ABD'li turist, bir sabah otelinde müthiş bir kulak ağrısıyla uyanmış. Hemen en yakındaki özel hastaneye gitmiş. Tüm tetkikler, tahliller, tedavi süreci dahil, sağlığına kavuşmak için sadece 1.36 dolar (Yaklaşık 60 lira) ödemiş.
ABD'li hasta, memnuniyetini ve şaşkınlığını ifade etmek için söze "Türkiye'ye üçüncü dünya ülkesi demek çok komik" diye başlayıp şöyle devam ediyor:

"Burada doktorlar çok dürüst. Bilmiyorlarsa da hemen bilen bir doktora yönlendiriyorlar. Bütün tetkik ve tahlillerim aynı çatı altında yapıldı ve hepsi ücretsizdi. Hatta bana bir tercüman bile verdiler. Hemen doktoru gördüm. Faturam ne kadardı biliyor musunuz? 1 dolar 36 cent. ABD'de bu işlem için 2 bin dolar ödüyorum. Estetik filan gibi özel müdahaleler de değil üstelik. Ayrıca bizim ülkemizde bu harcama için muafiyet de yok. Burada daha önce de bel, omurga, kemik tedavileri gördüm. Cebimden çıkan en yüksek tutar 250 dolardı. Burada vatandaşlar genel olarak sağlıklı. Sokaklarda tekerlekli sandalye ve yürüteç kuyrukları görmüyorsunuz. İnsanların ilaçlarla uyuşturulduğunu da göremezsiniz. Çünkü Türkiye 'tedaviyi' değil, 'önlemeyi' seçmiş. Amerika ise farklı bir yolu tercih etmiş. ABD'de her yıl 150 bin insan, doğru reçete edilmemiş ilaçlar yüzünden ölüyor. Doz aşımından ya da sokakta satılan uyuşturuculardan bahsetmiyorum. Yasal yazılan ilaçlar yüzünden hayatlarını kaybediyorlar. Bu, sokakta uyuşturucudan ölenlerin sayısından fazla. Dünyadaki reçetelerin yüzde 70'inden fazlası ABD'de yazılıyor. İlaç kullanmak ABD'de o kadar normalleşti ki, artık kimse bunu sorgulamıyor. İş modeli bu: İnsanları hasta tut, ömür boyu para ödemelerini sağla!"
İzledikçe koltuklarım kabardı vallahi...
(Röportajın orijinal videosunu tvnet'te izleyebilirsiniz.)
Adaletin bu mu dünya?
ABD, İran'a yıllarca ambargo uyguladı ama bir türlü diz çöktüremedi. İran ise Hürmüz Boğazı'nı kapatalı 10 gün olmasına rağmen neredeyse tüm dünya yalvar yakar oldu.
Diğer taraftan Hürmüz'ün açılmasını talep eden batılıların Gazze'deki aç insanlara yardımı engelleyen Refah kapısının yıllardır kapalı tutulmasına neden ses çıkarmıyorlar acaba?
Kimse bana uluslararası haktan, hukuktan, adaletten bahsetmesin...
Aklın neredeydi İlkay?
Uzun yıllar yurtdışında top koşturduktan sonra kariyerinin son döneminde Galatasaray'a transfer olan İlkay Gündoğan, "En büyük hayalim Galatasaray için oynamaktı" demiş. İyi de güzel kardeşim, bu yaşta mı aklın başına geldi?

Genç yaşında Galatasaray'a gelmek istedin de yoluna taş mı koydular? Allah bilir senin bir başka hayalin de Türk Milli Takımı'nda oynamaktı ama sana büyü yapıp Alman Milli Takımı'na soktular, değil mi?
Geçin bu işleri... Ununu eleyip eleğini astıktan sonra Türkiye'de "süper emeklilik hayatı yaşamaktan" daha ballısı var mı?
Gaf kürsüsü
Sanal medyada plakanın kameralarla tespitini imkansız kılan "saydam plaka gizleme spreyi" satılmasına nasıl izin veriliyor ki?

Zap'tiye
Deniz Baykal'ı seks kasetiyle koltuktan indirenler, otelde torunu yaşında kızla basılan belediye başkanlarının icraatını "Özel hayatıdır, size ne?" diye örtmeye çalışıyor.
Ne demiş?
Besim Tibuk: "Benim Türk Milleti'ni güzelleştirme projem vardı. 90'larda Rusya'da müthiş bir fakirlik vardı. Rusya'dan 5 milyon eli yüzü düzgün hanım alacaktık. Türkiye'den 5 milyon çirkin adamı onlara verecektik."