Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HİLAL KAPLAN

Türkiye’nin stratejik özerkliği

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Türkiye'nin dış politikası artık sadece "denge" anlatısıyla açıklanamaz. Gazze ve Suriye dosyaları, Ankara'nın yeni bir çizgiye geçtiğini gösteriyor. Bu çizgi yumuşak değil. İdare eden bir çizgi de değil. Gerekirse çatışmayı göze alan bir hat bu.
Gazze meselesi bunun en açık örneği. Türkiye bir yandan Batı sistemiyle bağını koparmıyor. Trump'ın yeniden şekillendirmeye çalıştığı Atlantik düzeninin hâlâ içindeyiz. NATO'dayız, masadayız, oyunun dışına çıkmış değiliz. Ama aynı anda İsrail'e karşı en sert siyasi dili kullanan ülkelerden biriyiz. Ankara burada şunu söylüyor: "Sistemin içinde olmam sineye çekeceğim anlamına gelmiyor." Bu, Batı için alışıldık bir tutum değil.
Bu nedenle Türkiye'nin Gazze pozisyonu sadece İsrail'e değil, Batı'ya da yönelmiş bir itirazdır. İsrail'i dokunulmaz gören güvenlik aklına karşı çıkılıyor. Bu tavır, Türkiye'yi rahat bir diplomatik alandan çıkarıyor. Ama bilinçli bir tercih bu. Ankara ahlaki pozisyonunu erteleyen bir aktör olmayacağını belli ediyor.
Suriye dosyası ise sertliğin başka bir yüzünü gösteriyor. Burada ideoloji yok, romantizm yok. Sahada ne varsa o var. Türkiye'nin önceliği net: Sınır güvenliği, terör tehdidi ve göç. Bu hedefler için Ankara, geçmişte düşman saydığı aktörlerle bile masaya oturabiliyor. Çünkü mesele artık "kim haklı" değil, "kim etkili".
Gazze'de normatif bir isyan, Suriye'de soğuk bir gerçekçilik. Bu iki hat bir çelişki değil. Yeni dış politika anlayışının iki yüzü. Türkiye bir yandan yüksek sesle konuşuyor, diğer yandan sessizce alan tutuyor.
"Stratejik özerklik" denilen şey tam olarak bu. Ne Batı'dan kopuş ne de Doğu'ya teslimiyet. Türkiye, ittifakların içinde kalıp onların sınırlarını zorlamayı seçiyor. Bedelini de biliyor. Baskı, yalnızlık, ekonomik kırılganlık... Hepsi masada. Ama Ankara artık kısa vadeli konforla ilgilenmiyor.
Bugün Türkiye'nin sorduğu soru şu: "Kime yaranıyoruz?" değil, "Nerede duruyoruz ve neyi göze alıyoruz?" Gazze bu duruşun ahlaki sınavı. Suriye ise güç sınavı. İkisi birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo net: Türkiye edilgen bir denge unsuru olmaktan çıkıyor. Sistemin içinde ama hizaya girmeyen bir aktör olmayı seçiyor.
Bu yol riskli. Ama Ankara'nın hesabı açık. Çünkü bazen sessiz kalmanın maliyeti, konuşmanın maliyetinden daha ağırdır.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.