Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MEVLÜT TEZEL

İsviçre'den alacağımız ders

Mecidiyeköy'de bulunan ve 'kültür varlığı' kabul edilen tarihi likör fabrikası da yıkıldı. Araziye üç katlı yer altı otoparkı yapıldıktan sonra, tarihi binanın bir benzeri yeniden inşa edilecek ve bu işlem resmi kayıtlara 'restorasyon' olarak geçecek.
Tahmin edersiniz ki, dünyada böyle bir restorasyon mantığı yok.
Buna, Radikal'den Ömer Erbil'in haberinde yazdığı gibi düpedüz 'kılıfına uydurmak' denir.
Normalde böyle tarihi bir yapının yanına gökdelen yapılmasına bile izin verilmemesi gerekiyormuş!

KILIFINA UYDURMAK!
Bu kaçıncı restorasyon rezaleti? Pardon yanlış yazdık, restorasyon değil yıkım rezaleti!
Sadece restorasyon fiyaskoları mı?
Bizans sarayının üstüne otel de yapıldı; AVM ya da otel inşa edilirken camilerin ve sarayların kubbeleri, duvarları da yarıldı.
Kılıfına uydurulmadan, layıkıyla yapılmaya çalışılan restorasyon çalışmalarında ise modern malzemeler kullanıldı.
Yaz yaz bitmez!
Asıl trajik olan ne biliyor musunuz?
Tarihi eserlerimiz, kültür miraslarımız bir bir yok olurken, ecdadı ve geçmişiyle en çok övünenin de yine bizlerin olması!
Ne de olsa en milliyetçi biziz. Herhalde adı milliyetçilik kavramıyla en son anılacak ülke de İsviçre'dir!
Raslantıya bakar mısınız?
Dün şu haber ajanslara düştü:
"İsviçre'nin Zürih kentinde 122 yaşındaki bir tarihi fabrika, yenilenen demiryolu ile kesişince yıkılmasın diye için kızaklarla 60 metre yana kaydırıldı.
6 bin 200 tonluk dev binanın taşınma işlemi 16 saat sürdü. Tarihi bina en az 100 yıl daha yeni yerinde duracak."
Şimdi "İsviçre bizden daha milliyetçi" desem kim itiraz eder?


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA