Türkiye'nin en iyi haber sitesi

FUNDA KARAYEL

Kuru patlıcan ve matcha tekneleri

Eylül olunca insanın içi bir tuhaf, kıpır kıpır oluyor. Yaz bitmiş sayılmıyor, aksine en güzel haline yeni kavuşuyor. İşte tam da bu yüzden 'Sarı Yaz'ın rotasını şimdiden çizmek gerekiyor. Peki siz karar verdiniz mi, eylülün o güzel günlerinde nereye gideceğinize? Henüz vermediyseniz, hiç düşünmeyin... Hadi Göcek yapalım. Ben Göcek'te ne oluyor bitiyor araştırmaya başladım bile, size de birkaç haber vermek istiyorum.
Bir zamanlar teknede erzak bittiğinde kıyıya alışverişe gidilirdi, sonra denizde market sistemi geldi. Ardından kahve zincirlerinin denize açılan botlarıyla, kahveler tekneye gelmeye başladı. Ardından masaj teknesi derken, bir de baktık ki Göcek koylarında sınırsız hizmet devri resmi olarak başladı. Bakın bu hizmetler Bodrum ya da başka yerde yok, ilk başlayan süpermarket teknesi bile Bodrum'a gelmedi. Peki bu yaz bu saydıklarıma ne eklendi dersiniz, Göcek sularında muazzam bir kültürel çatışma ve uyum içinde kapışıyorlar.

EV YEMEĞİ KONSEPTİ
Kuru Patlıcan Dolma Teknesi: Anadolumuzun geleneksel lezzetini, Ege esintili lüks teknelerin arasına kusursuz entegre eden bu mucizevi konsept, denizin ortasında ev yemeği özlemi çekenler için adeta bir can simidi. Bakın bu konsepte bayıldım ve daha önce neden bunu kimse yapmadı diye üzüldüm. Tekne aşçıları kuru patlıcan dolmayı yapamayabilir, daha Akdeniz mutfağından masalar hazırlarlar ama bu dolma teknesi tüm masaların en baş köşesine yerleşmiştir eminim.

Matcha Teknesi: Sağlıklı yaşam koçlarının, 'zen' modundan çıkmayan influencer'ların ve antioksidan bağımlılarının göz bebeği. Çift yönlü yeşil çay aromalı dalgalar arasında ruhunu arındırmak isteyenler için birebir. Göcek'te en çok dikkat çeken hizmet de matcha botuydu. Buna da bayıldım, matcha krizine giren çok Z kuşağı var, bunu bilen matcha girişimcisi bu fikirle acayip gözüme girdi. Göcek'te yaşayan veya bu koylara demirleyen şanslı azınlık, bir gün kuru patlıcanın nefis kokusuyla mest olurken, ertesi gün matcha latte'siyle gün batımını selamlayabiliyor.


AKYAKA'YA NE OLDU?
Bu yazın başka bir gündemi ve bana en çok sorulan soru: Akyaka neden eskisi kadar popüler değil? Akyaka'ya ne oldu? Kimse pek konuşmuyor, bilmiyor ama bu soruşturmalar ilk Akyaka'da başladı. Ciddi anlamda bir temizlik yapıldı. İstanbul'da olduğu gibi bazı mekanların sahipleri hapse girdi. Şimdi Akyaka'ya ne oldu?'yu bir de bu tarafından düşünün. Aslında biraz durup buradan bakmak lazım. Çünkü Akyaka'nın hikâyesinde son birkaç yıldır gözle görülür bir değişim var. Bir dönem yazın en cool duraklarından biriydi; herkesin bir şekilde yolunun düştüğü, kitesurf yapanların, bohem ruhluların, İstanbul'dan kaçıp birkaç gün nefes almak isteyenlerin buluştuğu o kendine has küçük dünya... Şimdi ise hâlâ güzel, hâlâ rüzgârlı, hâlâ kitesurf'ün güçlü adreslerinden biri ama o eski "Akyaka'da bir şeyler oluyor" hissi sanki biraz kaybolmuş durumda. Kitesurf tarafı ise hâlâ canlı; rüzgârı ve sığ sularıyla bölge bu spor için Türkiye'nin önemli noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Kitesurf plajı hâlâ bölgede kalan en güzel yer ama Akyaka'nın içine gelin ve görün değişimi. Bana kalırsa kitesurfçüler, salaş mekanlar, bisikletler, Azmak'ın serinliği, ahşap evler ve gün batımına karşı oturan o cool kalabalık... Akyaka'nın cazibesi biraz da bütün bunların zahmetsiz görünmesindeydi. Şimdi hâlâ o insanlar var. Hâlâ çok güzel kitesurf yapanlar, sabah erkenden denize girenler, doğanın peşinden gelenler var. Hâlâ Akyaka'nın o kendine özgü rüzgârı esiyor. Ama eski tadı var mı? İşte orası tartışılır.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA