İstanbul'un nüfusu 2024 yılında 15 milyon 701 bin 602 kişiye ulaşarak 131 ülkeyi geride bıraktı.
Mega kente ayrıca günlük ortalama 1-2 milyon kişi girip çıkıyor! Ve İstanbul göç almaya devam ediyor!
İstanbul ve çevresinde yaşanacak olası büyük bir depremde insan kaybı sayısı ne kadar olur acaba?
Şöyle bir örnek vereyim; İstanbul'da yıkılma riski olan yapılarda yaklaşık 3 milyon kişi yaşıyor!
Türkiye'deki ticari faaliyet, enerji altyapıları ve fabrikaların çoğu da İstanbul ve Marmara bölgesi illerinde!
Olası büyük bir depremde sanayimiz, ticari ve enerji altyapımız da çökebilir!

Depremin dışında İstanbul'un aşırı insan yoğunluğu yüzünden hava ve çevre kirliliği, su ihtiyacı ve trafik gibi birçok sorunu var!
Dün Türkiye Gazetesi'nde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda başta İstanbul olmak üzere Marmara bölgesindeki aşırı yoğunlaşmanın azaltılması, muhtemel bir depreme karşı tedbir alınması ve ülke genelinde dengeli bir sanayi dağılımı sağlamak maksadıyla İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere farklı sanayi havzaları oluşturulacağına dair bir haber okudum.
İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 OSB'nin yanı sıra büyük sanayi tesisleri, ulaşım ve enerji altyapısı açısından kritik görülen altyapıların, depremlere karşı risk durumlarının tespit edilecek.
Durumu riskli olan sanayi tesisleri ve kritik altyapılar deprem riski az olan illere taşınacak.
Belirlenen illerin Kastamonu, Samsun, Ankara, Amasya, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Konya, Niğde, Karaman, Mersin olduğu iddia ediliyor.
İnşallah bu büyük proje gerçekleşir.
İstanbul'un nüfusu azalır. Bursa, Kocaeli ve Tekirdağ başta olmak üzere ülkemizin can damarı sanayi sektörü yukardaki adı geçen illere taşınır.
Böylece ülkedeki nüfusun dağılımı da bir ölçüde dengelenir.
Elbette asıl önemli olan bu projenin uygulanması!

YAPAY ZEKA APTAL YAPIYOR!
MIT Media Lab'de yapılan bir deneyde, katılımcıların deneme yazarken beyin aktiviteleri EEG ile izlendi.
Hiçbir dijital araç kullanmayanlar, sadece Google'dan yararlananlar ve ChatGPT desteğiyle yazanlar karşılaştırıldı.
Araştırmanın sonuçları şaşırtıcıydı:
Dışsal yardım arttıkça bilişsel işlem, dikkat ve yaratıcılıkla ilişkili beyin ağlarındaki aktivite belirgin biçimde azalıyor.
ChatGPT kullanan katılımcıların büyük bölümü ise yazdıkları metinden tek bir cümleyi bile hatırlayamıyordu.
Donanım Haber'deki bu araştırmayla ilgili herkesin bildiği bir örnek verilmiş:
Navigasyon uygulamaları hayatımıza girmeden önce ilk kez gittiğimiz bir yolu zihnimizde adım adım kaydederdik.
Dönülen köşeler, geçen dükkanlar, ışıklar hafızaya kazınır ve birkaç denemeden sonra o güzergâh ezbere bilinir hale gelirdi.
Şimdi yol ezberleyen var mı?
Çocuklar sınavda kopya çekerken bile ChatGPT kullanıyorlar.
Soruyu uygulamaya okutup çıkan yanıtı yazıyorlar ve soruya dair hiçbir şey hatırlamıyorlar.
Eskiden sınav kopyası minik kâğıtlara yazılırken bile bir öğrenme süreci yaşanıyordu. Bunlar küçük örnekler.
Uzun bir metni ChatGPT'ye özetletmek, yapay zekaya karmaşık mimari bir çizim yaptırmak, bir şarkı için yeni bir melodi buldurmak, kısa film oluşturmak, raporları analiz ettirmek vs. haberde de belirtildiği gibi yapay zeka işimizi çok kolaylaştırırken bizi de zamanla aptal yapacak!
İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en büyük fark; düşünme işini de yapay zekaya bırakacağız.
Oysa öğrenme süreci ne kadar zor olursa insan beyni o kadar gelişir.
Yapay zeka bu zorluk sürecini ortadan kaldırdıkça insanoğlunun IQ seviyesi de yavaş yavaş düşecek! Ve bir gün yapay zeka ne derse onu yapacağız.

BEYAZ SARAY YAKALANDI!
Beyaz Saray'ın, ICE birimlerine karşı düzenlenen protestolarda gözaltına alınan bir kadına ait fotoğrafı dijital olarak değiştirerek servis ettiği ortaya çıktı.
Gözaltına alınan Nekima Levy Armstrong adlı kadının gerçekte olmadığı halde ağlıyor gibi gösterildiği ortaya çıktı.
Beyaz Saray'ın fotoğraf üzerinde basit bir oynamada bile yakayı ele vermesine mi şaşırayım, manipülasyon ve algı oyunlarına girişmesine mi kızayım bilemedim.

YORUMCUYKEN KİMSELERİ BEĞENMİYORDU
Sergen Yalçın futbol yorumculuğu yaptığı sırada Alanyaspor ve Karagümrük'te teknik direktörlük yapan Francesco Farioli için şunları söylemişti:
"Bu adam Sassuolo'da kaleci antrenörüydü. Alanya getirdi bunu yardımcı antrenör olarak. Sonra takımı verdiler antrenör oldu. Sonra bunu öyle bir parlattılar ki, adı büyük takımlarla anıldı.
Komedi bir ülke futbolu var ya komedi!"
Sergen yine yorumculuğu sırasında dört maç üst üste kazanan Beşiktaş hocası Ole Gunnar Solskjaer için "Kimi yendin Antalya, Konya Sivas, Eyüp. Bunlar zaten zayıf takımlar" diyerek başarıyı hafife almıştı.
Dün Beşiktaş, Eyüpspor'la berabere kaldı!
Beşiktaş 18 maçta, 8 galibiyet, 6 beraberlik, 4 mağlubiyet aldı. Sergen'in puan ortalaması 1.67.
Sergen futbol yorumculuğu yaptığında kimseyi kolay kolay beğenmezken başına gelecekler belliydi aslında!
Sergen'in kaleci antrenörü diye dalga geçtiği Farioli de şu an Porto'nun teknik direktörü ve takımı 19 maçta, 18 galibiyet, 1 beraberlik aldı, namağlup lider.
Farioli 2.89 puan ortalamasına sahip!
Eleştirmenlik konforlu, kolay bir iş, asıl zor olan antrenör ve futbolcu olmak!
Beni asıl şaşırtan; futbolun içinden gelmiş, bu işlerin ne kadar zor olduğunu bilen bazı yorumcuların, etkileşim almak için atıp tutmaları, kimseleri beğenmemeleri!

Altyazı
"Sen acı çekmemek için kendini kandırmayı tercih ediyorsun. Gerçeklerle yüzleşebilme cesaretini göstermen gerekir. Daha sahici bir bölge arıyorsan, oraya varmak için gerektiğinde yıkıcı olacaksın." (Kış Uykusu)