Mübarek günde ağzımdan beddua çıktığı için önce Rabbim'den sonra da siz değerli okurlarımdan özür diliyorum. Gelin görün ki böyle bir manzara karşısında en sert tepkiyi vermezsem ben de kendi insanlığımdan şüphe edeceğim. Nihayetinde bu garip kulunuz da etten kemikten mamul...
Mersin'de belediyeye ait aşevinde dağıtılan kavurmanın içinden, üç kez birincilik kazanmış İngiliz yarış atı Smart Latch'e ait kimlik çipi çıktı. Önce bilmeyenler için "kimlik çipi" nedir, onu anlatayım:

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın üç yıl önce uygulamaya soktuğu yeni yönetmelikle besi hayvanları ve evcil hayvanların deri altlarına elektronik kimlik bilgilerini içeren çip takmak zorunlu hale getirildi. İşte Mersin'deki aşevinde dağıtılan kavurmayı yiyen bir vatandaşımızın dişine de bu çiplerden biri takıldı. Adam bunu alıp, ilgili birimlere ulaştırdı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri söz konusu çipin Smart Latch isimli yarış atına ait olduğu bilgisine ulaşınca aşevindeki etleri denetlediler. Kuşkular doğru çıktı ve tesisteki etlerde tek toynaklı hayvan etine rastlandı.
Mideniz, Ramazan günü buraya kadar okumayı kaldırdıysa devam edeyim:
Meğer şampiyonluklarının ardından ciddi sakatlık geçiren at, sahibi tarafından uyutularak itlaf edilmiş ve birine verilmiş. O kişi de atı bir güzel kesip, parçalayarak, sığır eti diye Mersin'deki aşevine vermiş. Onlar da kavurup, millete yedirmişler.
Şimdi meselenin neresinden baksanız elinizde kalıyor:
Bir yarış atının itlafı bu kadar gelişigüzel yapılır mı? Bunun bir usulü, esası, denetimi yok mu? Belediyenin aşevi her getirilen eti nasıl olur da kontrol etmeden vatandaşın önüne kavurma olarak koyar? "Hipodromdan sofraya" diye bir sistem var da bizim mi haberimiz yok?
Eskiden sucuğun içinden nal çivisi çıkardı. Şimdi teknoloji sayesinde çip çıkıyor da, hiç olmazsa yediğimiz atın, eşeğin şeceresini biliyoruz! Tövbe estağfurullah!..
Allah'ım, mübarek Ramazan günü beni bu yazıyı yazmak zorunda bırakanları senin adaletine tevdi ediyorum.
Hakem aldatmak günah mıdır?
Değerli okurum Murat Aydın, beni aşan ve sevgili Nihat Hatipoğlu'nun uzmanlık alanına giren bir soru sormuş:
"30 milyon taraftarın sormak istediği sorulardan biri Nihat Hatipoğlu'na iftar programında soruldu: 'Fenerbahçe taraftarı her sene dua etmesine rağmen 11 senedir şampiyon olamıyor, taraftarın dua ederken yaptığı yanlış nedir?'
Ben de hocamıza şöyle bir soru sormak isterdim:

Hakemi ve milyonları aldatarak, temas olmamasına rağmen kendisini yere atıp, keskin nişancı tarafından vurulmuşçasına kıvranıp yerde debelenip haksız yere rakibin ceza almasını sağlayarak maçları kazanarak, sonunda da şampiyon olmak haram mıdır?"
Bu soruyu biz de buradan hocamıza yöneltmiş olalım. Belki programlarından birine konu eder.
Böyle soygun olur mu?
Geçenlerde Fransa'daki bir tanıdığıma 425 Euro göndermem gerekti. Bankamdan Swift hesabıyla Fransa'daki Trade Republic Bank GmbH'ye transfer yaptım. 25 Euro'luk ekstra komisyonu da sineye çektim. Ama Fransa'daki tanıdığım, bankanın Türkiye'den gelen bu meblağı işleme koymadığını, paranın hesabıma iade edileceğini söyledi. Şaşırdım ve beklemeye koyuldum. İki gün sonra gönderdiğim para bana 25 Euro daha komisyon kesilerek eksik iade edildi.
Swift işlemleriyle ilgili özel bankacılık kuralları var mı bilmiyorum. Fransız bankanın neden Türkiye'den gelen parayı geri çevirdiğine de bir anlam veremedim.
Bildiğim tek şey var: Gönderemediğim para için toplam 50 Euro (2 bin 550 lira) komisyon ödemiş olduğum.
Zap'tiye
Ekrem İmamoğlu'nun türbe şeklindeki hücre maketi. İyi de para sayma makinası nerede?

Gaf kürsüsü
Tansu Sarı dostum sobelemiş: "İtalyan menüsünde lazanya ne alâka?" (TV8'deki Zuhal Topal'la Yemekteyiz programında yarışmacı Çağla Karaca'nın garip sorusu)
Ne demiş?
Yapabilen istemiyor, isteyen yapamıyor. Bilen yapmıyor, yapan bilmiyor... Ve dünya böyle kötüye gidiyor. (1529'da İtalya'nın Ascoli Picena kentindeki bir duvar yazısı. 500 yılda dünyada ne kadar az şey değişmiş)