Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett geçen hafta Bloomberg ekranlarında şunu söyledi:
"Bizi kuşatmaya çalışırlarsa boş durmayacağız. İran'dan sonra Türkiye..." Cümleyi yarıda bıraktı. Kendince gözdağı verdi. Soykırımcı bir devletin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin gözaltı kararı çıkardığı bir başbakanın yanında yer alan, çocuk katliamını "meşru müdafaa" diye pazarlayan bir siyasetçi canlı yayında bölgeyi tehdit ediyor. Yüzünde tek bir insani mimik yok. Zaten insanlıktan bir eser de yok.
Hatırlatmaktan yorulmayacağım: Gazze'de 80 bin insan katledildi. Hastaneler yerle bir edildi. Çocuklar enkaz altında saatlerce bağırdı, kimse duymadı. Bebekler açlıktan can verdi. Anneler parçalanmış cesetleri naylon torbalara topladı. Ateşkes imzalandı, mürekkebi kurumadan çiğnendi. Bunların büyük çoğunluğu sivildi. Büyük çoğunluğu kadın ve çocuk tu.
Ve şimdi bu katliamın müsebbibi siyonist düzenin temsilcisi, bölgede barış için çabalayan Türkiye'yi tehdit ediyor.
Sistem tam da burada açığa çıkıyor. Bennett tehdit edebiliyor; çünkü ABD bu savaşı finanse ediyor, silahlandırıyor, meşrulaştırıyor. Beyaz Saray'ın kendi verilerine göre, Trump yönetiminin İran'a yönelik saldırıları şimdiye kadar ABD'ye 12 milyar dolara mal oldu. 12 milyar dolar. Gazze'de 80 bin ölü. Lübnan'da, İran'da yüzlerce sivil ölü. Ve Trump çıkıp "İran'ın askeri kapasitesinin yüzde 100'ünü yok ettik" diyor; zafer ilan ediyor.
Türkiye ise bu tabloda farklı bir tutum sergiledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır" dedi. Ve ekledi: "Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kasteden olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz."
Yani ne teslimiyet, ne de kışkırtıcılık. Bu, çökmekte olan uluslararası düzende adaleti ve hakkaniyeti hatırlatan bir devletin sesidir.
Bennett'in öfkesinin gerçek kaynağı da bu zaten: Türkiye'nin "durdurulamaz bir yükseliş" içinde olduğunu itiraf ederken, bunu tehdit olarak tanımlıyor. Yani bölgede bağımsız dış politika yürüten, Filistin'in yanında duran, Gazze'de sesi çıkan her ülke otomatik olarak "düşman" kategorisine giriyor.
Bu mantık, İsrail'in çürük düz mantığı. Ve tarihin bu döneminde Türkiye'nin o çürük mantığa boyun eğmediği ve eğmeyeceğini kabul etmekten başka çareleri yok.
Bennett cümlesini yarıda bıraktı. Türkiye zamanı gelince tamamlayacak.