Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MEVLÜT TEZEL

150 yıl yaşamak kaçınılmaz!

Geçtiğimiz yıl Çin Başkanı Xi Jinping, Rusya Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore Başkanı Kim Jong Un'un, mikrofonlar kapalı olduğunu zannettikleri sırada aralarında yaptıkları 150 yıl yaşamaya dair konuşma medyaya düşünce tartışma yaratmıştı.
Putin'in "Biyoteknolojinin gelişmesiyle birlikte, insan organları sürekli olarak nakledilebilir, insanlar gitgide gençleşebilir ve hatta ölümsüzlüğe bile ulaşabilir" dediği duyulmuştu.
Ardından Jinping, "İnsanların bu yüzyıl içinde 150 yaşına kadar yaşamaya başlayacağı öngörülüyor" diyordu.
Bilim insanları tarafından tartışılan bu konuyu dünya liderlerinin ağzından duymak önemliydi!
Ben de geleceği etkileyecek araştırmalara ne kadar kaynak ayrılacağına karar veren bu liderlerin 150 yıl yaşamayı konuşmalarının önemli bir gösterge olduğunu yazmıştım.



Bu konunun takipçisi olarak yeni bir bilgi paylaşmak isterim.
Geçtiğimiz hafta Steve Horvath, insan ömrünün 150 yıla kadar uzatılmasının artık neredeyse kaçınılmaz olduğunu açıkladı.
Bu açıklamayı değerli kılan ise Horvath'ın yaşlanmayı ilk kez sayısal ve objektif biçimde ölçmeyi mümkün kılan epigenetik saatleri bulan kişi olması!
Yani yaşlanmayı ölçülebilir bir biyolojik süreç hâline getiren, uzun yaşam alanında konuştuğunda dikkate alınması gereken en önemli kişiden bahsediyoruz.
Horvath'ın şirketi yaşlanmayla birlikte bozulan hücresel işleyişi yeniden sağlıklı hâle getirerek hastalıkları ve fiziksel gerilemeyi tersine çevirmek üzerine çalışıyor.
Horvath'a göre 150 yıl ömre ulaşacak yöntemleri bulmak için uzun yıllar beklemeyeceğiz!
Çünkü son yıllarda yapay zekânın biyolojiye entegre edilmesi, uzun ömür araştırmalarını beklenenden çok daha hızlı ileri taşıdı.
Elon Musk'ın da tartışmaya dahil olması rastlantı değil!
Tabii 150 yıl yaşamın da dünyayı büyük bir huzur evine dönüştürmesi gibi sorunları da beraberinde getirecek!
Doğum oranlarının da sürekli düştüğünü hesaba katarsak demans, parkinson vs. hastası milyarlarca insan dünyanın sonunu da getirebilir!
Ha sağlıklı, dinç ihtiyarlar ordusu olacaksak o zaman iş değişir!
Özetle spor yapın, sağlığınıza dikkat edin, sigara içmeyin belki 150 yıl yaşayacaklar treninin bir yolcusu da siz olabilirsiniz!



GOOGLE'IN
SAĞLIK OYUNU!

Bir sağlık sorunu yaşadığınızdan şüphelendiğimizde artık ilk yaptığımız şey; internette araştırmak oluyor.
Doktorların duymayı en sevmediği söz de "Ama ben internete bakmıştım orada böyle yazıyordu" oluyor.
Eskiden arama motorlarına sağlık sorunlarıyla ilgili bir şey yazdığınızda karşınıza ana akım medyada doğruluğu sorgulanmış haberler, hastanelerin sağlık sorunlarıyla ilgili yayınladığı bilgilendirme yazıları, uzman doktor görüşleri çıkıyordu!
Ancak arama motorları yapay zekayla desteklendiğinden beri sağlık aramaları yaptığınızda karşınıza ilk en çok izlenen YouTube ya da Short videolar çıkıyor!
En çok izlenenler de genelde sansasyonel, abartılı videolar oluyor.
Google ise bu eleştiriye arama sonuçlarının en üstünde yer alan ve üretken yapay zeka kullanarak kullanıcı sorularını yanıtlayan bu özetlerin "güvenilir" olduğunu ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ile Mayo Clinic gibi saygın tıbbi kaynaklara atıf yaptığını söylüyor.
Ancak Berlin'den yapılan Google aramaları kullanılarak elde edilen ve 50 binden fazla sağlık sorgusuna verilen yanıtları analiz eden bir çalışma, en çok atıf yapılan kaynağın YouTube olduğunu ortaya koydu.
YouTube artık Google'dan sonra dünyanın en çok ziyaret edilen ikinci internet sitesi.
Ne büyük tesadüf ki, Google'ın da, YouTube'un da sahibi Alphabet şirketi!
Elbette Alphabet'in 2006'da YouTube'u 1,65 milyar dolar gibi rekor bir fiyata satın aldığında bir planı vardı elbette!
O paranın çıkarılması için Google aramalarında bilinçli bir şekilde YouTube öne çıkarılıyor!
Elbette bu etik değil, rekabet kurallarına aykırı!
Ama asıl "Yok artık" dedirten ise sağlık gibi milyarlarca insanın en hassas olduğu konuda bile Google'ın en faydalı, en doğru bilgi yerine daha çok para kazanmak için arama sonuçlarında kardeş şirketi YouTube'u öne çıkarması!
Bu yıl 4 trilyon değere ulaşan Alphabet'in, sağlık aramalarında bile kendine kar getirecek arama sonuçlarını öne çıkarması gerçekten utanç duyulacak bir durum!



ODAKLANMA 40 SANİYEYE DÜŞTÜ


Dikkat süresi kişi bir işle meşgulken dikkati dağılmadan o işe konsantre biçimde geçirdiği süreye denir.
Araştırmalar, son 20 yılda insanların tek bir işe odaklanabildikleri ortalama sürenin yaklaşık 2,5 dakikadan 40 saniyeye kadar düştüğünü gösteriyor.
Yani bir şeye odaklanırken bir mesaj, e-mail, uygulama ya da sosyal medya bildirimi vs. dikkatimizi dağıtan unsunlar o kadar fazla ki, herhangi bir şeye odaklanma süremiz 40 saniye düşmüş.
Biraz daha düşerse balıklarla aynı hafıza düzeyine ulaşabiliriz!
Ellerinden tablet ve cep telefonlarını düşürmeyen çocuklarda bu süre daha da az olabilir! Uzmanlara göre odaklanma kaybı, daha yüksek strese girmeye, hata oranın artmasına ve yapılan işte verimin düşmesine neden oluyor! Öte yandan beynimiz o kadar harika bir mekanizmaya sahip ki, düşen dikkat oranını kısa sürede artırabiliyoruz.
Örneğin cep telefonunu uçuş moduna almak, mesajlara bakmamak, TV, cep telefonunda harcadığımız süreyi azaltmak odaklanma süremizi artırıyor!
Bunları okumaktan sıkıldınız biliyorum. Cep telefonunun zararlarını bilmeyen yok ama yine de ekran bağımlılığından kurtulamıyoruz.
Çözüm çok basit cep telefonu ile olan dostluğumuzu kısıtlamak ama pratikte bunu yapamıyoruz.
Sigaranın zararlarını bilip içmeye devam etmek gibi bir şey bu.



Altyazı


"Akıllı bir düşman güvenli olduğunu düşündüğün yerden saldırır." (Pearl Harbor)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.