Fotoğrafları İran'a yönelik olası operasyon için bölgede konuşlanan ABD donanmasına ait USS Tripoli gemisinden görev yapan personel paylaştı.
Gemide çekilen fotoğraflarda, bir öğünde sadece didiklenmiş etten bir kaşık ve tek bir tortilla servis edildiği, diğerinde ise gri renkli işlenmiş et ve birkaç haşlanmış havuç verildiği görüldü.
3 bin 500 deniz piyadesi ve denizcinin bulunduğu gemi, Japonya'daki Okinawa üssünden ayrıldıktan sonra bir aydan uzun süredir denizde bulunuyor ve İran limanlarına yönelik ablukasında aktif rol alıyor.
Bir asker, ailesine gönderdiği mesajda yiyeceklerin karneye bağlandığını, kahve makinelerinin bozuk olduğunu ve taze sebze ile meyvenin tamamen tükendiğini aktardı.

Bir asker annesi de gemide açlık çeken oğluna gönderdiği bakım paketleri için 2 bin dolar harcadığını ancak hiçbirinin teslim edilmediğini açıkladı.
Ünlü USS Abraham Lincoln'de görev yapan personel de açlık ve düşük moralden yakınıyor.
Uzmanlara göre bu tablo, savaşın ABD'nin tedarik hatlarını ne denli zorladığını gösteriyor.
Sürekli operasyon halinde olan donanma unsurlarının liman ziyareti yapamaması, ikmal sorunlarını derinleştiriyor.
Özetle dünyanın en büyük ve en güçlü ordusunda açlıkla mücadele eden askerler var!
Eğer askerin karnı doymazsa milyarlarca dolarlık sistemler, jetler, radarlar vs. işe yaramaz.
Tarihte bunun birçok örneği var; savaşı kazandıran çoğu zaman tedarik zinciridir (yemek, yakıt, mühimmat, bakım).
İran'ı ablukaya alırken bile askerini aç bırakan ABD ordusu, daha büyük savaşlarda neler yaşar acaba?
***
3 HAMBURGER MENÜ = 1 KAHVE MAKİNESİ!
Önceki gün çocukları Beşiktaş'ta bir hamburgerciye götürdüm.
Üç hamburger, bir avuç patates kızartması ve üç içecek için 2100 TL ödedik.
Bu parayla ortalama bir kahve makinesi alabiliyorsunuz.

Ayda dört kez çocukları hamburgerciye götürmek yerine de, bir çamaşır makinesi alabilirsiniz.
Evet, kira, çalışan, işletme vs. giderleri yüksek demeyin bir fincan kahve 250 TL olur mu?
Arz-talep dengesiyle de açıklanamaz bu fiyatlar.
Bir ankete göre mart ayında İstanbulluların yüzde 55,6'sının dışarıda yeme-içme harcamalarını azalttığı ortaya çıktı.
Fiyat denetimi deyince akla hep marketler geliyor ama asıl denetimler yeme-içme sektöründe yapılmalı!
***
AYNI FİLMİ İZLİYORUZ
Fenerbahçe, Rizespor maçında 90+8'de yediği golde kaleci Ederson'un hatası çok konuşuldu ama golden önce kaleci Fofana için çalınan faul hatalıydı.
Kaleci Fofana, küçük bir el teması üzerine kendini yere atıp ceza sahasının dışında topu elinde tuttu.

Normalde Fenerbahçe serbest vuruş kullanmalıydı ve Fofana kırmızı kart görerek oyundan atılmalıydı.
Belki de bu hata yüzünden şampiyonluk gitti!
Bu yazıma da birçok yorum alacağım yine ama öncesinde tek bir soru soracağım; aynı hatalı karar sonrası puan kaybedilseydi Okan Buruk neler yapardı? Bu son olay Fenerbahçe'ye yönelik yapılan hakem hatalarının artık kanıksandığını gösteriyor.
En kötüsü de bu! Bir takım nereye kadar hem rakiplerini hem de hakemleri yenebilir?
Bu sezon da yine aynı filmi izliyoruz!
***
CARREFOURSA'NIN A101'E SATILMASI...
Sabancı Holding ile Carrefour Grubu'nun CarrefourSA'daki toplam yüzde 89,28 hissesi A101'in bağlı olduğu Yeni Mağazacılık A.Ş.'ye 325 milyon dolara satıldı.
İşlemin tamamlanması, gerekli düzenleyici onaylarının alınmasına bağlı.
A101, yaklaşık 13 bin 500 şubesiyle Türkiye'de en çok şubesi olan market zinciri.
İkinci 12 bin 400 şube ile BİM, üçüncü 11 bin şubeyle ŞOK, dördüncü 4 bin 300 şube ile Tarım Kredi Kooperatif Marketleri, beşinci 3 bin 800 şube ile Migros.
Şube sayıları sürekli değiştiği için bunlar yaklaşık rakamlar!
Şimdi CarrefourSA'nın bin 250 şubesi de Yeni Mağazacılık A.Ş.'ye geçecek.
Bu mağazalar aynı ya da farklı isimle devam ederler mi, yoksa hepsi A101'e mi döndürülür bekleyip göreceğiz.

Elbette önce Rekabet Kurumu'nun onay vermesi gerekiyor.
Peki, bu satış tekelleşme yaratır mı?
BİM, ŞOK, Migros gibi güçlü rakiplerin olduğu bir pazarda oransal açıdan belki tekelleşme yaratmıyor gibi gözükebilir ama market zincirleri arasında rekabet azalabilir!
A101 zaten sektöründe en büyüğüydü.
Şimdi CarrefourSA ile farklı müşteri segmentine (orta-üst gelir grubu) girecek.
Yeni Mağazacılık A.Ş.'nin şube sayısı 15 bine yaklaşacak.
En önemlisi şehir içlerinde güçlü lokasyonlara sahip olacak, bu da fiyat rekabetini düşürebilir.
Hatta bazı bölgelerde yerel tekel etkisi yaratabilir. Bir dönem dört market zincirine ortak fiyat belirleme gibi nedenlerden ötürü cezalar kesildiğini unutmayalım.
Hatta dört market zincirinin piyasaya hakim olmasının yaratacağı kartel tehlikesini önlemek için Tarım Kredi Kooperatif Marketleri'ne bağlı 4 bin 300 şube açıldı.
Ve sırf tekelleşme olmasın diye Tarım Kredi marketlerine zararına satışlar yaptırılırken, şimdi CarrefourSA'nın bin 250 şubesini en büyük oyuncuya satışına izin vermek çelişki değil mi?
CarrefourSA illa piyasadan çekilmek istiyorsa şubelerinin yeni bir oyuncuya satılması tekelleşmeyi önlenme adına daha mantıklı bir karar olmaz mı?
Şu da unutulmasın; zincir marketlere sokak aralarına girecek kadar küçük şubeler açmalarına onay verilerek çok ama çok büyük bir iyilik yapılmıştı.
Bu iyilik küçük esnafı zarara uğratmış ve bakkalcılık sektörünün bitirmişti!
Daha iyi anlaşılması için şöyle bir örnek vereyim. Ünlü ucuz market zinciri Lidl'in bile Almanya'da sadece 3 bin 239 şubesi var!
Bakalım Rekabet Kurumu'nun kararı ne olacak?
***
Altyazı
"Akıl, en zayıf olduğu gecelerin sabahında, hiç olmadığı kadar güçlüdür." (Naked)
