrilmişti.
Sunucular Fatih Portakal ile , milletvekili seçimi sonuçları geldikçe bu petek grafiğinin rengarenk olacağını söylediler. Ondan sonra bir daha o peteği gören, duyan olmadı. Ya sistem çalışmadı ya da ortalığı 'duman' edince, petekteki arılar kaçışmak zorunda kaldı!

EKRANIN YILDIZI KİMDİ?
Bu konuda tek adayım var: Anket şirketi sahibi Adil Gür... Haftalardır a Haber'de açıkladığı her araştırma, neredeyse seçim sonuçlarında aynen ortaya çıktı. Seçim gecesi de atva Habera News ortak yayınının daha ilk dakikalarında seçim sonuçlarını son derece doğru bir şekilde analiz edip harika projeksiyonlar yaptı.
Bana göre Adil Gür'ün diğer anketçilerden çok büyük iki farkı vardı. Birincisi, halkın siyasi eğilim ve tercihlerinden birebir haberdardı. İkincisi de, Türkiye'yi yıllardır neredeyse ilçe ilçe gezdiği için işine son derece hakimdi ve doğru coğrafyalardan doğru örnekler toplamayı iyi biliyordu. Bu da ona 'Türkiye'de boşa sallayan pek çok meslektaşının onurunu kurtarma' fırsatı verdi.
Acaba diyorum, bir dahaki seçimlerde onca para harcayıp o kadar zahmete girmesek de, belediye başkanlıklarını Adil Gür'e mi sorup dağıtsak...

EN ÇOK KİM KAZANDI?
Tabii ki öncelikle Türk demokrasisi kazandı. Sonra istikrar, ardından da güven kazandı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti, seçimlerin kesin ve tartışmasız galibiydi. Türkiye bir kez daha tercihini 'yıkacağım, bozacağım'lardan değil, 'yaptım, ettim'lerden yana kullandı. Türk halkının büyük çoğunluğu kumpaslar, darbeler ve ekonomik saldırılarla kuşatıldığını idrak edip tıpkı 15 Temmuz'da olduğu gibi seçtiği liderinin arkasında inanç ve kararlılıkla durdu.
Şimdi Erdoğan'a gönül verenlerin tek bir endişesi kalmış olmalı; bu kadar sık 'balkon konuşması' yapan Reis'in soğuk algınlığına yakalanma olasılığının yükselmesi!
Seçimin ikinci galibi ise kuşkusuz MHP ve onun lideri oldu. AK Parti ile yaptığı ittifakı 'siyasi harakiri' olarak niteleyenler; acaba bu seçim sonuçlarını nasıl izah edecekler, doğrusu çok merak ediyorum. Aklı selim sahibi seçmen, Bahçeli'nin 'devlet adamlığının' hakkını verdi. Mesele Türkiye'nin bekası olduğunda, hiçbir siyasi menfaat gözetmeden, sadece 'vatan için' hareket edeceğini gösteren Bahçeli, bu doğru hamlesiyle büyük prim yaptı. MHP'den oy transfer edeceği söylenen İYİ Parti'nin ise felaket tellallarının beklentilerinin aksine MHP'den değil de CHP'den oy sağdığının ortaya çıkması ise bence seçimin en anlamlı ve en fazla mesaj içeren alt metni oldu.

EN ÇOK KİM KAYBETTİ?
CHP, bu seçimlerin de en fazla kaybeden partisi oldu.
Oylardan söz etmiyorum; benim sözünü ettiğim güvenilirlik ve prestij. Siyasi yenilginin ardında mutlaka hile hurda arama kolaycılığı gözleri öyle karartmıştı ki, sonuçların açıklandığı gece iki kez parti kurmayları ekrana çıkıp "Biz kazandık, cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı" diyerek hem gülünç duruma düştüler, hem de nasıl bir acizlik içinde olduklarını kendi ağızlarından dile getirmiş oldular. Sağduyu sahibi pek çok insan bu durumu izlediğinde 'Yenmeyi unuttular da bari yenilmeyi öğrenseler' diye geçirdi içinden...
En büyük kaybedenlerden biri ise Muharrem İnce karşısında 'hezimete' uğrayan Kemal Kılıçdaroğlu idi. Ben bu satırları yazarken henüz istifa etmemişti(!) Millet İttifakı'nın en büyük hatası ise, milletvekili seçimlerinde HDP'ye oy vermeleriydi. Bu sayede terör örgütünün siyasi uzantısını yeniden Meclis'e taşıdılar.
Oysa HDP'nin 'gerçek oyu', Cumhurbaşkanlığı seçiminde Selahattin Demirtaş'ın aldığı yüzde 8'lik oydu. Milletvekili seçimlerindeki artı 4 puan işte bu 'ihanetin' sandığa yansımasından başka bir şey değildi. 'Erdoğan gitsin de isterse yerine Apo gelsin' çirkinliği, başta CHP olmak üzere ittifakın üzerine kara bir leke olarak yapışıp kaldı. Ama eminim ki necip Türk milleti, kendine yapılan bu ihaneti kolay kolay unutmayacaktır.
Bunun ilk sonucunu da dokuz ay sonra yapılacak yerel seçimlerde koca bir Osmanlı tokadı olarak yüzlerine vuracaktır.
Belli ki dokuz ay sonra kucaklarında yine nur topu gibi bir seçim mağlubiyeti daha olacak.
Asıl kaybedenlere gelecek olursam... Türkiye'yi sadece steril sitelerindeki komşularından ibaret sanıp 'Bu sefer tamam' diyerek boş hayallere ve heveslere kapılarak kendi kendilerini gaza getirenler...
Hayaller rakı masalarında, gerçekler sandıkta...

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA