Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MEVLÜT TEZEL

Yılmaz Güney meselesi!

Murathan Mungan'ın Yılmaz Güney ve sineması hakkında yaptığı güzelleme doğruydu. Farah Zeynep Abdullah'ın Güney'in bir katil olduğunu hatırlatması da doğruydu.
Dahası var; Güney alkollü araç kullanırken bir çocuğu ezip ağır yaralamıştı. Eşi Nebahat Çehre'yi arabasıyla ezip, köprücük kemiğini kırmıştı.
O kadar sadist ve megalomandı ki, ikinci eşi Fatoş Güney'in kafasına elma koyup nişan almıştı. Güney'in vakaları saymakla bitmez!
Elbette Güney sanatında ne kadar ileri olsa da feodal bağlarından kurtulamayan bir suçluydu.



Öte yandan Türk Sineması, hâlâ Güney'in cezaevinden yazıp, yönettiği, askerlerle köşe kapmaca oynanarak çekilen 'Yol' filmini aşamadı!
'Umut' ve 'Sürü' filmleri de birer başyapıt. Güney, ABD'de doğsaydı belki hapisten hiç çıkamazdı ya da Oscar'lı yönetmen olurdu.
Peki, Zeynep Abdullah, 70'lerde 'Çirkin Kral'ın karşısına çıksaydı Çehre ya da Fatoş Güney ile benzer kaderi paylaşır mıydı? Belki de şimdilerde magazin programlarında Güney ile yaşadığı fırtınalı aşkı anlatılıyor olacaktı.
Oysa şimdi kadına karşı yapılan en ufak hareketin hesabını soran 'Me Too' çağında yaşıyoruz. Güney'in suçlarına imza attığı dönemde 'Kadının adı bile yoktu'!
Olaylar ve karakterlerle günümüz değer yargılarıyla hesaplaşacaksak sanat tarihi kitaplarından silinecek çok insan var!

YETENEK VE SUÇ!
Örneğin büyük Fransız yazar Honoré de Balzac, bir süre tefecilik ve jigololuk yaptı.
Halikarnas Balıkçısı, babasını öldürdü.
Efsane filozof Michel Foucault, pedofili hastasıydı. Hatta 1976'da Fransa'da özel ilişkilerde rıza yaşının 12'ye çekilmesiyle ilgili yasa için imza kampanyası başlattı.
Oscar'lı yönetmen Roman Polanski tecavüz suçu işledi.
4 Oscar'lı Woody Allen, evlatlık kızı Dylan Farrow'a cinsel tacizde bulundu.
Efsane filozoflar J. P. Sartre ve Simone de Beauvoir'in ilişki çeşitliliği bugün bile marjinal kaçabilir!
Efsane opera bestecisi Richard Wagner, Adolf Hitler'i destekledi.
Uzun yıllar örnek baba ve insan olarak gösterilen 'Cosby Ailesi'nin başrol oyuncusu Bill Cosby, birçok kadına tecavüz etme suçundan şu an hapiste.
Ama bugün 'Cosby Ailesi' ekranda olsa, çok izlenir!
O zaman suçlu ve ahlaki açıdan dibe batmış sanatçıları nasıl değerlendireceğiz?
Her yazarın, yönetmenin eserinin yanında sabıka kaydını mı yayınlayacağız?
Yılmaz Güney'in kişiliğinin savunulacak bir tarafı yok ama onu değerlendirirken sanatı ile kişiliğini ayrı tutmak gerekiyor.
Pedofili hastası Michael Jackson'ın 'Billie Jean' şarkısını hafızanızdan silebiliyor musunuz? Aynı şekilde Güney'in kadın düşmanlığı, katil olması da 'Yol', 'Sürü', 'Umut' filmlerinin birer başyapıt olduklarını değiştirmez!

***


11 BİN 400!
UEFA Avrupa Kulüp Futbolunun Durumu raporunu açıkladı. Rapora göre Türkiye'de alt ligler ve kupalarla beraber toplam 5 milyon 600 bin futbol seyircisi var.
Süper Lig'de maç başına seyirci ortalaması 11 bin 400. 80 milyonluk ülkeye göre bu rakam çok az.
Elbette üç büyüklerin seyirci ortalaması diğer takımlara göre yüksek.
Ortalamayı düşürenler ise diğer İstanbul takımları.



Örneğin geçtiğimiz yıl Karagümrük'ün iç saha maç başına seyirci ortalaması sadece 1 bin 353. Başakşehir'in 2 bin 584, Kasımpaşa'nın 2 bin 269, İstanbulspor'un 2 bin 475.
İstanbul'dan sekiz takımın Süper Lig'de olması ligin seyir zevkini ve kalitesini düşürüyor!
Bu takımların bu düşük seyirci ortalamalarına rağmen birçok Anadolu şehri takımından daha iyi kadrolara sahip olması da ayrı bir tartışma konusu!
UEFA'nın raporunda dikkat çeken bir diğer veri ise Süper Lig'de genç oyunculara sahada verilen sürenin azlığı. Ortalama yüzde 16!
'Yabancı sınırı olmasın, rekabet olursa futbolcularımız gelişir, üç yerli kuralı kalksın' diyenlere de şu bilgiyi paylaşalım: Genç oyunculara süre vermede Avrupa'da sonuncuyuz!
İlk 11'de üç değil, dört, beş yerli oyuncu oynatmak zorunlu olmalı.

***


HATANIZI ANLAMAK
Uraz Kaygılaroğlu, son dönemin en yetenekli aktörlerinden biri.
Pozitif, esprili kişiliğiyle de dikkatleri çekiyor. Ve şarkı söylemeyi de çok seviyor.
Melike Şahin'in konserine şarkıya bağıra bağıra eşlik etmesi ve bir sokak müzisyeniyle 'Asla Vazgeçemem' şarkısını söylemesi samimi ve güzel anlardı.



Ancak ünlü aktör son şarkı söyleme deneyiminde tepkiyle karşılaştı.
Gece bir apartmanın önünde, o an tanıştığı insanlarla koro halinde şarkı söyleyince üzerine su döküldü.
Uraz da hatasını anlamış olsa gerek su dökülme anının görüntüsünü "Dün gece tanıştığım arkadaşlarımla haklı tepki gördüğümüz o anlar" notuyla paylaştı.
Keşke Uraz gibi herkes yaptığının hata olduğunu anlasa.
Özellikle İstanbul'da gürültü kirliliği büyük bir sorun.
Araçlarda yüksek sesle müzik dinleyerek ses kirliliği oluşturmanın cezası 436 TL. Galiba bu cezadan polisler de habersiz!

***


BİR ZORBA NASIL YETİŞİR?
Twitter'da şöyle bir paylaşıma denk geldim:
"Öğretmen yeğenim, arkadaşlarını sürekli taciz eden, iten, kakan, çelme takan yaramaz öğrencisini karşısına alıp tatlı bir dille davranışlarının yanlışlığını anlatmış.



Ertesi gün annesi okula gelip şikâyetçi olmuş. Sebep: çocuğumuzu biz özgüvenli yetiştiriyoruz, öğretmeni enerjisini aşağı çekmiş."
Okullardaki akran zorbalığının bir nedeni de ailelerin çocuklarını yanlış yönlendirmesi.
Zorbalık yapan çocuk, aileden takdir görünce büyüyünce kadın dövüyor, doktor bıçaklıyor, trafikte adam öldürüyor!

***


Altyazı
"Fakirin yüzü soğuktur. Niye soğuktur Cabbar gardaş? Parası yoktur da ondan. Mesela kış gününde, en soğuk vaktinde, cebinde paran olsa üşümezsin; hamamdaymış gibi terlersin. Amma velakin para olmadı mı yaz gününde üşürsün. Neden? Çünkü para adamı sıcak tutar; sıcahhh." (Umut)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA