Türkiye'nin en iyi haber sitesi

FUNDA KARAYEL

Bırakalım şu lahmacun indeksini, festival ekonomisini konuşalım

Türkiye ekonomisi söz konusu olduğunda uzun zamandır aynı şeylere bakıyoruz. Enflasyon, kiralar, restoranlardaki fiyatlar ve lahmacun indeksi. Konuşmayı unuttuğumuz bir şey var ekonomiyi canlandıran ve şehirlere nefes aldıran başka bir güç daha var. Festival ekonomisi. Bir konser ya da festival sadece sahnedeki sanatçıdan ibaret değil. O etkinlik için uçak bileti alınıyor, oteller doluyor, restoranlar gece yarılarına kadar çalışıyor. Taksiler hareketleniyor, kafeler ve mağazalar yeni müşteriler kazanıyor. Bir festival bazen bir şehrin tüm yaz sezonuna etki edebiliyor.

İHTİYACIMIZ VAR
Dünyanın pek çok ülkesi bunu yıllardır biliyor. Amerika'da dev müzik festivalleri yüz binlerce kişiyi bir araya getiriyor. İngiltere'de festivaller yalnızca bir kültür etkinliği olarak değil aynı zamanda bir turizm markası olarak görülüyor. İspanya ve Portekiz'de yaz festivalleri şehirlerin ekonomisine milyonlarca euro katkı sağlıyor. Bir konser için gelen ziyaretçi bazen birkaç gün değil bir hafta kalıyor. Sonra o şehri arkadaşlarına anlatıyor ve ertesi yıl yeniden geliyor. Türkiye'nin de bu konuda ciddi bir potansiyeli var. Bugün yaz aylarında binlerce kişiyi bir araya getiren İstanbul Caz Festivali, Cappadox, Bodrum Müzik Festivali, Akbank Caz Festivali, Chill-Out Festival ve çeşitli gastronomi festivalleri bulunuyor.

Son yıllarda gastronomi odaklı etkinliklerin ve yerel festivallerin sayısı da artıyor. Bunların tamamı değerli organizasyonlar. Ancak Türkiye'nin elinde eşsiz bir avantaj var. Deniz var, tarih var, gastronomi var, güçlü bir kültürel miras var. Sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan görüntüleri düşünün. Devasa açık alanlarda on binlerce hatta yüz binlerce insan aynı anda müzikle buluşuyor. Farklı yaşlardan ve farklı ülkelerden insanlar bir araya geliyor. Saatler boyunca dans ediyor, eğleniyor ve ortak bir deneyim yaşıyor.
Bu etkinlikler yalnızca eğlence üretmiyor. Aynı zamanda ekonomik hareketlilik sağlıyor. Belki de artık daha fazla festival konuşmanın zamanı geldi. Çünkü insanların eğlenmeye, birlikte vakit geçirmeye ve şehrin enerjisini hissetmeye ihtiyacı var. Festival ekonomisi yalnızca bilet satmak demek değil. Bir şehre hareket getirmek demek. Yerel işletmelere gelir sağlamak demek, turizmi canlandırmak demek ve elbette gençlere yeni deneyimler sunmak demek.


ROMA'DA KÜLTÜR DİPLOMASİSİ ÖRNEĞİ
Kültür diplomasisi çoğu zaman siyaset kadar görünür değildir. Ancak ülkelerin dünyadaki algısını şekillendiren en güçlü araçlardan biridir. Yinelemekten keyif alıyorum; kültür, sınırları aşan ortak bir dil yaratır. Bu nedenle dünyanın en önemli kültür sahnelerinden biri olan Kolezyum'da Troya'nın hikayesinin anlatılması sıradan bir sergi değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel diplomasi başarısıdır. Gurur duymak için bugün bir sebebimiz var.

Roma'nın kalbinde açılan "Troya ve Roma: Antik Akdeniz Mitleri, Efsaneleri ve Hikayeleri" sergisi, Türkiye ile İtalya arasındaki kültürel iş birliğinin etkileyici bir örneği. Türkiye'deki 19 müzeden seçilen 221 eser, binlerce yıllık Anadolu mirasını dünyanın en önemli tarihi mekanlarından birinde ziyaretçilerle buluşturuyor. Üstelik bu eserlerin 50'si ilk kez gün yüzüne çıkıyor. Düşünsenize yüzyıllar boyunca sayısız hikayeye ev sahipliği yapmış Kolezyum'un gölgesinde bugün Troya anlatılıyor. Anadolu topraklarından çıkan eserler, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere insanlık tarihinin en büyük destanlarından birini yeniden hatırlatıyor.
Troya yalnızca bir antik kent değil. İnsanlığın ortak hafızasında yer eden güçlü bir anlatı. Homeros'un dizelerinden günümüz sinemasına kadar uzanan bu hikaye, savaşın, kahramanlığın, göçün ve insanlık halinin sembollerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor. Dahası Troya ile Roma arasındaki bağ da bu sergiyi daha anlamlı hale getiriyor.
Bu nedenle sergi yalnızca Troya Savaşı'nı değil, Akdeniz dünyasının ortak hafızasını da anlatıyor. Bazen bir ülkenin gücü yalnızca ekonomisiyle ya da teknolojisiyle ölçülmez. Anlatabildiği hikayelerle de ölçülür. İnsanlığa bıraktığı mirasla da değerlendirilir.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'u vizyonundan dolayı tebrik etmek gerek çünkü bu sergiyi bizzat kendinin istediğini biliyoruz.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA