Türkiye'nin en iyi haber sitesi
FUNDA KARAYEL

Cem Karaca filmi neden durdurulmuyor?

Cem Karaca'nın hayatını anlatan 'Cem Karaca'nın Gözyaşları' filminde, ünlü sanatçının eşi İlkim Karaca kendisine yer verilmediğini ve film için kendisinden izin alınmadığını belirtmişti. İlkim Karaca ardından dava açarak filmin durdurulmasını talep etmişti ama maalesef durdurma kararı mahkeme tarafından reddedildi.
İzinsiz çekilen filmlere artık Ahmet Kaya filmi emsal olur diye düşünürken bu sonuç gerçekten çok üzücü.
Kimsenin hiçbir aileyi film çekme çabası uğruna üzmeye hakkı yok. Bu ret kararına sanatın zaferi demek ise tam bir akıl tutulması. Sanatın zaferi değil sanatın kabalığı bu, hatta arsızlığı. Başkasının üzerinden onun adıyla para kazan, sonra buna itiraz gelince şaşır, şimdi de durdurma kararına zafer de, öyle mi? İnsanların mirasına, anılarına, yaşadıklarına saygı hiç mi yok? Bu arada neden hep ayrıca davalık olan filmlerin başrolünde İsmail Hacıoğlu var?



Ben ailenin onayı alınmadan yapılan hiçbir filmi izlemem ve sonuna kadar İlkim Karaca'nın yanındayım. Film 26 Ocak'ta vizyondaymış, siz de gidip gitmeyeceğinizi bir kez daha gözden geçirin. Hayatınızın film olmasına onay vermediğiniz halde birileri film yapsa tepkiniz nasıl olurdu? İlginç olan da şu; oyuncular da bu duruma ses çıkarmıyor, ya yarın bir gün o oyuncuların hayatları film olsa ve karşı çıksalar nasıl olur? Empatinin yok olduğu bir dünya düzeni daha buyurun...

SOSYAL MEDYA YASA TASARISINDA NELER VAR?
Avrupa Parlamentosu'nun kabul ettiği sosyal medya bağımlılığı ile mücadele yasa tasarısı bu haftanın en çok konuşulan olaylarından biriydi. 21. yüzyılın sorunlarından en önemlisi bu aslında. Artık birçok mekan fotoğraf çekilmesini yasaklayarak ya da wifi'yi kaldırarak insanların eğlenmesini sağlamaya çalışıyor. Bir kafeye girdiğinizde dikkat edin, herkes telefonuna karşısındakinin yüzünden daha çok bakıyor. Amerika'da örneğin biriyle sohbet ederken telefona bakmak kabalık olarak değerlendiriliyor.




Özellikle çocuk ve gençler arasındaki sosyal medya bağımlılığından endişe duyan AP'den geçen bu yasa tasarısı; birçok sosyal medya uygulamasının ve çevrimiçi satış ve oyun sitelerinin bağımlılık yapıcı doğasını azaltmayı ve tüketicileri güçlendirmeyi amaçlıyor. Tasarı, kullanıcıların dikkatini çekmek ve para kazanmak için zayıf noktalarından yararlanan bağımlılık yapıcı sosyal medya platformlarına karşı şu önerileri içeriyor: Sonsuz kaydırma veya otomatik oynatma gibi bağımlılık yaratan tekniklerin yasaklanması, dikkat ekonomisinden etik tasarıma geçiş, dijital 'rahatsız edilmeme hakkı'nın tanıtılması, tüm internet hizmet ve ürünlerinin çocuklar için güvenli olması. Yeni düzenleme ile Avrupa'daki internet kullanıcılarının, belirli bir süre, örneğin 30 dakikadan fazla ekrana bakmaları durumunda uyarılması hedefleniyor. İnternet bağlantısı olmadığında ya da sosyal medyadan uzak kalınca huzursuz ve yoksunluk hisseden biri olarak ben bu yasa tasarısını çok destekliyorum.



YALNIZLIK ZİRVESİ
Hazır sosyal medya bağımlılığıyla mücadeleden bahsetmişken, yeni bir psikolojik sosyal medya hastalığından bahsetmek istiyorum. Yalnızlaşma, giderek kendini toplumdan soyutlama, anarşistlik, insanların sadece sosyal medya ve kendiyle bağ kurması... Sosyal medyada çok mutlu, hatta fenomen ama gerçek yaşamda çok mutsuz, kimseyle iletişim kurmuyor, asosyal. Paradoks gibi paradoks. Araştırmalar sosyal medya kullanımı, olumsuz ruh sağlığı ve düşük özgüven arasında yadsınamaz bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Sosyal medya platformlarının yararları olsa da bunları çok sık kullanmak insanların kendilerini giderek daha mutsuz ve yalnız hissetmelerine neden olabilir. Aman dikkat!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA