İstanbul'u görülmemiş bir lodos fırtınasının vurduğu geçen çarşamba günü resmen kâbusu yaşadım. Sarıyer - Kilyos yolundan aracımla geçerken üzerime devrilmeye niyetlenen ağacı 15 saniye ile ıskaladım. (!) En az 2-3 ton gelen o ağaç, trafiğin en yoğun olduğu sabah saatinde elektrik tellerine takılıp da caddenin üzerinde asılı kalmasa, şimdi muhtemelen Ahiret Post'ta (!) yazıyor olacaktım.
Sarıyer merkeze indiğimde ise mezarlığın yanında bulunan iki ağacın caddeye devrildiğini gördüm. Semt pazarının kurulduğu günde yaşanmasına rağmen kimsenin yaralanmaması büyük mucizeydi.

Sahil yoluna döndüğümde bu kez Kireçburnu'nu süsleyen o güzelim kıyı fenerinin denize devrildiğini fark ettim. Eğer denize doğru değil de yürüyüş yoluna devrilse, büyük facia yaşanacaktı. O koca fenerin güçlü fore kazıklarla değil de toprak zemine 6 küçük cıvata ile "tutturulduğunu" gördüğümde ise şaşkınlığım iki katına çıktı.
Aynı gün İstanbul'da çatılar uçtu, vinçler devrildi, duvarlar yıkıldı. Doğa adeta İstanbul'a son uyarısını yapıyordu:
"Üflesem yıkılacak haldesiniz. Bir de bunun depremi var!.."
Üç şahane hareket
Dünya halleri yüzünden kora dönen yüreğime su tutan üç şahane görüntü gözümün önünden gitmiyor. Nasıl gitsin? İyiliğe, güzelliğe öyle hasret kaldık ki...
Görüntülerden ilki, Çağlayan Adliyesi'nin önünde fırtına nedeniyle otoparktaki aracına gidemeyen ve çocuk arabasıyla bekleyen kadın avukatla ilgiliydi. Avukatın imdadına görevli çevik kuvvet polisleri yetişti. Kalkanlarıyla rüzgara karşı bariyer oluşturup, ona arabasına kadar eşlik ettiler. Görevleri gereği genellikle kaba güç kullanmak zorunda kalan şahane polislerimize bu zarafet öyle yakıştı ki...

Konya'da Alzheimer hastası yaşlı adamı kırsalda dolaşırken bulan jandarmalar onu araçlarına bindirip evine götürmek istediler. Amcamız, ayakkabılarının çamurlu olduğu gerekçesiyle binmek istemedi. Jandarmanın sözü ise çok anlamlıydı: "Bin baba, bu senin araban..."
Bir de Bayrampaşa'da herkes trafikte sıkışan ambulansın çaresiz siren sesine duyarsız kalırken mütevazı bir Superman edasıyla atılıp, kavşaktaki yolu keserek ambulansın geçmesini sağlayan 12 yaşındaki o "koca yürek" vardı.
Ambulanslara inadına yol vermeyenler hatta önünü kesip içinde gerçekten hasta var mı diye kontrol etmeye kalkan magandalar bu "sözde engelli" çocuğu görünce acaba ne hissettiler?..
İşte gerçek ABD
Başkan Trump'ın son basın toplantısını izlediniz mi? Yanına çok uluslu petrol şirketlerinin patronlarını toplayıp Venezuela petrolüne nasıl çökeceğini ayan beyan tüm dünyaya açıkladı. Toplantı, 25 senedir bu köşede dile getirmeye çalıştığım "ABD'nin ve dolayısıyla dünyanın gerçek patronu petrol şirketleridir" savımın resmi manifestosu gibiydi.
Aslında ABD eskiden beri böyleydi. Şimdi tek fark; başlarında şımarık, pervasız, patavatsız ve çenesi düşük bir başkanlarının olması.
Zap'tiye
Fenerbahçe'nin taraftarına dağıttığı yağmurluğun fiyatı 130 TL. Galatasaray'ın taraftarına lâyık gördüğü ise 30 TL. Sanırım derbinin gerçek skoru: 3-0...

Gaf kürsüsü
Derbide iki büyük ayıp: Gökmen Özdenak için yapılan saygı duruşunun Fenerbahçe tribünlerince ıslıklanması da, Galatasaray'ın kupa seremonisine çıkmaması da bu kulüplerin büyüklüğüne yakışmadı.
Ne demiş?
Beyaz, Joker yarışmasının kurallarını alt üst edip tüm konsantrasyonunu kaybettiren yarışmacıdan çok şikayetçiydi: "Seni Oktay Kaynarca beni bitirmek için göndermediyse ne olayım..."