Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ÖNCEL ÖZİÇER

Yalannn söylüyorsunnn

Öncelikle şunu söyleyeyim AMATEM'de yeni bir bölüm açılmalı. İsmi de değişmeli. 'Alkol, madde ve ileti girme bağımlılığı' merkezi olmalı! Benim bir kaç arkadaşımla, şu takoz gibi telefonlar çıktığından beri yüz yüze iletişimim ciddi anlamda sekteye uğradı. Ellerinden düşmüyor. İki satır muhabbet edeceğiz, iki elleriyle sımsıkı sarılmışlar geniş ekran telefonlarına, pıtır pıtır bir şeyler yazmaktalar. Yok mesaj, yok e-posta kontrolü, yok Facebook'ta Twitter'da attığın her adımı, yediğin her lokmayı ve de haltı eşe dosta bildirme telaşı... Hani üzerinize alınmayın ama ben gazeteleri okuyup, e-postalarla haşır neşir olup yazımı da yazdıktan sonra, inanın bilgisayarın kapağını kapatmıyor, telaşla çarpıyorum! "Yarına kadar seni gözüm görmesin" diye... Kesinlikle teknoloji karşıtı değilim. Tam tersi; internetsiz ve bilgisayarsız kalmak benim için oksijensiz kalmak gibi, ama günün sadece belli bir süresinde! Sevgilime, aileme, dostlarıma ve de kendime ayırdığım özel zamanlarda, sanal alemle hiç işim olmaz...

MUTSUZLUK İLETİLERİ
Ayrıca benim iddiam şudur ki; ne kadar çok ileti, o kadar mutsuzluk belirtisidir... Yoksa bir insan bulunduğu ortamda keyifliyse, eğleniyorsa, huzurluysa, kısaca mutluysa be kardeşim, mutluysa, neden aklına o zımbırtıyı eline alıp oraya buraya ileti serpiştirmek ister ki? Aklına bile gelmemesi lazım. Mesela şöyle bir ileti gördük diyelim: "Denizin kıyısında, 'Boğazlık' restoranda, günbatımına karşı avokado yatağında yengeç bıyığı salatası ve bir kadeh şarap eşliğinde dostlarla keyifli bir sohbet..." Bu bence şu demek oluyor: "Çok popüler diye bu restorana geldik, cüce porsiyonlu acayip yiyecekler var önümüzde, muhtemelen hesap da kol gibi gelecek ve masadaki tipler de birbirinden uyuz, sıkıntıdan patlamak üzereyim, oyalanmak için internette sağa sola bakıyorum..."

KIZILCIK ŞERBETİ Mİ?
Ben mesela bir arkadaşımın sevgilisiyle arasının bozuk olup olmadığını yazdıklarından anlıyorum. Bir anda acayip neşeli ve enerjik ileti bombardımanına başladıysa "Tamam bizimki sevgilisiyle arızaya girmiş demek ki" diyorum. Belki de mabada tekmeyi yemiş, adam bunu toz gibi silkelemiş atmış ama o içi kan ağlarken 'satmışım anasını ben bu dünyanın' mesajları yazıyor. Yemezler demek istiyorum kısaca. Ye-mez-ler! Facebook'ta, Twitter'da 'Ayy ne kadar mutluyum, ne kadar eğleniyorum bir bilseniz, inanın bilmek istemezsiniz' türü iletileri gördükçe içimden "Ahh yazık, ne boktan bir hayatı var demek ki" diyorum. Siz de yalnız ve acınası hayatınızı herkese açık etmek istemiyorsanız, şu neşeli böcük iletilerinize biraz ara verin derim. Durumunuz insanların gülüncüne gitmesin, karizmanız çizilmesin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA